|
Tarkan Gözübüyük
Futbola düşkün bir çocukken insanın aklı nasıl müziğe kayar da bugünlere; bugünlerden kasıt da; 21 yıllık bir müzik kariyeri, Pentagram gibi ülkenin en uzun soluklu metal gruplarından birinin basçısı ve Mor ve Ötesi başta olmak üzere yine ülkenin sayılı alternatif gruplarının prodüktörü olur. İşte cevabı…
bstp: Biraz geriye gitmek gerekirse müzik yaşamınız nasıl başladı?
Tarkan Gözübüyük: Şanslı bir çocuktum, hayata olumlu bakabilen bir ailede büyüdüm ve bana yansıdığı kadarıyla ekonomik anlamda da çok ciddi sıkıntılarımız olmadı. Kız kardeşim ve ben ilgi duyduğumuz konularda ailemiz tarafından desteklendik. Altı yaşındayken, yanılmıyorsam babamın işle ilgili bir alacağına karşılık olarak eve bir duvar piyanosu geldi. Bu enstrümanla iyi anlaştık ve sonraki yıllarda, hepsi de aile dostumuz olan Fethiye Sanlıkol, Nezir Şener ve İsmail Bozkaya?dan dönem dönem piyano dersleri aldım. Gerçi o zamanlar benim aklım daha çok futboldaydı ama şimdi baktığımda, müzikle olan ilişkimi temelde onların şekillendirdiğini düşünüyorum.
bstp: İlk kimleri dinleyerek müziğe başladınız?
Gözübüyük: Müziğin ciddi bir durum olduğunu bana ilk fark ettiren plak, Alan Parsons Project?in 1982?de yayınlanan ?Eye In The Sky? albümü oldu. Pop müzikle aram pek yoktu,
büyük kuzenlerimden duyduğum Eagles, Pink Floyd, Queen gibi 70?lerin gruplarını dinledim. O dönem France Football ve Kicker dergilerine bakmak için devamlı gittiğim Haşet
Kitabevi?nde Bravo, Pop Rocky ve Kerrang gibi yabancı müzik dergilerine de gözüm
takılır oldu. Bu dergilerde gördüğüm ilgimi çeken grupların kaset ve plaklarını aramaya başladım. Kiss, Scorpions, AC/DC, Iron Maiden, Judas Priest, Accept, Mötley Crüe, Metallica, Mercyful Faith, Slayer derken koyu bir heavy metal dinleyicisi oldum.
bstp: İlk grubunuz neydi?
Gözübüyük: Bursa?daki yegane rock topluluğu olan Bandaj?dan feyzalıp, 1984 yılında okuldan arkadaşlarım Necati Tüfenk, Burak Kalaycı ve Tercan Şener?le birlikte ilk grubumuz Metallians?ı kurduk. Üsküdar?da küçük bir dükkanı olan Tünay Akdeniz?den yeni çıkan albümleri posta yolu ile sipariş eder, sevdiğimiz gruplardan dişimize göre parçaları repertuvarımıza katardık. Beni bas gitara yönelten isimler öncelikle Geezer Butler,
Steve Harris ve Cliff Burton diyebilirim. 1986?da Elit Müzikevi?ni açan ve rock gruplarına Bursa?da yaşam alanı sağlayan Sedat Yıldırım Sarıcı da hem kişiliği hem de müziğe ve hayata bakış açısıyla bana en çok ilham veren müzisyendir.
bstp: Yakın geçmişe baktığımızda Pentagram ile başlayan ve sonrasında prodüktör olarak devam eden bir müzik yaşantısı görüyoruz. O geçiş nasıl oldu?
Gözübüyük: Pentagram?la 1987?den bu yana birçok ortak hayalimizi gerçekleştirdik ve hedeflediğimiz yönde kendi başımıza gidebileceğimiz yolun sınırını gördük. Bence herhangi
bir grubun bundan öteye geçmesi, Türkiye?de maddi ve manevi dayanışma içinde bir müzik ortamı oluşmasına bağlı. Yapımcılık, menajerlik, ses tekniği, tanıtım, organizasyon, edisyon gibi konularla uğraşmak müzisyenleri hırpalıyor. Bunların kurumsallaşması, müzik medyası ve dinleyicisi ile birlikte ortak bir vizyonda buluşması gerekiyor. Müzik ve ticaret arasında doğal ve sağlıklı bir ilişki kurmak mümkün mü bilmiyorum ama günün şartlarının bunu dayatması, konuya karşı duyarlı herkese birikimleri ölçüsünde yeni roller yüklüyor. Geçiş dediğiniz şeye gelirsek de; benim açımdan aslında bir geçiş söz konusu değil. Yeni bir albüme başlamak için önümüzü tıkayan, eski albümlerin tekrar yayınlanması öncelikli olmak üzere birikmiş birçok problem var. Bunların çözülmesi amacıyla biraz ara vermemiz ve bu süre içinde elemanların başka projelerde yer alması, bizim grubun kendine has gidişatında daha önce de yaşanmış ve sonuçları da verimli olmuş bir süreç.
bstp: Bir prodüksiyon nasıl başlıyor ve öncesinde, sonrasında nasıl bir yol izleniyor, izliyorsunuz?
