|
Bizim İçin Şarkı Sözleri Sonradan Geliyor Açıkçası
Röportajların giriş yazıları benim için hep dert olmuştur. Fakat biraz düşündükten sonra iyi veya kötü bir şeyler yazabilmişimdir… Vega… diye başlayan cümleler kurmaya çalışıyorum saatlerdir ama beceremiyorum, cümlenin devamını getiremiyorum, tamamlayamıyorum… Ben size kısaca “alışamadım yokluğuna” desem, ya da “bu sabahların bir anlamı olmalı”, “iz bırakanlar unutulmaz”. Bunlarda olmadıysa “serzenişte” diyelim, Deniz Özbey ve Tuğrul Akyüz diyelim… Siz anlarsınız…
Keyifli bir röportaj okumak için devamına buyurun…
*Uzun bir aradan sonra beklenen albüm Hafif Müzik geldi. Bu albüm biraz gecikmeli mi geldi yoksa tasarlanan tarih normalde de bu muydu?
—Deniz: İlk tasarladığımız tarihten altı ay geç geldi ama iyi oldu. Aslında gecikmeden değil, yanlış hesaplamadan oldu o. Normal süresinde bitti bence. 1,5 yıl hazırlığı oldu.
*Albümün adının “Hafif Müzik” olmasının nedeni nedir?
—Deniz: Her şey daha kolay olsun diye. Müzik zevkli bir iş ama yanında da acayip üretirken, teknik olarak uygularken meşakkatli bir iş. Şansımız yaver gitsin manasında Hafif Müzik şarkısı yapılırken yazmadan benim ağzımdan dökülen kelimeler bunlar.
*Şarkılara bakılınca biraz ironide var galiba?
—Deniz: Evet bu albümün adında biraz ironi var. Tatlı-Sert’te öyle değildi mesela. O yapılan müziği tanımlıyordu.
*İlk iki albüme göre “Hafif Müzik”te ki en önemli değişiklik sizce nedir?
—Tuğrul: Daha az zorlandık bu albümde. Yapım aşamasında çok uğraştık, tamam ama ne yapacağımız konusunda albüm kendi içimizde release oldu.
—Deniz: Ön hazırlığını Tuğrul kendi başına yaptı. Birlikte çalışmadık. Ben üzerine biraz vokal ve söz yazmaya başladım. Onlar belli bir aşamaya geldikten sonra bu, çalışmanın havasını değiştirdi. İşimiz daha kolaylaştı ve zevkli hala geldi. Serkan’da çok sistemli çalışan bir arkadaş. Biz işi daha uzatıyoruz. Daha gerilimli oluyor.
—Tuğrul: Başlarken yarısında vazgeçebiliyoruz.
—Deniz: Serkan anlatsın aslında :)
—Serkan: İki kişi olduklarında mesela bir kişi farklı yöne gidiyor. O zamanda işler kilitlenebiliyor. Ama böyle olunca daha kolay çözümlenebiliyor olay.
—Tuğrul: Deniz’in dediği oluyor genelde ama… :)
*Serkan Hökenek adını Mor ve Ötesi’yle duyduk. Peki Vega ile çalışmak nasıl?
—Serkan: Mor ve Ötesi’nde klavye çalıyordum. 1,5 sene kadar sahnede çaldım, albümde de çaldım. Vega’yla yaptığım şey çok daha yoğun ve çok daha önemli bir şey benim için. Daha çok müziğin üretimine yönelik ve daha yaratıcı yönümü gösterebildiğim bir iş. Dolayısıyla çok mutluyum. Birlikte çalışmaktan da mutluyum. Yaptığımız işte çok güzel.
