|
Mor ve Ötesi’nin kurduğu plak firması Rakun Müzik de sonunda Sakin’i keşfetmiş olacak ki, ilk albümlerini geçtiğimiz ay içinde çıkarmalarına yardımcı oldular. 1999 yılından beri müzik yapan grubun “Hayat” isimli albümü, oldukça eğlenceli, zaman zaman sert bir yapıya sahip.
Albümün açılış parçası Kor Bir Ay, kısık kuş sesleriyle başlıyor diye sakın hoparlörünüzün sesini açmayın, çünkü 14′üncü saniyede hızlı bir giriş yapıyor ulaşılamayan sevgiliye yakaran şarkı. Albümün tarzını belirleyen bu şarkı, geri kalanında da duyacağınız şeylerin habercisi niteliğinde.
Ikarus Basarsa, kaybedilmemiş ama kaybedilmeye mahkum umutlarla ilgili bir şarkı. İkarus, mitolojide Daedalus’un balmumundan kanat yaptığı oğlu olarak geçer. Rivayete göre baba, İkarus’a “ne güneşe yakın uç, kanatların erisin, ne de denize yakın uç, kanatların nemlensin” şeklinde uyarıda bulunmuştur, fakat İkarus babasını dinlemeyip güneşe yakın uçarak kanatlarının erimesine neden olup, ardından denize düşerek boğulmuştur. Şarkının “saklı ya hayat hep mucizelerde/konar küçük bir öpücük balmumu kanadına” sözleri de buradan geliyor.
Laleler Beyaz, içerdiği “beklenen gün geldi/açtı laleler beyaz” sözleri nedeniyle Sakin hayranları için albümün çıkış parçası oldu denebilir. Eskiden bilinen parçalardan olan şarkıda biraz iğneleme var, sanki bir ilişkide, şarkıyı söyleyen kişi “hoş senin de bir varoluş sebebin var/yakından uzaktan alakam olsa mutluyum” ve “bir iyim sen kalmışsın/aman ne mutluyum” sözleriyle yerini arıyor gibi.
Şimdiye kadar sözlerden örnekler verdim ama, yanlış anlaşılmasın, Sakin’in sözleri pek anlamlı değil. Özellikle CD’yi alıp kitapçığını şarkılara dinlemeden okursanız, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bir Ses de bu anlamsız söz karmaşasını ortalama bir müzikle harmanlayan şarkılardan biri. Evet, anladığınız gibi, albümdeki en sevmediğim şarkı bu oldu. Şarkının 2.50′den sonra başlayan vokal efektleri, ve ardından gelen enstrümental parça ise dinlemeye değer.
Albümdeki ikinci “hayranların bildiği” parça, Edepsiz Komedya olmuş. Bir aşk şarkısı olan bu parça, “seni sorana her yanım derim/ve dahasını da eklerim” sözlerinin süslediği nakarattan önce ise “bugün senin günün/onu da mahvettim” sözleriyle aslında bir pişmanlık da içeriyor. Arkaplandaki -arabesk bir şekilde “acı dolu haykırış” diye nitelendirebileceğimiz- bağrışlar da şarkıya ayrı bir hava katıyor.
Daha önce canlı kaydedilmiş bir versiyonu bulunan, fakat çok iyi araştıranların bildiği, eski parçalardan biri Bu Defa da albüme yolunu bulanlardan. “bildik bir ses olmuştun ya/sonunda bir ben duyan/kaçırdım orada/bakarken hayaline” sözlerinin aslında geri kalanını da özetlediği şarkı, ulaşılamayan sevginin arkasından bakakalışı simgeliyor. Tüm enstrümanların sustuğu, sadece vokalin olduğu kısımla şarkının 50 saniyelik çıkışı gerçekten insanı başka yerlere götürüyor.
Grubun belki de en popüler parçası Denek Hayatım. Mor ve Ötesi’nin grup için belirlediği çıkış parçası olarak Rakun Müzik CD’sinde de dağıtılan bu parçanın, 2004′teki İstanbul-Ankara tren faciasından esinlenilerek yazıldığı söyleniyor. Şarkı belki böyle bir durum için fazla hareketli, fakat parçanın hemen arkasından gelen 3.5 dakikalık enstrümental müzik, kesinlikle size bu hissi yaşatabiliyor.
Kırmızı Oda, sizi gerçekten kırmızı bir odaya hapsediyor dinlerken. En azından bilinçaltında. Bir rahatsızlık, huzursuzluk hissini anlatmak isteyen şarkı, sadece anlatmakla kalmıyor, yaşatıyor da.
Sakin, tıpkı sokaktaki dilenci teyzelere benziyor, yeri geldiğinde arsızlaşabiliyor. Dönsün de, beddualarıyla bunun bir ispatı. “Sönsün evin ocağın/benimkini de sen inkar ettin/dönsün dünyan/bilinmeze ittiğin bak ben oldum” sözleri birilerine bir yakarış içeriyor. Ama kime? “muzik’im”de politika konuşmamaya çalışıyoruz, o yüzden yorum yapmıyoruz.
Albümün bitiş parçası, Sentetik Sezar. Müzik güzel, hoş bir arpejle ilerliyor şarkı, fakat gel gör ki, sözler yine karman çorman.
Albüm hakkında birkaç uyarı yapalım. Öncelikle, söz yazarlığının Sakin’in güçlü tarafı olmadığı, çok bariz bir biçimde belli oluyor. Enstrümental kısımlara ve sözsüz vokallere ise hayran olmamak elde değil. Bir diğer problem ise, çıktığı plak firmasını kuran grup olan Mor ve Ötesi’ne inanılmaz benzerlikleri. Eskiden farklı, klasik bir sound’u olan grup, albümle “M&Ö’den daha kaliteli bir M&Ö kopyası” olarak anılmaya başlandı. Dinleyen birkaç kişiden ilk aldığım tepkiler hep “Aaa, Mor ve Ötesi bu… Aaa, yok, daha güzel” oldu.
Sakin, uzun zamandır takip ettiğim, ve albümünün çıkmasına sevindiğim bir grup. 10 yıllık bir çalışmanın ardından istediklerini elde ettiler, umarım bundan sonra daha da yükselirler.
Özdemir Dereli (gitar / vokal)
Onur Özdemir (vokal / gitar)
Cenker Kökten (bas)
Soner Özışık (davul / vokal) |