Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Yüksek Sadakat

> Yükseği, Alçağı Olmaz Bizim Sadakatimiz Müziğe

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Yükseği, Alçağı Olmaz Bizim Sadakatimiz Müziğe

Yüksek Sadakat son dönemde yıldızı parlayan ve dinleyici kitlesine ulaşabilen rock grupların başında geliyor. Blue Jean Yayın Yönetmeni Kutlu Özmakinacı’nın kurduğu grup Cemil Demirbakan (vokal), Sefa Deniz Alemdar (davul), Uğur Onatkut (klavye), Serkan Özgen (gitar)’den oluşuyor. Cihangir’de ofiste görüştüğümüz grup üyeleri sahnenin dışında diğer grupların aksine birbirlerinden bağımsız duruyor. Onlar bu durumu “Biz kolej grubu değiliz?” şeklinde açıklıyor. Üye sayısı fazla olunca bir araya toparlanmak da tabii ki daha zor oluyor. Röportaj boyunca genellikle soruları Kutlu Özmakinacı ve Cemil Demirbakan cevaplıyor. Kısa olsa da Serkan Özgen de arada cümleler kuruyor. Uğur Onatkut daha çok dinlemeyi tercih ediyor. Sefa Deniz Alemdar ise zaten röportaj bitimine yetişebiliyor. Soruların iki kişi tarafından cevaplandırılması kaset çözümünde isimlerin karıştırılmasını engelliyor ve beş kişi ile aynı anda röportaj yapmanın zorluğunu ortadan kaldırıyor. Yüksek Sadakat ile müziğe olan sadakatlerini, rock müziğin hız kazanan ivmesini ve kısa sürede kitlelere ulaşmalarının altındaki sebepleri konuştuk.

Beş kişi olmanın zorlukları neler?

Kutlu: Kendi aramızda disiplinize olmaya çalışıyoruz ve bunu becerebilen bir grubuz. En başta hepimizin ayrı mesleklerden, ayrı yerlerden gelmiş olması.

Serkan: En azından provalar için bir araya gelebiliyoruz.

Kutlu: Aslında en büyük zorluk 24 saat müzikle uğraşamamak. Bu işten profesyonel olarak geçimimizi sağlayabilsek canımızın istediği zaman bir araya gelip istediğimiz şekilde çalışabiliriz. Fakat biz de birçok grup gibi akşamları bir araya gelip çalışabiliyoruz.

Farklı mesleklerde çalışıyor olmak müziği ister istemez ikinci plana itiyor mu?

Serkan: Mesleğimiz müzisyenlik ama onun yanında şartlar dolayısı ile başka işler de yapıyoruz. Fakat bunlar da müzik ile bağlantılı işler. Cemil’in işi biraz daha farklı.

Cemil: Hobi insanın boş vakitlerinde kafasını boşaltmak için yaptığı şeydir. Biz tüm yorgunluğumuza rağmen müziğe vakit ayırıyoruz.

Serkan: Diğer işler hobi.

Cemil: Yok o öyle de değil yarın şirkete gideceğim, öyle de söylemeyelim.

Bir dönem pop müzik furyası vardı, son dönemde genç rock grupları çıkıyor. Bu eğilimin sebebi nedir?

Kutlu: Birincisi popüler müzikte sound eskimesi var ve bu insanları yeni arayışlara itiyor. Aşağı yukarı Türkiye’de popüler müzik on beş yıldır revaçta ve ciddi anlamda tekrar var. İnsanlar artık farklı şeyleri dinlemek istiyor. İkincisi birkaç örneğin yapımcılara para kazandırması, yapımcıların bu anlamda biraz daha cesur davranabilmelerini sağladı. Son üç-dört yılda pop albümlerinden daha iyi para kazanan rock albümleri var. Yapımcılar da rock’a para yatırmanın makul olduğunu düşünmeye başladı. Üçüncüsü ve en önemlisi rock yapan müzisyenlerin kendi ulusal kimliklerini keşfedip onu müziklerine yansıtmaları. Bence mesela bunu Duman çok iyi yapıyor. Bu gerçek anlamda Türk rock’ının oluşmasını sağladı.