—Deniz: Evet iyi bir ekip olduk. Aslında tartıştıkta çok :)
—Serkan: Tartışmadan da olmaz ama… Ben çok mutluyum bu grupla çalışmaktan…
—Deniz: Biz çok yaka silktik senden ama :) Değişik oldu. Diğer albümde Mert vardı. O gruptan biriydi sonuçta. Şimdi ilk defa grup dışından biriyle çalışıyoruz. Biz biraz tutucuyuz. İlk defa güvenip çalışabildik birisiyle. Onun zenginliği oldu bu. İstediğimiz her şeyi yapabildik, yaptığımız hiçbir şey kaybolmadı. Kıymetini buldu. Yani hafif müzik temennisi, her şey biraz daha kolay olsun temennisi gerçekleşti bizim için.
*Önceki albümlerde olduğu gibi Hafif Müzik’te de şarkı sözlerinin çoğunun aşk üzerine olduğunu görüyoruz. Bu çizgi devam edecek mi?
—Deniz: Aşk değil aslında tam olarak. Orda insanın kendi kendine yalnızlığı, karşındakiler gelir gider. Daha çok içsel geliş gidişler. Ben biraz psikolojik yazdığımı düşünüyorum. İnsanların o yüzden hoşuna gittiğini düşünüyorum. Melankolik değil. Her şarkı içinde gidip gelmeler var. Bestelerde de, altyapının işlenişinde de sözlerde de psikolojik gidip gelmeler var ve bu çizgi gelişerek devam ediyor gibi gözüküyor.
*Vega’da şarkı sözlerinin önemi büyük. Bu sözler bir yaşanmışlığın bıraktığı etkiler üzerine mi yazılıyor?
—Deniz: Bizim için şarkı sözleri sonradan geliyor açıkçası. Vega’nın kuruluşu, Tuğrul bir şeyler yapıyor, ben ona aşırı heyecanlanıyorum, üzerine bir şey söyleyip kaydetmek istiyorum ve onun içinde vokal olarak ta, söz olarak ta bir takım birikimlerden faydalanıyorum. Her halde tabiî ki de yaşanmışlıklardır bunlar. Birebir değil ama. Şarkı sözlerinde bir takım çözümlemeler ve de kilitlenme noktaları önemli. Birebir gitti, geldi, terk etti, seviyor, sevmiyor değil. Önemli olan her şarkıda bir kilit noktaları var. Onları deniyorum. Kendiliğinden oluyor. Sözler sonradan geliyor bizim için. Sadece Ankara’da, Serzenişte’de ve Yok’ta önde geliyor.
—Serkan: Sözler önce gelmiyor bizim için dediğinde sözlere daha az önem veriyoruz gibi bir anlamda çıkıyor ama bu böyle değil.
—Deniz: Üretim aşamasında bu. Oturup şair gibi çocuklar ben bir şey yazdım hadi bunu besteleyelim demiyorum.
—Tuğrul: Küçük parçacıklar yazıyor Deniz, sonra onları şarkıya uygun hala getiriyor.
—Deniz: Bu doğru yöntemdir demiyorum. Başka yöntemle de çalışmak istiyoruz ama benim çok fazla enstrümana hakim olmamam, hep vokallerim sonradan gelmesine sebep oluyor. Dediğim gibi bir iki şarkıda benim başlattığım melodiler var. Ankara, Serzenişte ve Yok’ta bu böyle.
*Peki bu albüme yapılan karı-kocanın yaptığı albüm yakıştırmasını nasıl buluyorsunuz?
—Tuğrul: O şekle sokuyorlar tabi. Bir yerde bir şey söylüyor Deniz, o da kocasınadır herhalde diyorlar. Belki başkasına söylüyordur bilmiyorum :)
—Deniz: Bize şekil veren olay çalışma biçimimiz. Ki çalışırken karı-koca kavramı kayboluyor, görüşemiyoruz bile. Tuğrul’la Serkan ayrı çalıştılar, Serkan ve bende ayrı çalıştık. Vakit yok çünkü. Birde zaten sürekli birlikte çalışmayı denedik. O çok yorucu bir şey. İnsanların üretirken özgür kalması lazım. Buna özellikle dikkat ettik bu albümde. Bence iyi oldu. O yüzden ne derlerse desinler hiç alakası yok.
