Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Pentagram (Mezarkabul)

> Pentagram Röportajı

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Pentagram Röportajı

Akmar pasajının oksijensiz karanlığından, Avrupa'nın şaşaalı festivallerinin sis makineli sahnelerine uzanan yolculuğunda Pentagram 20 yılı geride bıraktı


"Şu an ki algılarımız, hangi yönden geleceğini bilmediğimiz frekansları yakalamak için açık. Tabii ki bazı temel fikirlerimiz var fakat pusulamız su an Jack Sparrow'unkinden farksız."

Yerli çadırındaki kariyerinde statünün en yükseğini elde etmiş; el memleketlerinde albüm çıkartarak yerli rockçılığın en pahalı kostümünü üzerine giymişti. Kendilerinden sonraki kuşaklar için bir deniz feneri gibiydiler adeta.
Bir konser salonu Jules Verne'ciliği, bir müzikal seyahat Evliya Çelebiliği içinde geçen hay huylu yıllar, her birini bazen tek tek farklı mecralara sürüklemiş olsa da, hep aynı kürkçü dükkanında bir araya gelmişlerdi sonunda.
Uzun süre sonra vokalde Murat İlkan, basta Tarkan Gözübüyük, gitarlarda Metin Türkcan ile Hakan Utangaç ve davulda Cenk Ünnü'den oluşan kadrosuyla Pentagram, 20. yıl şerefine yeniden vücuda geldi. Geçmişleri, umutları, hedefleri ve yarınları hakkındaki sorulara ilk günün heyecanıyla yanıt vermeleri, her açıdan yeniden filizlendiklerinin en aşikar göstergesiydi.
Not: Takvimlerin 19 Ocak Cuma'yı, yani birazdan okuyacağınız söyleşinin yapıldığı günün gecesinde, Metin Türkcan, sevgili babası Ünal Bey'i yitirdi. Kendisine bu sayfalar aracılığı ile taziyelerimizi sunuyoruz.

Pentagram'ı içeride (Türkiye) ve dışarıda (dünya) özgün kılan özelliklerden bahsetmek mümkün mü? Evetse, bunlar nelerdir?
Tarkan: Her şeyden önce, grubun uzun zaman içinde çok çeşitli kaynaklardan beslenerek olgunlaşmış, kendine has bir müzik tarzı var. İlk defa dinlediğiniz bir parçanın onuncu saniyesinde çalan grubu tahmin edebiliyorsanız bu özgün olduğunu gösterir. Pentagram'ın müziğinde bence bu özellik mevcut.
Hakan: Türkiye'de bizi özgün kılan özelliğimiz, bana göre ilk çıkış noktasının hiçlikten kaynaklanıyor olmasıdır. Yani böyle bir müzik tarzını icra eden bir kaç gruptan biriydik. İlk albümle beraber yüksek volümlü bir çıkış yaptık, sonrasında ikinci albümümüzde "Trail Blazer" ile ipuçlarını yakaladık ve "Anatolia" ile bunu daha doğru yapabildiğimizi gördük ve kendi soundumuzu oluşturduğumuza inandık. Buna inanan sadece biz olmadık tabii. Bizimle birlikte ayni hisleri paylasan dinleyicilerle çok özel bağlarımız oluştu. Arkasından çıkarttığımız konser albümü bu hisleri perçinledi. Karşılıklı alışveriş başladı. Benim şahsi düşüncem Unspoken albümü ile avazımız çıktığı kadar bağırdık. Özellikle yurtdışında bu çığlık biraz duyuldu ve beraberinde gerçekten ilginç yorumlarla karsılaştık. Trail Blazer ve Anatolia'dan sonra Unspoken ile beraber buraların sesini diğer insanlara bir parça da olsa duyurabildik. 1995 yılında Danimarka konserlerinde fotoğraflarımızı çeken bir dinleyicinin, bundan sekiz sene sonra Almanya'da çaldığımız Wacken Festivali'ne gelerek o fotoğraflarla yaptığı sürprizi unutamıyorum. O kadar yolu sadece bizi dinlemek ve fotoğrafları bize ulaştırmak için iş yerinden bir günlük izin alarak gelmiş. Bir şey konuşmuyorsunuz. Bunu gerçekleştiren sadece müzik. Sadece müzikle, konuşulamayanları konuşmak çok keyifli.
Cenk: Kendi tarzında Türkiye'den çıkan ilk gruplardan biri olarak, değişik ülkelerde albümlerin yayınlanması ve konserler verilmiş olması önemli olaylar bence. Ayrıca müziğin içinde doğu ezgilerinin özgün bir şekilde yer alması yurt dışında dikkat çekiyor.
Metin: İki ayrı grup ismi olması da ilginç bir özellik mesela.
Murat: Pentagram'ı en özgün kılan kısım, bu diyarlara ait melodilerin yine bu diyarlarda yaşanmış olaylarla anlatılması diyebilirim.
Hakan: Bütün bunların yani sıra ısrarlı bir şekilde yolumuza devam ediyor olmakta bir özellik sayılabilir.