Müziğinizi tam olarak nereye oturtuyorsunuz?

Cemil: Rock demek direkt müziğin formu ile ilgili bir hadise değil. Rock daha çok duruş ile ilgili bir şeydir. Rock müziğin daha gerçekçi bir duruşu vardır ya da olması beklenir. Tabii ki belli formları vardır; ama o kadar farklıdırlar ki her şeyi her yere sıkıştırabilirsiniz.

Kutlu: Rock müzik tek bir tarzda algılanmaması gereken bir şey. Çok farklı alt kategorilerden oluşuyor. Bunlar içinde mesela sokaktan çok beslenen ve daha teenage tınılar olduğu gibi daha sanatsal, daha yetişkinlere yönelik rock yapılabilir. Bizimki bana göre daha yetişkinlere yönelik bir müzik. Bizim müziğimiz hem gençlerin dinleyebileceği hem yetişkinlerin dinleyebileceği bir müzik.

Güçlü bir tanıtım ile gelmediniz; fakat kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine çabuk ulaştınız. Bunu ne sağladı?

Kutlu: Cevabı kesin olan bir soru değil. Eğer bu sorunun cevabını verebilseniz hep aynı şeyi yaparsınız ve hep başarılı olursunuz. Fakat müzikteki en büyük problem başarının sabit bir formülü yoktur. Başarı da görecelidir. Biz nereden yakaladık; en basiti insanların hoşuna giden şarkılar var albümde. Bu şarkıların formülü içimizden gelmesi, samimi olması ve bugün aktüel olan bazı problemlere parmak basması. “Belki üstümüzden bir kuş geçer” şehrin insana verdiği o kaçma duygusuna hitap eden bir şarkı. Bir sonraki albüm belki de tamamen çuvallama olacak; ama neye göre yani onu da sormak lazım.

Cemil: Uzun yıllar müzik için mücadele ettiğimiz için ortak bir paylaşım yakalamak bizim için çok huzur verici bir şey.

Ne kadar sıklıkla albüm yapmayı düşünüyorsunuz? Aynı başarıyı yakalamamaktan korkuyor musunuz?

Kutlu: Bu albüm iyice hazmedildikten sonra.

Cemil: Bu en az bir yıl sürer. Bu şarkıların insanlara ulaşması için daha vakit var.

Kutlu: Bundan sonraki albümde başarısız oluruz diye korkumuz yok. Bu korkudan dolayı albüm yapmayacak değiliz.

Müziğe olan sadakatinizi “Yüksek Sadakat” olarak açıklıyorsunuz? Tek başına “sadakat” yetmiyor mu?

Kutlu: O bir çeviri temelde. Türkçede karşılığı yok. Çünkü sadakatin alçağı, yükseği olmaz. Sadakat ya vardır ya yoktur. O yüzden de oradaki yüksek, biraz Türkçe kurallarını da bozmayı göze alarak dikkat çekiciliği artıran bir unsur.

Şebnem Ferah’ın bir şarkısında “kul hiç değilim” deniyor. Erkin Koray yazdığı kitapta ‘Beş vakit namaz kılmıyorum; çünkü o kadar yoğunum ki bunu yapacak vaktim yok.’ diyor. Sizin de Kafile şarkınızda “Can ne cami çeker, ne kilise” deniyor. Rockçıların daha seküler olma gibi bir kaygısı mı var?

Serkan: Yok kesinlikle hiç alakası bile yok.

Kutlu: O sözleri yazanlara önce sormak lazım. Bir de yani bütün manasından kopararak anlamak lazım. Mesela bizim şarkımızdan bahsedelim. Kafile’de “can ne cami çeker, ne kilise” hangi bağlamda kullanılıyor ona bakmak lazım. İnsan aşık olduğu zaman böyle bir ihtiyaç hissetmez. Çünkü insanın aşık olma hali, tasavvufi duruma yakındır. Tam tersine orada dinin dışına değil içine çekmektir.