*Bugün Tuğrul’la Deniz kavga etmişler, Deniz şarkı yazmış durumu yok yani? :)
—Tuğrul: Olmuştur o kadar hayatının bir parçası olarak bende varım ama şöyle bir şey var biz karı-koca olmasaydık Deniz yine o sözleri yazardı.
—Deniz: Olaylarla alakalı değil yazdıklarım. Hepimizin yaşadığı şeylerle ilgili. Alakası yok yani. Bana özel gitar bile çaldıramadım ben ona hayatım boyunca :)
—Tuğrul: İlk tanıştığımızda bir tane küçük parçacık yapmıştım :)
*Son albümdeki ilk şarkının adı K-9. Nereden geliyor bu isim?
-Deniz: K-9 bir eğitim köpeği ama ne kadar eğitilirse eğitilsin genlerinde ki vahşilik baki. İlişkilerde karşındakine saygılı davranıp, bir takım şeyleri önceden değiştiremeyeceğini önceden kabul edersen işin yürüme ihtimali var ama bir takım şeyleri değiştiririm diye girersen o iş yürümez. Şarkının sözleri buradan geliyor.
*Vega’yı sık sık yeni gruplara destek verirken görüyoruz. Geçtiğimiz yıllarda Manga’ya verdiği destek sonra bu senede sizi bugün ki gibi Dorian’a destek verirken mi göreceğiz?
—Deniz: Aslında biz birlikte olmaktan zevk alıyoruz. Onlara sonradan destek oluyor. Tanışıyorsun insanları seviyorsun. Çok doğal birlikte bir yerlere çıkmak. Aslında kendinden gelişen bir şey o.Destek gibi düşünmek yanlış. Hepsi çok iyi müzisyenler. Ellerinden tutmamızı ihtiyaçları yok yani.
*Sizi tanımayıp Manga’yı tanıyanlar “İz Bırakanlar Unutulmaz” ın Manga’nın şarkısı olduğunu sandılar. Bu sizi nasıl etkiledi?
—Deniz: Bizde şöyle oldu; acayip gurur duyduk. Manga şarkıyı Türkiye’nin her yerine taşıdılar. Çok ta güzel yorumladılar.
*3.albümle hedeflenen nedir ve bundan sonra ki albüm içinde bu kadar uzun bir ara olacak mı?
—Deniz: Bana sorarsan ben çok memnun kaldım. Biter bitmez hemen başlama isteği oldu bende. Tek başıma değilim ama. Tuğrul’un da durumu önemli. Bir daha Serkan’la çalışabilecek miyiz o da önemli. Her gün şartlar değişiyor. Ben biran önce yeniden başlama yanlısıyım. Yarım bıraktığımız çok şarkı var. Hafif Müzik’e koyulabilecek olupta yetişmediği için koyulamayanlardan başlarız ilk. Tuğrul zaten çalışmaya başladı. Bir-iki bir şey yaptı hoşuma giden. Çok doğal gelişiyor, günlük hayatın bir parçası olduğu için. Planlamadan olacaktır sanıyorum, kısmetse.
*Albümde 51promiL 'e teşekkür etmişsiniz. Bu ilişki nereden geliyor?
—Deniz: Desem de İnanma’yı coverladıklarını duyduk, dinledik. Bizim hoşumuza gidiyor böyle şeyler.
—Tuğrul: Öyle bir dönem geçirdik ki biz. Tatlı-Sert ortalıklarda yok, albüm üretilmiyor, ortalıklarda yok. Beğenmişler, çalmışlar. Bu çok hoş.
—Deniz: Bir grup bunu kaydetmiş, arkadaşları vasıtasıyla bize göndermiş diye biliyoruz. Ama parantez içinde 51 Promil’in birçok grubun parçasını coverladığını, internette dağıtılmasının legal mi değil mi, doğru mu değil mi bilmiyorum. O konuda bir soru işareti var kafamda. Ben başka türlü algılamıştım. Yinede o şekilde hoş. Sonuçta bizim şarkımızı çalmaları hoş, o nedenle teşekkür ettik ama geri kalanını bilmiyorum hikâyenin.