Pentagram, bir görünen, bir gözden kaybolan karabatak misali. Araya giren uzun zaman dilimleri ve üyelerinin birbirlerinden farklı mecralara yelken açması grup olma özelliğinize, aranızdaki uhuya zarar verdi mi?
Cenk: Tabii ki vermedi. Ayrı projelerden sonra tekrar konserler için bir aradayız. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Hakan: İlk zamanlarda yapmış olduğumuz çalışmaların koşulları gerçekten komikti. Bu komediyi zorlayabildiğimiz kadar zorladık. Bir şekilde uygun koşullar oluştuğunda ortaya çıkıp nefes aldık. Nefes alırken de eğer bu komedi devam ediyorsa tekrar daldık. Ama daldığımız anlarda aşağıda da nefes almayı öğrendik. Ortalıkta görünmediğimiz anlarda, bilin ki diplerden bir şeyler çıkaracağız. Yani bu soruyla da daldırdın beni yine (keyifle gevrekçe gülüyor).
Metin: Gruba karabataktan ziyade, ağır bir tanker demek daha doğru. Durduğu zaman hareket ettirmek, hareket etti mi de durdurmak zor oluyor. Bu yüzden yelken bezi falan mümkün değil.
Murat: Aslında müzik hayatımız dışında fazla bir arada olduğumuz söylenemez. Ama bizde farklı olan bir şey var, o da; on yıl da ara versek, bir ay da ara versek beraber çalmayı ve birbirimizi özlüyoruz. Bu yüzden farklı yerlerde ve projelerde olmak grubun enerjisini bozmuyor. Çalmak için her buluştuğumuzda, aradan yıllar da geçmiş olsa, nerede kalmıştık durumu oluyor.
Tarkan: Dönem dönem ara vermek ve biraz kafa dinleyip durum değerlendirmesi yapabilmek gerekiyor. Pentagram'ın hala devam etmesinde, bu araların da önemli rolü var bence. Özellikle farklı projelerde yer almak hem çok keyifli, hem de kafaları yenilemek ve geliştirmek açısından oldukça faydalı oluyor. Tekrar bir araya geldiğimizde taze bir başlangıç yapmış oluyoruz. Sonuçta grubu bir arada tutan, yirmi yılda kurulmuş dostluk bağları var. Bu hepimiz için değerli ve zarar görmesin diye özen gösteriyoruz.

