Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Rashit

> Değişimin Bir Bedeli Var

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Değişimin Bir Bedeli Var

Rashit'in yeni albümündeki şarkılarda kaba eleştirel gerçekçilik hakim. Tüketim toplumunun ucube ilişkilerine tepkililer ama eleştiri nesnesini iyi tahlil edemiyorlar

MURAT BEŞER

Albümlü punk topluluğumuz Rashit'in "Her Şeyin Bir Bedeli Var" adlı üçüncü çalışmasında, yine tüketim toplumu eleştirisi etrafında kümelenmiş şarkılar ağırlıkta.
Kapaktaki sanki rafların arasından bir seri katil fırlayacakmış gibi korku filmlerini anımsatan süpermarket ve içinde alışveriş sepetine binmiş müzisyenler bu tavrı destekliyor. Parça isimlerinin ürün, sürelerinin de fiyat olarak gösterildiği alışveriş fişi tasarımı son derece akıllıca. Aslında ilk bakışta konsept oldukça derli toplu, sunum da başarılı, ancak paketi açtığımızda karşılaştığımız tablo biraz dağınık, kafalar karışık.
Bazı huylarından caymış Rashit. Neydi bunlar? Çiğ tonları, enstrümantalist olmamayı müzikal bir avantaja dönüştürüyorlardı. Otodidaktik bir topluluktu; üyeleri müzik dersi almamış, yaratıcılığı ve özgür ruhu yaraladığı düşüncesiyle reddetmişti. Sloganvari söylemlerini geliştirerek, Türk popunun kaçışçı ikiyüzlülüğüne antitez oluşturmaya çalışıyorlardı.
Rashit'in yeni albümünde bu hedefler yok. Kaba eleştirel gerçekçilik hakim şarkılarda. Tüketim toplumunun ucube ilişkilerine tepkiseller ama eleştiri nesnesini iyi tahlil edemiyorlar. Bir fotoğraf okuma eksikliği var. Kaba ve klişe ifadeler, hayli iyi kotarılmış müziğin ve düzenlemelerin yumuşak karnı.
Oysa new-wave ve post-punk klişelerini çalıyor Rashit, üstelik güzel çalıyor; en azından daha evvelki albümlerinden daha gelişkin. "Potlach" gibi altyapısını The Police'in son döneminden ödünç alan melodik vokalli şarkılar nispeten dahi iyi kotarılmışken, punk mantığı ile düz söylenmiş şarkılarda vokal sırıtıyor. "Çarpışan Otolar" ve "Dans Et" enstrümantal olsaymış çok daha isabetli olurmuş.

Rashit eski Rashit değil
Mucize bekleyen yitik adam, çarpışan otolara benzeyen robotlaşmış insan, rüzgara karşı işeyen uyumsuz, hüzün eken bahçıvan, ölüm biçen çiftçi, sınıf atlamaya çalışan kaldırım mühendisi, satıcıların hayallerini süsleyen tüketici, bedelinin ödenmesini bekleyen satılık ruhlar; tamamı Rashit şarkılarının trajik figürleri.
Albümde şarkı sözlerini yazan gitarcı Tolga Özbey şimdilik izinli. Aslen Rashit'in çok şeyi o; belki de müzikal kimyanın en önemli elementi. Yeni birinin, Erdem Helvacıoğlu'nun gitarcı ve yapımcı olarak katılması Rashit'in kimyasını değiştirmiş. Topluluğun alameti farikası olan kirli sesler ve dağınıklık gitmiş, yerine parlak kayıtlar ve mum gibi tertipli düzenlemeler gelmiş. Bu bir punk topluluğu için hayra alamet değil.
Punk'ın sert ruh halini ayakta tutmak için, Japan'ın basçısı Mick Karn, Iggy&The Stooges saksofoncusu Steve MacKay gibi kült müzisyenlerin eşliği yetmiyor. Her ne kadar bu eşlikler güzel ve katkı koyucu olsalar da...
Peki, ya yarın öbür gün Rashit'i piyasa taktikleriyle reklam peşinde koştururken görürsek nasıl açıklayacağız bu tüketim toplumu eleştirisini?

Çilekeşlerin elebaşı

Kapağa aldanmayın; bu bir Nigel Kennedy albümü değil. Morrissey'in son çalışması "Ringleader Of The Tormentors".
Albümün adı da kapağı gibi yanıltıcı; içinde yaşamın katlanılmazlığından öte, yaşama sevinci ile dolu şarkılar ağır basıyor.
Morrissey'in alıştığımız sanatsal yeteneği, yürek dağlayan şarkıları ile dimdik ayakta. Son sözü sevginin söylemesindeki en büyük pay yıldız yapımcı Tony Visconti'ye ait.
2003'teki yeniden ayağa kalkışından sonra bu şairane dandy, pop kültürünün son entelektüel ustası olduğunu bir kez daha gösteriyor bize. İştahla dinliyoruz; 10 Haziran akşamı da One Love Festivali'nde izleyeceğiz.

Yitirilmiş itibar

Sokaktan gelmemişlerdi ama sokağı sahipleniyorlardı. En hakikatli zamanlarını, Captain Hook adlı efsanevi barda geçirmiş; gerçek sevenlerini orada bulmuşlardı. Bira şişelerinin sahneyi kuşatan tel kafeslerde parçalandığı, pogo yapılan günlerin sevgilisiydiler.
Sonra kaderleri değişiverdi; stadyum grubu oldular, Eurovision'da memleketi temsil edene dek yükseldiler.
Nirvana'nın "Breed" parçasının "Köpek" adıyla yorumlandığı beş şarkılık "İt" adlı kısaçalar (EP), Athena'nın köyümüze dönüş hayali; yitirilen haylaz çocuk imajını yeniden bulabilme trajedisi. Gitarlar gürültülü, davullar vahşi, baslar sert, sözler "umarsız, edepsiz ve bana neci" ama sonuca faydası yok. Sokaklar acımasız; yitirilmiş bir itibarı iade etmiyor. İki yere birden ait olunmaz. Sokak ile Athena arasında "5 Karış" mesafe var.

Yarının gitarcısı IJC'da

İyi müzisyenliğin ilk şartı, geçmişten kalan etkileri sindirmek, kendini diğerlerinden ayıran bir dile sahip olmak. Amerikalı caz fusion gitarcısı Kurt Rosenwinkel'de bu fazlasıyla mevcut. Geleceğinin parlak olacağı, daha ilk albümünden belliydi. Yıllar kendinden emin yürüyüşüne şahit oldu.
Geliştirdiği fikirleri çağdaş müziğin ticari arenasında uygulama fırsatını yakalayan; kendine has armonik ve ritmik bir dünya kuran, tuhaf bir ses uzayı yaratan bu gitar dahisini dinlemek istiyorsanız, önümüzdeki hafta kimseye söz vermeyeceksiniz. Üst düzey kompozisyonları, romantik köşeli melodileri ve Cole Porter tarzı değişken biçemiyle çağdaş caz adına büyük bir şans olan Rosenwinkel, 9 ile 13 Mayıs tarihleri arasında Ortaköy'deki İstanbul Jazz Center'da.

Milliyet Gazetesi - 13 Mayıs 2006



Gönderen: f_d_manyagi  [24 Ağustos 2006 00:05:37]
Okunma Sayısı: 239

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com