*Hafif Müzik’te ki parçalar Tatlı-Sert’e göre daha yavaş ritimli olmuş. Belli bir sebebi var mı bunun? Birde Ankara parçasının bir mazisi var mı onu merak ediyorum?
—Deniz: Daha yavaş ritimli evet. Özellikle bunu tercih etmeye çalıştık. Tatlı-Sert’in ritmi daha yüksekti. Dinlerken bu bizi rahatsız etti. Acaba biraz daha yavaşlaya biliyormuyuzu denemek istedik. Daha yavaş ritim ama Tatlı-Sert’e göre daha vahşi ve sert. Ankara’da İstanbul’un dışında ilk çıktığımız konser olduğu için. Orada ki yazdıklarımın da hepsi doğru. Yağmur’du, kardı, Tunalı’ydı. Dönüşte duygular çok eskimeden yazdığım bir şarkıydı.
*Çıkış parçanız neden Serzenişte? Sizce bu şarkı albümün çizgisini belirliyor mu?
—Deniz: Rock gruplarının kendilerini korumalarını gerekiyor. Ama rock durumunu korumak içinde bir güçlenmeleride gerekiyor. Bir numara çekebilirler. Bence Serzenişte çok kaliteli bir numara. Pop’a kayan bir şarkı ama pop nasıl olmalı veya nasıl karışır onun incelemesi. Bu ilk yapılan şarkılardan biri. Baktık beğeniliyor. Beğeniliyor diye bir şarkı elimizle kenara itecek miyiz? Hayır. Bizce işlemeye çalıştık. Bence görevini çok iyi yaptı.
—Serkan: Zaten albümdeki hiçbir şarkı albümün genelini yansıtmıyor çünkü baya bir çeşitlilik var. Serzenişte içinde bu geçerli.
—Deniz: Bir takım zorlukları göz ardı edemez hiç kimse. TV kanallarında, radyolarda çalınması lazım isim duyurmak için. İsmini duyurunca da hemen cebine para giriyor demek değil. Konser verebilmek. Organizatörler çağırıyor seni eğer Kral TV’de videon yayınlanıyorsa. O kadar namusla karışık namussuz oyunlar var ki. Belli bir oranda bunu becermeye çalıştık. Oh ne güzelde oldu yani :)
*Bostancı Gösteri Merkezi’nde ki konser için tebrikler var. Orada atılan mendilleri sakladınız mı?
—Deniz: Evet sakladım. Birde Bronx’ta verilen gül yapılmış bir mendil var, onu da sakladım.
*Son olarak eklemek istediğiniz?
—Deniz: Sizin siteler gitgide önemli oldu. Onu düşünüyordum geldiğinizde. Çok büyük destek oluyorsunuz.
*Siz bizim için de çok özelsiniz. İlk röportajımızı sizinle gerçekleştirmiştik
—Deniz: Bizimde ilk röportajımız sizinleydi galiba internete verdiğimiz. O zamanlar o kadar yoktu ki. Şimdi kendimizi internetten takip ediyoruz. Oralarda var olduğumuz sürece işler yolunda demektir gibi. Bence süper bir şey. İki tane web sitemiz açıldı bizden bağımsız. Her konserde gelip pankart açıyorlar. Babylon’da da grupvega.net gelip açtı. Yaptırmışlar yani bizim için. Acayip değerli. Öbür tarafta da başka bir site vardı. Anlaşıyorlar ama. Ben çocukları birbirinden ayırmama durumu yapmaya çalışıyorum :) İkiside baya bilgi biriktiriyor kendince. Ellerinden geleni yapıyorlar. Sürekli beni arıyorlar. Menajerlik şirketiyle sürekli bağlantıdalar ve bizden daha derli toplular olayları takip etmek konusunda. Eski Vega web sitesi kapandı. Ben onu kendi kendime yapıyordum. Çok yoruldum. Şimdi onların olması çok büyük avantaj bizim için.
Rocktr.com - 01 Ocak 2007
|