Yola çıktığınız günden bu yana köprünün altından çok sular aktı. Toplumun ve insanlarının yapısı değişti. Buna bağlı olarak rock müziğinin dili ve onu konuşanların iletişim formatları değişti. Pentagram modern zamanlara ve yeni kuşaklara kendini nasıl hazırladı?
Hakan: Geçtiğimiz yirmi yıla bakacak olursak, bizim yarımız Anadolu yakasında, yarımız da Avrupa tarafında oturuyor. Bu zaman dilimini hızlandırdığımızda, iki yaka arasındaki köprünün üzerinde devamlı gittik ve geldik. Aşağıdaki suların nasıl aktığını görebildiğimizi zannediyorum. Değişen toplumun içerisinde biz de varız. İnsanlar gelecekten haber alamadığı için hep geçmişten gelen seslerle beslendi. Yeni kuşakların geçmişten gelen bu sese kulak vereceğini düşünüyorum. Bir de, iki yaka arasındaki ağ bağlantısı daha hızlı olursa şahsen memnun olacağım.
Murat: Bu değişimin olması çok normal. Rock müzik eskiye nazaran artık kendi içinde daha fazla trend'ler ve türler oluşturmaya başladı, ancak biz trend'lerden çok, kendi hissettiğimiz şeyleri müziğine yansıtan bir grup olduğumuz için şimdi ne yapsak gibi sorular sormuyoruz birbirimize. Eğer bir albüm yaparsak o günlerde hissettiğimiz şeyleri kaydederiz.
Cenk: Yeni kuşaklar bizi tanısın veya sevsin diye değişmemiz veya hoşumuza gitmeyen bir müzik yapmamız söz konusu değil. Yine içimizden gelen müziği en iyi şekilde ortaya çıkartmaya çalışacağız.
Tarkan: Ortaokul, lise yıllarında dinlediğimiz, örnek aldığımız, bize büyük heyecan veren birçok grup ve müzisyen oldu. O yılları yorumlayarak ve hissettiklerini paylaşarak bizim kuşağın dünya görüşüne yön verdiler. Bugün de bizim için önemli olan, genç müzisyenlere ve dinleyicilere ayni şekilde ilham verebilmek diye düşünüyorum. Öte yandan, rock konserlerinde insanların okulu, isi, sosyal kimlikleri, ahlak kurallarını, her türlü koşullanmayı dışarıda bırakıp kendi delilikleri ile yüzleşebilme olasılığı vardır. Dionisos ayinlerinde olduğu gibi. Bu şekilde üzerinizdeki baskıdan bir sure için kurtulup, topluma sağlıklı bir birey olarak geri dönersiniz. Zamanla toplumun yapısı ve insanların yasam şekilleri değiştikçe bunları tarif eden müzik de tabii ki güncelleniyor. Ama işin özünde, kuşaktan kuşağa devreden insani bir paylaşım söz konusu. Pentagram ve dönemdaşı olan bütün gruplar, bu uzun zincirin bir halkası gibi görünüyor bana.
Metin: Toplumun ve insanların yapısı binlerce yıldır pek de değişmedi aslında. O zamanlardaki meslektaşlarımız ne yapıyorduysa biz de benzerini yapıyoruz. Tamtam yerine gitar çalıyoruz.

Pentagram'ın önündeki yol haritası nedir? Ufukta neler görünüyor?
Tarkan: Bu yıl için öncelikli hedefler, eski albümlerin yeniden basılması ve yeni bir konser albümü yayınlamak.
Hakan: 2007 yılı içerisinde daha çok konserler vermek istiyoruz. Yeni projelerimiz doğrultusunda görsel içeriklere daha çok yer vereceğiz. 4 Şubat'taki konserin DVD`sini yaptıktan sonra bir de Pentagram hikayesini dinleyicilerimizle paylaşmak için arşivlerimizi gözler önüne sereceğiz.
Murat: Öncelikle 4 Şubat Bostancı konseri, ardından daha önce gittiğimiz veya gidemediğimiz bütün şehirlerde çalmak. Bunun yanı sıra, yurtdışında birçok festivalden de davet alıyoruz. Bunların hepsini değerlendirmek istiyoruz. Sonrasını da zaman gösterecek.
Cenk: Şu ana kadar kesinleşmiş olan; 22 Temmuz'da Yunanistan'da yapılacak Metal Healing Festivali.

