|
Kişisel Anlarımın Fon Müziklerindendir Vega Şarkıları.
Notalar ve Deniz Özbey’in sesi arasında çok kaybolmuşumdur; çok kez sözler arasında bulmuşumdur kendimi. Bu anlamda sahnede izlemeyi ve birebir görüşmeyi en çok istediğim isimlerden biriydi Vega. Nihayetinde müzikleriyle bana hissettirdikleri; görüşme esnasında birbirimize çağrıştırdıklarımızla birleşti..
“Vega”nın birçok anlamı olduğunu biliyorum. Sizin çıkış noktanız neydi?
Deniz Özbey Akyüz: Bu isim bize verildi başta. Biz çok sevmemiştik. Sonra bunun bir takım yıldızı olduğunu öğrenince sevdik ve özel oldu bizim için.
Nasıl tanıştınız?
D: Tuğrul üniversitede erkek arkadaşımdı zaten. O şekilde gelişti her şey.
“Diğer albümleri de seviyorum; ama biz bu kadarız.” diye bir şey söylemişsiniz bir röportajda. Bu sonrası için bir kısırlık yaratmaz mı?
D: O kısırlık herkes için söz konusu. Öyle demek istememişimdir.
Tuğrul Akyüz: Öyle demek istememiştir, yani ilk iki albümü bitirdiğimizde eksikler kalmıştır, bu albüm oldu; çok da pişman olduğumuz bir şey olmadı, üzerine çok çalıştık. Tamam verdik ve içimiz rahat.
Gelebileceğiniz en iyi nokta nedir?
D: MFÖ’nün geldiği nokta. Yani nedir o? Kendi müziğini yapmaya devam etmek ve saygı duyulması.
“Alternatif” terimini kabullenmiyormuşsunuz Deniz Hanım?
D: Yani dünya için alternatif sayılmayan, ülkemiz için alternatif sayıldığında benim gururuma dokunuyor, aslında onu söyledim.
Peki Türk piyasasındaki yeriniz nedir? Özellikle ilk albümü baz alırsak, alternatif diyebilir miyiz?
D: Dediğim gibi pop piyasasına alternatif; bizim gibi müzikleri dinleyenler için alternatif değil.
T: Herkesin amacı alternatif müzik olmamalı bence; o alternatif müziği herkesin sevdiği hale getirmek olmalı. Bir şey çok satıyorsa, alternatif değildir o. Yani herkes yaptığı müziğin dinlenmesini ister; ama pop parçalarının bir mantığı vardır, o da al-tüket. Yani popüler müziğin tanımı öyle; ama bence öyle olmamalı. O an herkes seviyorsa popüler müziktir, tanım böyle olmalı.
Pop müziğin de bir kapsamı var aslında. Serzenişte çıktıktan sonra herkesin diline dolandı; tamam seviliyor; ama tüketilmiyor. İki günde unutulacak bir şey değil.
T-D: Evet, doğru.
Albümde şarkı seçimleri nasıl oluyor?
T: Ben bir şeyler yapıyorum; küçük parçalar halinde ama çok sayıda. Deniz bilgisayarda bakarken hatta dosyaları temizlerken buluyor.
Göstermiyormuşsunuz hatta yaptıklarınızı? (gülüşmeler)
T: “Deniz bak böyle bir şey yaptım.” diyerek fazla zorlamak istemiyorum; çünkü ben insanın gözüne sokar gibi bir şey beğendirilemeyeceğini düşünüyorum. O binlerce hayatın parçasından dikkatini çekiyorsa hakikaten güzel bir şeyler yapmışım demektir ve Deniz’in öyle seçmesini tercih ediyorum.
Bir albümü aldığınız zaman bütün şarkıları dinleyince hiçbir şey kalmıyor aklınızda. Bir süre sonra albümde bir şarkıyı keşfediyorsunuz aniden ve o şarkı yer etmeye başlıyor. Onunla da ilişkili galiba.
T: Onunla da paralellik var.
En sevdiğiniz şarkınız hangisi?
T: Ben çalmaktan zevk aldığım parça olarak söyleyebilirim ki bu daha başka bir şey..
Çok dinlemiyorsunuz albümünüzü galiba?
T: Deniz daha çok dinliyor. Bakıyorum arada ben de. Yanıyor Zaman diyebilirim ama.
D: Sokaklar Tekin Değil diyordum ben de; ama şimdi Hafif Müzik’te çok duygulanıyorum; söylerken de dinlerken de.
Forumda açıklamışsınız; ama bilmeyenler için sorayım yine de. K9’un anlamı nedir?
D: Bir insanın huyu hiçbir zaman değişmez. Onu kabul edip de bir ilişkiye girmek gerekiyor. En büyük problem bu. Eğer değiştiririm diyorsan kesinlikle değiştiremezsin, daha kötüye gider. Onu anlatıyor aslında. K9 eğitimli bir köpek; ama ne kadar çalıştırsan da, çok sevdiğim bir hayvan olsa da, vahşi tarafı gözlerinde gizlidir.
Hatta forumda “Acaba Deniz Hanım’ın köpeğinin adı mı?” diye sorular da oldu. Peki cover düşünüyor musunuz?
