|
Rashit Röportajı
Ertuğ: Nasıl gidiyor hayat? Umarım her şey yolundadır. şu anda nelerle meşgul Rashit elemanları? Kadro, son gelişmeler v.s
Orkun: Rashit son 1,5 yılını gerçekten oldukça yoğun geçirdi. Öncelikle, ilk albümden ve konserlerden sonra durulan grup tekrar bir araya geldi. Ben(davul) ve Bülent Kabaş(bas) grubun yeni kadrosuna dahil olduk. Ciddi bir albüm teklifi aldık ve provalarımız başladı. Bugüne kadar hala bu albüm için çalışmaktayız. Nerdeyse double - album yapacak kadar şarkımız oldu ve hala durmadan üretiyoruz. Sanırım Rashit’ in konserler açısından ve üretim açısından en verimli dönemi bu 1,5 yıllık süre oldu. Gerçekten çok mutluyuz birlikte ve çok eğleniyoruz. Daha önceden hiçbirimizin konser vermediği şehirlerde(Muğla, Eskişehir vs.) harika konserler verdik. Ve bu yerlerdeki ilgi bizi daha da işimize değer vermemizi sağladı diyebilirim. Şu sıralar prodüktörümüz / arkadaşımız Serdar Öztop’ un yardımlarıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz ve gelen konser tekliflerini değerlendiriyoruz. (Bu arada son kadromuz: Oğuz Taktak: vokal, Tolga Özbey:
gitar, Bülent Kabaş: bas, Orkun Tunç: davul) Ertuğ: Debut albümünüz 'Telaşa Mahal Yok' çıkalı 2 seneye yakın oldu. Neler yaptınız bu arada? Bi ara Oğuz'un Amerika'ya gittiği haberi dolaştı durdu etrafta...
Tolga: Giden Oğuz değildi bendim, 4 ay kaldım orada dönünce de Oğuz’ la yeni kadroyu kurduk zira ilkinin cılkı çıkmıştı...
Ertuğ:Albüme gelen tepkiler nasıldı? Özellikle yurtdışından?
Tolga: Genelde fazlasıyla iyi birçok insana göre tahammül edilebilir birşey yapmışız hem ayrıca moğollar'ın orjinal sayıldığı bir ülkede zaten fazlasıyla ilginciz
Ertuğ: 'Telaşa Mahal Yok'un açılış şarkısı 'Çok mu Zor'da çok hoş ve orjinal alaturka-punk karışımı yapmışsınız, arkasından gelen 'Rutin Hayat'da kullanılan trombon da hiç göze batmamış aksine pek de yakışmış. Bu kalıpları kullanıp özgün bir tını yakalamışken diğer parçalara niye bu format aktarmadınız. İlk iki şarkıda tam hayatın anlamını bulmuş adam gibisiniz ama sonra bi anda unutuyosunuz bu anlamı gibi...
Tolga: 'Çok muz zor'u Oğuzla telefonda yazdık, 'Rutin hayat'ı ise tuvalette yazdım hayatın anlamı aramaya değecek birşey değil peşinde koşmaya da gerek yok günü yaşamakla ilgili zaten albüm 6'dan dokuza falan hepsi çalışarak vakit kaybetme ya da hayat kısa gibi mesajlarla süslü olay bu...
Ertuğ: Sözlerinizin kimi yerleri sansüre uğrayacak kadar aykırı. Hatta kimi yerlerde direkt isimlere gönderme yapıyorsunuz: 'Kenan - Aykut sadece izler onları'. Hatta kimi yerlerde sağlam küfürler de var: 'Ört kıçını orospu' gibi. Herhangi bir sansüre takılmadan nasıl yayınlayabıldınız bu sözleri. Yoksa bir ali cengiz oyunu mu sezinliyorum.
Tolga: Sansürü delmek kolay oldu denetleme kuruluna farklı sözler gönderdik. Zaten orada çalışanlar albümü dinlemek istemmişlerdir kafa şişirecek birşey olduğunu düşünerek. Tek sansür 'Rutin Hayat' klibi TRT'de denetimden geçemedi, 'Puşt' lafı yüzünden ama buna çok üzüldüğümü söyleyemeyeceğim esas üzücü olan 'South Park'ın yayından kaldırılmış olması...
Ertuğ: Bu ülke insanında punk giysisi nasıl duruyor sizce? Müzikal olarak değil,tavır olarak? Yani müzikten önce, bir karşıt duruştan önce sanki modası,takısı, mekanı, boku püsürü daha önce yerleşiyormuş gibi geliyor bana. Sonra da gerisi, ki önemli olan kısmı hiç gelmiyor. Gerçi bu durum yurt dışında da yaşanıyor; ama biz de daha belirgin gözlemleniyor sanki...