Gözübüyük: Kaba ve görece bir anlatımla; ön prodüksiyon diyebileceğimiz bir aşamada uygun repertuvar seçimi, düzenlemelerin son halini bulması ve grubun performansının en üst seviyeye getirilmesi hedeflenir. Bu aşamada ben bilgisayar başında demo yapılması
yerine bir prova stüdyosuna gidip beraber çalınmasını tercih eder ve de öneririm. Sonrasında bir kayıt stüdyosuna gidilir. Öncelikle davul, bas gitar ve ritim gitar gibi alt yapıya hizmet eden enstrümanlar, devamında ise diğer gitarlar, varsa klavye, nefesli ve yaylılar gibi melodik enstrümanlar ve vokal kaydedilir. Bu noktaya kadar grubun özverili çalışması belirleyici olur.
Miks sırasında bu kayıtların tonlamaları ve efektlendirmeleri yapılıp doğru bir dengede
duyulmaları sağlanır. Bu yapılırken grup elemanları stüdyoda sabahlamak yerine kendilerine çeki düzen verip albüm kapağı, röportajlar, video klip gibi konuları düşünmeye başlarsa onlar için iyi olur. Mastering aşamasında da, mikslenen parçaların kendi aralarındaki seviyeleri dengelenir ve albüm basıma hazır hale gelir. Burada devreye Çağlar Türkmen girerse içiniz rahat olur. Bu aşamaların her biri en az diğeri kadar önemli olup usta ellerde özenle yapılması gereken çalışmalardır. Son olarak kapak kartoneti ve CD basımı eş zamanlı olarak yapılıp depolara, oradan da satış noktalarına ulaşır.
bstp: Set up?ınızda neler yer alıyor?
Gözübüyük: Temel olarak; enstrümanlar ve amplifikatörler, bunlardan çıkan sesleri almak için mikrofonlar, alınan sesleri kaydeden çok kanallı bir teyp ve bu kanallardaki sesleri birleştiren bir miks masası.
bstp: Aranılan prodüktörlerden birisiniz. Bu noktaya nasıl geldiniz?
Gözübüyük: ?Dünya Yalan Söylüyor?, harika bir albüm olmanın yanı sıra ticari başarısıyla da dikkat çekmiş ve yapılan röportajlarda grup elemanları büyük bir incelik göstererek beni de bu başarıya ortak etmişlerdi. Gördüğüm kadarıyla dinleyicilerin yanı sıra basın ve
müzik yapımcıları da prodüktörlük nosyonuyla ilk kez bu vesileyle tanıştılar.
bstp: Rock ve özellikle de alternatif müzik gruplarına/isimlere baktığımızda nerdeyse hepsinin prodüktörlüğünü üstlendiniz. Bu isimler kimler öncelikle?
Gözübüyük: M.V.Ö ve Şebnem?in son albümleri dışında prodüktörlüğünü tek başıma üstlendiğim başka proje olmadı. Bir de bu yıl yayınlanacak olan Ogün Sanlısoy, Buz ve M.V.Ö?nin yeni albümleri var. Bu rolü kısmen paylaştığım yapımlar arasında Pentagram?ın tüm albümleri, Knight Errant, Kara Kutu, Dorian, Özlem Tekin ve Demir Demirkan?ın ilk albümleri, Şebnem Ferah?ın ilk iki albümü, Athena?nın son ve Teoman?ın sondan bir önceki albümlerini sayabilirim.
bstp: Çok sıkı çalıştığınızı hatta şimdiden ajandanızın birkaç ayının dolu olduğunu ve zamanınızın büyük bir kısmını stüdyoda geçirdiğinizi biliyoruz. Bu durumdan sıkıldığınız olmuyor mu?
Gözübüyük: Son zamanlarda böyle bir yoğunluk var gerçekten ama yorulduğumu veya sıkıldığımı söylersem yalan olur. Sonuçta her defasında farklı müzisyenlerle ve farklı
stüdyolarda çalışıyoruz ve yaptığımız şey bence dünyanın en zevkli işi.
bstp: Yurt dışında bir şeyler yapmayı hiç düşünmediniz mi?