D: İstiyorum; ama vakitsizlik..
Hangi isimden yaparsınız peki? The Cure sevginizi biliyorum.
D: Yabancı parçaların haklarının alınması durumunu bilmiyorum, zor olabilir.
Çoğunlukla cover üzerine giden gruplar da olabiliyor bu arada tabii.
T: Biz cover konusuna karşı değiliz sonuçta.
D: İyi bir müzik yapıyorsan; ama kendini tanıtamamaktan dolayı sorun yaşıyorsan iyi bir cover ile çıkmak olabilir, tamam harika ilk albüm; ama işte ikinci albümde farklılaşması gerekiyor.
Duman mesela.
D: Duman, hak ediyor kesinlikle dinlenmeyi. Ne güzel oldu değil mi? İlk albümleri de çok güzel bence. İyi müzik yapan bir gruba puan verir cover yapmak.
90’larda pop müzik dalgası ortaya çıktı ve bir sürü ismi kazandırdı piyasaya. Şimdilerde de aynı durumu rock müzikte görüyoruz. Piyasa yeni gruplara kollarını açıyor, herkes çok mutlu; ama bana samimi gelmiyor. Siz ne diyorsunuz?
D: En iyi tarafı şirketlerin rock gruplarına bütçe ayırmaları. İlk etapta çıkan sonuç iyi olsun, kötü olsun önemli değil. Birçok rock grubunun deneyimi oldu. O ilk deneyim fırsatını kazanmaları çok önemli, devam etmeleri için. Bizim için de öyle. İlk deneyimi bize sağlamasalardı aklımızın ucundan geçmeyen bir olaydı bu. Yani Tuğrul müzik yapıyor olsa da albüm yapma düşüncesi yoktu. Güzel bir şeylerin temeli atılmış olmalı.
Bunun yanında çok suni bir mutluluk bu; ama küçük iyilikleri oluyor piyasa için. İlk albüm hayatınızın özeti, ikinci albüm iç boşaltma. Peki bu albüm?
D: Kendimizi daha belirgin olarak ifade ettiğimiz, teknik olarak daha oturmuş ve ne istediğimizi bilir vaziyette yaptığımız bir albüm; ama bu istediğimiz doğru mudur, değil midir o iddia değil.
Bilip bilmemek konusunda sevenlerin tepkileri de çok önemli değil mi?
D: O çok önemli, mesela bize stüdyoda çalışma fırsatı sunuldu; ama aklımıza çok yatmayan durumlar oldu. Korktuk, tam istediğimizi uygulayamayacağız diye. Stüdyodan yeniden evde yapıma dönmek çok büyük bir karardı. Sonucun iyi olması lazım ki bir anlamı olsun, sınav gibi. Çok mutluyum; en önemlisi bu; evde yapılmış bir albüm. Vokal kayıtları ve akustik gitar kayıtları dışında her şeyi evde yapıldı. Bittikten sonra mix’e ve mastering’e dışarı çıktı. Stüdyo kalitesinde oldu. Bu bakımdan da önemli aslında. Birçok insan buna dönmeye başladı; çünkü stüdyoda tanımadığın ya da çok az tanıdığın insanlarla çalıştığında yapmak istediklerini uygulamanda sorun oluyor.
T: Bizim de kendi kendimizi baltaladığımız zamanlar oldu.
D: Kendine kaldığında, kendi kendini baltalıyorsun.
T: Birazcık baltalanması lazım kişinin.
D: Bu sefer bizi o durumdan Tuğrul’la birlikte prodüktörlüğü yapan arkadaşımız Serkan Hökenek kurtardı. Çok emin olmadığımız ya da kısır döngüye girdiğimiz, birbirimizi yemeye başladığımız konularda onun kararları çok önemli oldu.
Rock grupları bir yerlerde çalıyorlar ve sonrasında bir anlaşma ile albüm yapıp adlarını duyuruyorlar. Bu noktadan itibaren kimi hayranları çok mutlu etse de kimi hayranların çok tepkisini çekiyor. Gruplarda değişme olduğu iddiası yer alıyor genelde.
D: O çok kişisel bir şey. Yani belki bir grupta bir elemanın davranışının değişmesidir asıl etkileyen. Bizde de bence öyle bir problem olmadı. Başta bizim için de der gibi oldular; ama bizim kişisel olarak davranışlarımız her şeye yansıyor; basına, konuşmamıza, tanıştığımız insanlara.. Yani böyle bir endişe olsa bile bunun gerçek olmadığı anlaşılıyor. Bazı gruplarda olmuş olabilir bu; ama bütün gruba mâl etmemek lazım. Sonuçta güç verdiysen bir insanın eline, herkes ayrı yöntemlerle kullanır. Kendi sevdikleri grubun birazcık daha popüler olmasına kızmasınlar; çünkü kendilerinden sonra geleceklerin önünü açıyoruz bir yandan da.
Zaten bunu destekleyen hayran kitlesinin temel savı da bu.