Tasavvuf ile rock müzik arasında dirsek teması var mı?

Cemil: Biz sonuçta bu ülkede doğduk büyüdük, kültürü, geleneği, aile yapısı ile bu ortamlarda yetiştik. Dolayısı ile yaptığımız müzikte yaşadığımız ve bu ülke ile ilgili her şey var. Şarkılarımızın kimilerinde tasavvufun etkisinin sezilmesi mümkün.

Kutlu: Asıl soru, “Bizim gelenek ile bir bağlantımız var mı?” Evet var. Çünkü tasavvuf bu topraklarda kültürel olarak zaman içinde tortu bırakmıştır. Biz bugünün yansıtılmasında geleneğin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bunu müziğinizde kullanabilirsiniz ve bu bugün yaptığınız işin daha sağlam bir yere basmasını sağlar.

Geleneksel olana vurgu yapmak ve ondan beslenmek bir anlamda işinizi kolaylaştırıyor mu?

Kutlu: Ne yapıyorsanız yapın, hangi alanda çalışırsanız çalışın gelenekten koparak bir şey yapmak mümkün değil. Müzik, sinema, politika… Yeni bir şey söylemenin yolu geçmişi bilmekten geçer.

Cemil: İnsan bu ülkede doğup büyüdükten sonra geleneğinden kopması mümkün değil; ama eğer sen geleneğin dışında bir şey yapmak istersen onu da yapabilirsin ve çok da başarılı olabilirsin. Geleneksel olmak başarıyı garantileyen bir şey değildir yani.

İlk çıkış parçanız aslında pop müzik parçası. Neden bunu tercih ettiniz, pop müzik dinleyicisini de çekebilmek için mi?

Kutlu: O tamamen kendi kendine oldu. Bilinçli yapılan bir şey değil.

Dinleyici kitleniz sadece rock severler mi?

Serkan: Bu müziği seven herkes bizi dinliyor.

Cemil: Ben kendim bu müziği dinliyorsam benim gibi insanlar da dinliyor.

Kutlu: Bizi geniş bir kitle dinliyor. Gelen mesajlardan ve konserlere gelen insan profilinden bunu anlıyoruz. Bizi sadece üniversite öğrencileri dinliyor diye somut bir şey söyleyemiyoruz. Farklılıklar içeren bir kitle.

Hem popülersiniz hem de değilsiniz.

Kutlu: Doğru grup olarak popüler olduk; ama birey olarak olmadık.

Bu avantaj mı, dezavantaj mı?

Kutlu: Kesinlikle avantaj, sokakta yürüyebilmek lüks.

Neden ayrılacağımızı tahmin etmek kehanete girer

Müzik grupları genellikle çok uzun ömürlü olmuyor. Yüksek Sadakat’i ne dağıtır?

Kutlu: Bu kehanete girer bilemezsiniz. Fakat müzikal ayrışma, fikir ayrılıkları, kişisel şikayetler, karakter farklılıkları ya da doygunluk yaptığı işten zevk almamak. Zaten genel olarak bunlardır grupları dağıtan.

Birlikte müzik yapıyorsunuz ama sahnenin dışında birbirinizden çok bağımsız görünüyorsunuz. Bu bir kopukluk mu, yoksa özgürlük mü?

Kutlu: Kolej grubu değiliz. Bahsettiğiniz şey genç yaşlarda bir araya gelip birlikte büyüyen ve bu işi birlikte öğrenen gruplarda görülür. Pek müzik bilmezler o yaşlarda. Biz öyle bir grup değiliz, dediğiniz doğru o anlamda. Müzik ile profesyonel olarak teker teker uğraşıp sonra bir amaç için bir araya gelen bir grubuz. Fakat bu aramızda bir arkadaşlık olmadığı anlamına gelmiyor.

Zaman-turkuaz - 08 Ekim 2006



Gönderen: IcHeLiM  [26 Kasım 2006 03:22:14]
Okunma Sayısı: 454

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com