Sizi sahnede hiç görmemiş, sadece kayıtlardan ve büyüklerinden dinlemiş; dolayısıyla gözlerinde birer efsane haline gelinmiş genç insanların arenasına çıkmak, tansiyon ibrenizde aşağı ya da yukarı bir oynama yapıyor mu?
Hakan: Ha ha ha, bu Fantom efsanesi gibi, babadan oğla geçer. Bir dakika, Fantom da kim diyen gençleri duyar gibi oldum. Aslında ilk günkü gibi heyecanlıyız. Bu heyecanı hala taşıyor olmak da ayrı bir heyecan veriyor.
Metin: Evet heyecanlı bir olay, ibrede yukarı doğru bir oynama oluyor.
Cenk: Beni de heyecanlandırıyor. Gruptan haberdar olup da bizi henüz dinlememiş olan gençlere ulaşmak güzel bir duygu.
Tarkan: Pentagram konserine ilk defa gelecek olanların beklentileri ne boyutta bilemiyorum. Ama iki buçuk yıl aradan sonra, izlemeye değer bir performans ortaya koymak istiyoruz. Konser tarihi yaklaştıkça heyecan yükseliyor.
Murat: Açıkçası, verilen ara o kadar da uzun sayılmaz. Yani 15 yıl sonra ilk kez sahneye çıkmıyoruz. Çok bir şey değişmediğini, sadece aileye yeni insanlar katıldığını düşünüyorum. Bu da tansiyon ibremizden ziyade mutluluğumuzu arttırıyor bence.

Yarına bir ışık yakmak icap ederse; Pentagram, ülkemizdeki ve dünyadaki yeni müzikal yönelimler karşısında nasıl bir yerde konumlanacak sizce?
Cenk: Buna siz müzik yazarları karar vereceksiniz aslında.
Hakan: Önümüzdeki yıllarda müziğin paylaşım formatının nasıl olacağı konusunda şüphelerim var. Şimdiye kadar alıştıklarımızın dışında bir format olacağı kesin. Şu an biraz havada duruyor. Havada derken gerçekten havada diyorum.
Tarkan: Bu durumu önceden kestirmek biraz zor. Yeni parçalardan oluşan bir stüdyo albümü için en erken tarih 2008 gibi görünüyor. Bu albümün çizgisi ve müzik ortamının gidişatı belirleyici olur. Uzun vadede, kaç albüm daha yaparız ve aktiviteler ne yoğunlukta olur bilemiyorum ama grubun her koşulda devam edeceğini tahmin ediyorum.
Murat: Pentagram her zaman hislerini ve duygularını müzikal olarak sunmaya devam edecektir, gücümüz ve sağlığımız yettiğince.

Pentagram, zaman içinde içinden çokça müzisyenin geçtiği bir topluluk. Son kadronun tercihlerini neler belirledi?
Metin: Eleman değişiklikleri çok da istenilen bir durum değil, genelde zorunluluktan oluyor. Grup bu tip gelişmelerden olumsuz etkilenmek yerine her zaman bir çıkış yolu buldu. Bu da Pentagram'ı farklı yapan diğer bir özellik.
Hakan: En basta akıl sağlığı önemli bizim için. Başka deliler bulamadık. Aklı olan da gruptan uzuyor zaten, ha ha ha.
Tarkan: Ekip olarak tam bir uyum yakalandığı sırada eleman değişmesi grubu bir kaç yıl geri atabiliyor. Biz de zaman zaman bu sıkıntıyı yasadık. Ama ayrılan elemanlarla ilişkimiz kopmadı. Hemen hepsi, solo çalışmalar veya farklı projelerle müzik yapmaya devam ediyorlar.
Cenk: 2000 yılından beri bu kadro değişmedi aslında. Bu arada, konserlerde sürpriz konuklar da olabilir.
Murat: Son on yıldır bu kadroyla yola devam ediyoruz. Bu da şu ana kadar gelinen yolun yarısı eder. Bir birini çok iyi hisseden, gerek duygusal gerek müzikal olarak iyi anlaşan bir ekibiz. Herhalde en önemli sebebi bu.