Gözübüyük: Düşünmez olur muyuz, Alman ve İngiliz plak şirketleriyle anlaşmalar yaptık, Pentagram albümleri beş kıtada yayınlandı. Üstelik bütün müzik dergilerinden de olumlu tepkiler aldık. Fakat daha önce sözünü ettiğim alt yapı oluşmadan bunun ötesine geçmek, küresel müzik endüstrisinin dinamikleri içinde mümkün olmuyor. Öte yandan, bireysel anlamda soruyorsan, böyle bir hedefim olmadı, burada yaptığımız çalışmaları her zaman daha önemli ve değerli gördüm.
bstp: Pentagram zamanında sizi sıklıkla sahnede izleme şansı oldu dinleyicilerin ama uzun zamandır sahneye çıkmıyorsunuz, sahneye çıkmayı özlemediniz mi?
Gözübüyük: Sahneye çıkmayı özledim ve grubun tekrar harekete geçmesi için sabırsızlanıyorum. Sevdiğim müzisyenleri sahnede izlemeyi ne kadar sevsem de çalmanın zevki ve heyecanı hiçbir şeye değişilmiyor.
bstp: Son dönemde prodüktörlük dışında karşımıza Nokiasupersound yarışmasının jüri üyelerinden biri olarak çıktınız. Yarışma sürecinden biraz bahseder misiniz?
Gözübüyük: Aslında müzik yarışması fikri eşyanın tabiatına aykırı bir olay ama ben bu tür organizasyonların teşvik edici olduğuna inanıyorum. Bu yüzden jüri olmam istendiğinde
eğer zamanım uygunsa kabul ediyorum. Türkiye?nin her yerinden yüzlerce amatör müzisyenin duygularını hissetmek, diğer jüri üyeleriyle beraber zaman geçirmek ve final akşamı sahne alanların heyecanına tanık olmak benim için çok güzeldi. Umarım bu etkinlikler önümüzdeki yıllar da gelişerek devam eder.
bstp: Yarışmaya katılan 400 küsür şarkıyı dinledikten sonra neler geçti aklınızdan (hem yarışmaya olan ilgi hem de yarışmacıların demolarını düşünerek)?
Gözübüyük: Bu kadar büyük katılım sanırım herkese sürpriz oldu. Birçok parçayı dinlerken ortaokul ve lise yıllarımı hatırladım. Gönderilen demoların hemen hepsinde kendine özgü ilginç taraflar vardı. Tarz olarak daha fazla çeşit bekliyordum ama büyük çoğunluk rock, hip
hop ve elektronik müzik üçgeninde kümeleşmişti. Hepsini dinledikten sonra ilk olarak seçim yapmanın çok zor olacağını düşündüm.
bstp: Eleme sürecinde siz nasıl bir yol izlediniz ve seçim kriterleriniz nelerdi?
Gözübüyük: En iyi gitarist, en iyi şarkıcı, en iyi şarkı gibi kategoriler olmadığı için müziğin bütünü üzerinden değerlendirme yaptık. Örneğin gitarları ustalıkla çalınmış bir parça, özensiz bir vokal performansı yüzünden elendi veya iyi bir şarkıcı, çalan grup döküldüğü için devre dışı kaldı. İlk etapta her jüri üyesi en beğendiği 25 parçayı beyan etti. En az iki üyenin listesinde ortak olan 40 küsur parça bir sonraki etaba kaldı ve bunlardan dört tanesi herkesten oy aldığı için doğrudan finalist oldular. Diğer altı finalisti seçmek gerçekten çok zor
oldu. Sabaha kadar süren oylamalar ve tekrar dinlemeler sonucu 11 finalist üzerinde uzlaşıldı.
bstp: İlk 11?e kalan gruplarla ilgili düşünceleriniz neler?
Gözübüyük: İkinci turda elenen 30 kadar parça da finalistler kadar iyiydi aslında. Bu yüzden karar vermek çok zaman aldı. Ama sonuçta adil bir jüri olduğumuzu ve yarışmanın amacına ulaştığını düşünüyorum. Plak şirketleri şimdiden adaylardan bazılarıyla yakından
ilgilenmeye başladılar.
bstp: Son dönemde kimleri dinliyorsunuz?
Gözübüyük: Yeni gruplar arasında ilk aklıma gelenler Audioslave, Velvet Revolver, System Of A Down, Oceansize, Perfect Circle, The Mars Volta, Porcupine Tree ve Queens Of
The Stonage.
bstp: Bir grup kursanız kimler yer alırdı? (Sizin de içinde yer aldığınızı düşünerek bir grup kursanız)
Gözübüyük: Eric Carr (davul), Randy Rhoads (gitar), Layne Staley (vokal).
bstp: Yakın gelecekte kişisel bir projeniz/projeleriniz var mı?
Gözübüyük: Henüz hazırlık aşamasında olan Pukku Mikku adında bir
sanal rock grubu projesi var.
Sercan Çalışkan
Basatap Dergisi - 30 Eylül 2007
|