Orkun: Bu ülke üzerinde punk/hardcore veya türevlerinin hiç ama hiç bilinmediği zamanlardan beri (1989'dan itibaren) bu işle uğraşıyorum. Bu yüzden punk akımının Türkiye'deki gidişatını ender gözlemleyebilmiş kişilerden biriyim. Bunu söyleme gereği duyuyorum belki fazla kendini beğenmiş gibi geliyor ama bugün en basitinden fanzin kültürüyle ilgisi olmayan, geçmişi olmayan biri (isim vermek istemiyorum) hala fanzinler üzerine kitaplar yazıp, sergiler düzenleyebiliyor. Bazı şeylerin bilinmesinde yarar ve herkes haddini bilmeli diye düşünüyorum. Türkiye'deki punk duruşu(!) tanımına gelince böyle birşeyin varlığına hiçbir zaman inanmadım. Annesinin Jeep’ iyle alışveriş yapıp, eve gelip Crass plakları dinleyen biri olamaz. Bunda kesinlikle bir mode durumu vardır. Zaten Türkiye’ de akımların ne olduğu bilinmeden (club scene ya da independent/alternative scene) modası sürüyor. Herşey basının, TV'lerin verdiklerinden alınıyor. Mesele modayla tamamiyle bağlantılı olduğu için, görünüşe aldanmamak gerekiyor. Çok küçük yaşlarda olup konserlerimize giremeyenler
için de konserler veriyoruz. Ve bu konserlerde gördüğüm sadece olayı merak eden, yüksek volume müzik isteyen, ne söylendiğini pek de umursamayan gençler. Kızlar erkekleri etkilemek istiyorlar, erkeklerde kızları. Tabi bunlar saç renkleri, ayakkabılar, çantalar veya makyajla olabiliyor. Carousel, Galleria gibi yerlerde volta atan insanlardan pek farklı değil durum. Bu işi bilip te gerçekten böyle bir hayat tarzını seçmiş insan sayısı oldukça az. Açıkçası bu scene’ den birşey de beklemiyorum. Hiçbir umudum yok. Birkaç sene sonra ne trend ise onu benimseyecekleri için ben eğlenmeye, işimi yapmaya devam ediyorum.
Tolga: İmaj herşeydir, susuzluk hiçbirşey durumu poser dolu etrafımız.
Ertuğ: Yurtdışında yer aldığınız split ya da toplamalar var mı yakın zamanda?
Orkun: Rashit, prova aşamalarında birkaç demo kaydetti. Yeni şarkılardan ve hatta birkaç coverdan oluşan kayıtlar... İlk kaydettiğimiz demonun 4 şarkısını Hollanda’ da bir plak firmasına(Kroket Records) yollamıştık. İçinde “Sevdan Olmasa” nın da bulunduğu bir kayıttı ve 2 yeni şarkı bir de yabancı bir şarkının Türkçe yorumunu içeriyordu. Plak firması bunlara bayıldı ve sınırlı sayıda baskı olarak EP yapmak istediğini söyledi. Biz de kabul ettik. Öğrendik ki geçen hafta baskıya gitmiş. 1 ay içinde piyasaya çıkacağını umuyoruz. Bundan başka, Alman plak firması Mad Butcher, bu sene çıkaracağı 'United Colors Of Ska' toplama CD'si için iki şarkımızı aldı. Ve son olarak ta, İspanya’ dan Agachunamber Records, çıkaracağı uluslarası toplama albümünde iki yeni şarkımıza yer verecek.
Ertuğ: Bir ara dağıldıgınız söylendi. Nerden çıktı bu haber? Var mıydı gerçekten böyle bir durum?
Tolga: Eski gruptan Gökhan Tunçişler ve Tolga Koçak atılmalarını hazmedemeyerek bu tip öz Raşit, en hakiki Raşit gibi durumlara girince çıktı bu hikaye.
Ertuğ: Şimdi de peçeteye yazlmış istek bir soru geliyor önüme ve diyor ki kardeşimiz: 96 yılları civarinda popülerliğe karşı oldukları için yasal albüm çıkarmaya karşıydılar. Bi kaç senede neler değişti de bu fikirlerinden döndüler, caydılar diyor kendileri...
Tolga: Deli cesareti esasında biz albüm çıkarmak için değil sadece eğlencesine başladık değişen kafamız değil zamandı galiba albüm gruplar için bir çıkış yolu o albümü o sıra yapmamış olsaydık heralde bırakırdık çalmayı çünkü herşey kısır döngüye girmişti o dönem hep aynı şeyleri tekrarlıyorduk Taksim'de hafta sonu matineleri turne falan derken iyi eğlendik özellikle crunch grubu ile birlikte.
Ertuğ: Bu müziği yapmanızı ne sağlıyor? Yani katil olmamak için mi yoksa bi nevi mastürbasyon falan mı?
Orkun: Bu soruyu her zaman soruyoruz. Ama sanırım tek cevap var, herşeye rağmen bu işten zevk alıyoruz. Ve kısır döngü müzik sektöründe, siyah bir nokta olarak durmak hoşuma gidiyor. Alışagelmiş olana duyduğum nefret/sevgi ilişikisi burda devreye giriyor. Bunun dışında açıkçası konserlerimizden kazandıklarımız hayatımızı etkiler durumda ve artık daha ciddi çalışıyoruz.
