|
Denizlerin Dalgası
Daha dün gibi aklımda… 80 sonrası parçalı demokrasi günleri. Selda’nın konserini düzenliyoruz. Salon tıklım tıklım dolu. Ama ne var ki sahne almak için Emniyet’in iznini bekliyor sanatçı. Ne de olsa vatan haini…
Neyse zar zor izin koparılıyor, türküleriyle buluşuyor sevenleriyle Selda. Sanatçının başından traji komik bir olay geçmişti o yıllarda. Bilmem hatırlar mısınız, yurda dönüş çağrısı yapılmıştı ve dönmezse vatandaşlıktan çıkarılacağı bildirilmişti. Selda o sırada İstanbul’da evindeydi. Çağrıyı duyar duymaz aldı soluğu emniyette. Sorgulamalar sonrası serbest bırakıldı ama pasaportta verilmedi kendisine.
1982 ve 1984 de iki kez düştü mahpus damlarına. Hapiste koğuş arkadaşı Gülten’in Ahmet Kaya ile çöpçatanlığını işte o dönemde yaptı. Tabii, 1987 e kadar yurt dışındaki konserlerine de gidemedi. Hatta 1986 yılında Peter Gabriel’in desteklediği The Womad Foundation ( Word of Music and Dance) Vakfı’nın festivaline de bu nedenle katılamadı. Ancak festival düzenleyicileri onun şarkısına festival plağında yer vermeyi ihmal etmediler.
Pasaportuna kavuştuktan sonra birçok Avrupa ülkesinde festival ve konserlere katıldı Selda… Adeta özlem giderdi yurt dışındaki sevenleriyle… 30 yılı aşkın sürede sadece ülkenin her yerinde konserler vermedi , dere tepe dolaştı ülkesinin türküleriyle dünyayı… Hatta az kalsın canını da veriyordu bu uğurda… 2000 yılında Hatay’a konser vermeye giderken geçirdiği trafik kazasından sonra aylarca yatağa çakılı kaldı. Bu konserlerinden Niğde'de verdiği konseri asla unutamayacağını söylüyor. 15 bin kişinin geldiği konserde sanatçıya yakın olmak için birbirlerini ezmeler, ve izdiham olmuş. Yaralanan ve hastaneye götürülmek istenen bir hayranının sözleri ise hâlâ gülümsetiyor sanatçıyı. “Ben hastaneye gitmek istemiyorum, ben Selda’yı dinlemek istiyorum, hastaneye sonra giderim” diye bağırıp durmuş hayranı…
Selda Bağcan, 1971 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Mühendisliği’nde okuduğu yıllarda başladı müziğe… Kardeşlerinin işlettiği kulüpte gitarını alıyor eline, şarkılar söylüyor,türküler çığırıyordu.. Moğollar’la birlikte yaptığı “Tatlı dillim,güler yüzlüm” o yıllarda adeta satış patlaması yapınca “protest müzik” te yıldız oldu. “Yalan Dünya” albümü sonrası 1972 yılında Altın Orfe’deki temsilcimizde oydu. Selda,zaman zaman sessizlik dönemlerine girse de her seferinde güçlü bir şekilde geri dönüyor.İçindeki şarkı söyleme tutkusunun gücünden kaynaklanıyor olsa gerek, müzikten asla uzak kalmayarak dinleyenlerini sevindiriyor her yeni albümüyle. Bugüne değin onu aşkın albüm, 17 45 lik plak ve 30 u aşkın kaset çalışması yapan Selda, şu günlerde son albümü “ Denizlerin dalgasıyım” ile zirveyi yeniden zorluyor. Melike Demirağ, Banu başta olmak üzere birbirinden değerli 40 a yakın sanatçı ve müzisyenin görev aldığı yapıtta 17 şarkı var. 600 saat stüdyo çalışması yapılan yapıtın ilk klibi “Bulgurunan tarhana” Flash TV Top 20 de 1 numara… Daha önce yine kendi şirketi Major Müzik’ten çıkardığı “Anne..Ben geldim” i de geçecek görünüyor bu albüm… Albümün kapağında,"Ben halkımın kavgasıyım, Yarınların Sevdasıyım, Ben Ölmedim ki!..." diyor sanatçı… Ölüm oruçlarında yaşamlarını kaybedenlere ve 1939'da Erzincan'da meydana gelen depremde ölen 39 bin kişiye yazılmış iki şarkısı da var albümde… Onu dinlemek ayrı bir etki yapıyor… Sesi her zaman ki gibi gür… Bu 'ses',tarifsiz bir duyarlılık,başı sonu olmayan bir hüzün ile birleştiğinde herkesi nakavt edebiliyor. Yorumu bir başka güzel, türküleri bir başka Selda’nın…
Hürriyet - 01 Kasım 2004
|