D: Mesela Teoman, yolu açandır. Popüler oldu belki, ilk hayran kitlesini aştı, eleştirildi bilmem ne; ama yolu açtı.
T: Mesela Kargo..
D: Evet, Kargo hiçbir zaman “popüler oldular” eleştirisiyle karşılaşmadı. Kişisel bir şey bu.
Hangi gruplara yakın görüyorsunuz kendinizi?
D: Müzikal olarak benzettiğimiz yok yani.
T: Yok kesinlikle. Hatta insanlar benzetiyorlar şarkının bir parçasını; “şu parçanın şurası şöyle” diyorlar; ama dört kişi farklı şey söylüyor, demek ki hiçbirine benzemiyor aslında. Biz çok şeyden besleniyoruz. Yirmi yıldır müzik dinliyorum ben; her çeşidini dinleriz. Müzik tek değildir ki. Kafamızda birçok grup var ve onlarla haşır neşir devam ediyoruz.
Manga’yla düet fikri nasıl çıktı?
D: Menajerimiz Hadi Elazzi aracılığıyla tanıştık, çok da sevdik.
T: Onlar çalmaya başlamışlar parçayı. Onlar da çok iyi yaptılar bu arada. Gözlerim doldu yani. Çok keyifli bir şey. Sevmiş, çabalamış; kendi yorumunu katmış.
D: Cover yapıyorlar; ama eski bir parça değil, yeni bir parça.
T: Bu çok önemli aslında. Birçok grubun yapması lazım. Egoyu bir şekilde temizlemek lazım. Ben grupların parçalarını çalabilirim, onlar benimkileri çalmalı.
Evet, şöyle de bir şey var. Manga-Vega ortak yapımı ayrı bir şarkı, Vega’nın yaptığı ayrı bir şarkı. Bir anda birini dinlerken diğeri dinlenmiyor; o an o dinleniyor. Manga’yı severim ve bu şarkı “evet doğru yoldalar.” dedirtenlerden.
D-T: Evet, kesinlikle. İkisi birbirinden farklı.
Hala eski albümler basılamıyor. Ne oldu Universal davası?
T: Hala aynı.
D:Açık artırmaya çıkarılacakmış Universal’a ait albümler. Öyle bir şey olursa bizimle alakalı birileri hakları satın alırsa basılır. Öyle bir açık artırma olursa belki Sony ya da Hazi Elazzi bu işe girer.
Biz istiyoruz albümleri valla, bulamıyoruz.
T: Bir imza kampanyası başlatalım o zaman.
Kesinlikle! (gülüşmeler)
Vegayadavega forumunda “Klip neye gelsin?” anketinden Elimde Değil çıktı ve klip ona geldi. Sanırım bunda forumun da bir katkısı var?
T: Evet, tabii.
D: Başından beri Elimde Değil fikri vardı bir yandan. Forum, yorumlar hep o yöndeydi; illa ki anket değil ama.
Ankara şarkısı üzerinden soruyorum, Ankara sizin için ne ifade ediyor?
D: İstanbul dışına çıktığımız ilk konserdi. Onun verdiği duygularla yazılmış bir şarkı. Ben Ankara’yı severim. Annemin gençliği burada geçmiş, çocukluk anılarım var. Özeldir Ankara, herhangi bir şehre gitmek gibi değildir.
İnternetle çok ilgilisiniz. Deniz Hanım, siz zaten hem Turkrock hem Vegayadavega forumlarında yazıyorsunuz. Bunun dışında hangi siteleri takip ediyorsunuz?
D: Çok da fazla değil aslında. çizimlerle, fotoğraflarla alakalı sitelere bakıyorum. Tuğrul müzik aletleriyle alakalı sitelere bakar.
Forumlara yazmıyorsunuz Tuğrul Bey?
D: Vakti yok ki.
T: Birkaç tane soru var bana yönelik, onları cevaplayacağım. Yabancı sitelere giriyorum çoğunlukla. Tamamlıyoruz birbirimizi, sonuçta öyle olmak zorunda. Daha iyi.
Deniz Hanım’ın forumda olması çok iyi o açıdan, soruların birebir cevaplanması gibi..
D: Onun da dozunu tutturmak gerekiyor. Yani yazdığın zaman herkes sana yazıyor ve yetişemediğim zaman üzülüyorum. O yüzden ağır ağır cevaplamaya çalışıyorum.
Hangibar okuyucuları için ne söylersiniz?
D: (Tuğrul Akyüz’e) Hep ben söylüyorum, sen konuş.
T: Ne diyeyim, her yerde çıkıyoruz.
Kolaya kaçtınız ama, olmadı? (gülüşmeler)
T: Her yerde çıkıyoruz, dolaşıyoruz yani. Haber veriyorum işte ya da Serkan (Hökenek) bir şeyler söylesin? (Serkan Hökenek’e dönerek.)
D: Bize çok olumlu eleştiriler geliyor; ama kıyaslamak, öyle futbol gibi taraf tutmak gibi davranışlar var. Bunları gereksiz buluyorum; çünkü zaten çok az kişi var piyasada.
Teşekkür ederim!
T: Biz teşekkür ederiz.
04 Mayıs 2006
|