Tolga: Bence hem katil olmamız hemde 31 çekmeye merakımızın olması kabul gören en yaygın cevap şarkıları tilki gibi yazıyoruz, sahnede ise boşalıyoruz elbette ki tatmin oluyoruz yoksa ne diye çalalım ki...
Ertuğ: Cumartesi punkları ve ebeveynleri bence bu ülke için ciddi tehlikeler; ama albümünüzün bir kısmını da yine onlar tüketiyor, onlar dinliyor, o mısraları onlar da söylüyor. Bu durum sizde nasıl bir etki yaratıyor? Tene yapışan sperm gibiler... Atmaya çalışıyon gitmiyor.
Tolga: Zaman hepsini gidecekleri yere götürüyor herkes için aynı şey asla Türkiye'de bir scene olamaz çünkü zengin piçlerinin teenage bunalımından öteye gidemiyor punk bizde olanlara yazıyoruz bu şarkıları duran duran gidense gitsin benim tepkim bu cmartesi punklarına...
Ertuğ: Rashit ismini ilk kez albüm çıkarmadan demosunu plak olarak basan grup olarak duymuştum. Bu olay doğru mu? Ve o plaktan edinebilmemiz mümkün mü halen? (sanmıyorum ama)
Tolga: ilk değil ama şanslılardan bizden önce TURMOIL, RADICAL NOISE ve NECROSIS'te plak basmış punk gruplarıydılar. biz'de ask it why ile o dönem o furyada kırkbeşlik basan gruplardandık hoş bir scene vardı o zamanlar... Plakları olan gruplar, sidik kokulu mekanlar...
Ertuğ: En son neler dinledi Rashit elemanları?
Orkun: İtiraf etmeliyim ki, yaptığım müzikle ilgili şeyleri takip etmiyorum. 90’ lı yılların punk/hardcore scene’nin kendini tekrar etmesi ve daha önceden yapılanları taklit etmesi, beni oldukça soğuttu. Arada bazen çok beklenmedik işler yapan gruplara da bir şekilde ulaşabiliyorum. Kişisel olarak 80'li, 90'lı, 2000'li yılların elektronik müzik (ambient, IDM, electro, new wave, synth-pop vs.) sanatçıları ve gruplarıyla ilgileniyorum ve çalışmalar yapıyorum. Son zamanlarda dinlediğim plaklara gelince; Dntel, Fischerspooner, Pansonic, Autechre ve tonlarcası... Punk soundlu birşeyler var mı derseniz; son zamanlarda eskiden çok sevdiğim bir grup olan Gang Of Four'un plaklarını dinliyorum.
Tolga: CHICKS ON SPEED, ADULT, PARTISANS ve SONIC YOUTH daha beş dakika önce dinledim.
Ertuğ: Punk olmak diye bir durum var mı sence? Yani sonuçta bilet gişesine gidip de akbil doldurduğunda (Ankara'da ego oluyor) ya da bakkaldan gazete aldığında veya bira aldığında bu kalkan kırılmış olmuyor mu?
Orkun: Bu da komik birşey işte. En azından Türkiye için. Açıkçası yıllarımı, hayatımı verdim bu müzik için. Ama kesinlikle ben punk’ım ya da idim diyemem, demem de. Punk kesinlikle tek başına bir duruş değil bence. Polemiğe girmek istemiyorum ama 77'de İngiltere'de olanları da benimseyen, özenen biri de hiç olmadım. Onlar punk mıydı? Kimbilir... Ben önceden de dediğim gibi insanların klişeleşmiş duygularına, beğenilerine, tarzlarına bir tokat olduğu için bu işi
seviyorum. Muhalif yönü tabi ki akıllıca olmalı.
Tolga: Punk olmak biraz komik ve yavşak bir şey ama en kızdığım soru neden punk?
Ertuğ: Kod Müzik gerektiği kadar yardımcı oluyor mu size? Yetim gibi birakmayı çok severler nedense kendileri? Albüm sonrası destek açısından diyorum.
Orkun: Kod Müzik bildiğim kadarıyla, Rashit'in ilk albümünden sonraki süreçte konserler açısından fazla etkili olamadı. Grup herşeyi kendisi ayarlamak durumunda oldu. Bu durum şu anda aynı. Biz kendi konserlermizi kendimiz ayarlıyoruz. Organizatörlere birebir görüşüyorum ve detayları hallediyorum. Şu güne kadar bir sorun yaşamadık. İlerde ne yaparız bilmiyorum ama şimdilik böyle memnunuz. Türkiye’de bu sektörde en çok konser veren birkaç gruptan biriyiz.
Ertuğ: Sorular bitti. Son söz denen geyiğe hiç girmiyim. Siz yardımcı olun?
Orkun: Son olarak, Ankara seyircisiyle tekrar yakın zamanda birarada olacağımızı söylemek isterim ve gelebilecek her türlü konser teklifine açık olduğumuzu. İkinci albümüzü bekleyin! Bu röportaj içinde sizlere çok teşekkür ederim.
Gag - 01 Mart 2007
|