Pentagram'ın külliyatı düşünüldüğünde bir eklektisizmden söz etmek ne kadar doğru olur? Heavy Metal'den progresif rock'a, oryantalden, etnik tınılara; nasıl bir sentez anlayışına sahip oldu Pentagram? Müzikal gelişiminin eğrisi ne yönde seğirtti?
Tarkan: AC/DC, Motörhead gibi istisnalar olsa da, genelde uzun sure devam eden gruplar zaman içinde bazı değişimlere uğruyorlar. 15 â€" 20 yaşlarındaki hayat görüşünüz, deneyimleriniz, müzisyen olarak yetkinliğiniz, kompozisyon anlayışınız elbette 35 - 40 yaşlarında farklı oluyor. Her Pentagram albümünde müziğin zenginleştiğini ve anlatım gücünün arttığını düşünüyorum. Sonuçta bizler müzisyeniz ve tur ayrımı yapmadan, müzikal ifadelerin insan ruhuna ne şekillerde dokunduğunu yıllardır gözlemliyoruz. Hangi stilde olursa olsun, hoşumuza giden bir motif, yaptığımız parçaların bir köşesinde kendine yer buluyor. Ama bütün olarak bakınca; yetmişlerin Progresif Rock ve seksenlerin Heavy Metal akımları ile Anadolu ve Orta Doğu yerel müziklerin etkisi, grubun tarzında on plana çıkıyor.
Cenk: İlk albümde Slayer, Megadeth, Anthrax gibi gruplardan etkilendik. Vokalin değişmesiyle "Trail Blazer"da biraz daha farklılaştık. Asil değişim yurtdışı konserlerinde edindiğimiz tecrübelerle oldu. Son dönemlerde, diğer gruplardan farklı, kendi kültürümüzden izlerin daha belirginleştiği bir stile yöneldik.
Murat: Biz hiç bir zaman bir tarz yaratmaya çalışmıyoruz. Sadece hissettiğimizi yapıyoruz. Bu da dönem dönem farklı yönlere kayabiliyor sanırım. Bu da beş kişilik bir grup olmanın getirdiği fikir zenginliğinden kaynaklanıyor.
Metin: Aslında müzik anlayışında çok da büyük bir değişim olmadı. Konserde 20 yıllık bir parçayla son albümden bir parçayı art arda çalıyoruz, hiç de garip olmuyor.
Hakan: Üzerinde yaşadığımız bu topraklardan çok çeşitli medeniyetlerin gelip geçmesi, yeterli bir sentezi oluşturuyor. İstesek de istemesek de bunun etkilerini kafamızı nereye çevirsek görüyoruz. İçerisinde hatta tam ortasında yasıyoruz. 200 yıl önce yazılan bir halk şiirini, ayrıca yerel tınıları bugünün sound'uyla kullanmaktan çok keyif alıyoruz. Dediğim gibi, geçmişten gelen seslere kulak vermek ve onu yaşatmak biraz planlı görünse de bunu yap diyen biri var içimizde.

Anatolia ve Bir albümlerinde din ve Anadolu kültürü üzerine düşünen fikirler üreten bir Pentagram görmüştük. Yeni albümdeki argümanlar ne yönde olacak?
Murat: Eğer yeni albüm olursa bunun konseptini de o dönemlerde yaşadığımız olaylar belirler. Şimdiden konuşmak biraz zor.
Hakan: Şu an ki algılarımız, hangi yönden geleceğini bilmediğimiz frekansları yakalamak için açık. Tabii ki bazı temel fikirlerimiz var fakat pusulamız su an Jack Sparrow'unkinden farksız.
Tarkan: Bu konular biraz bizden bağımsız gelişiyor. Önceden bir şeyler tasarlasak bile, bir sure sonra albümün kendi var olma niyeti ipleri elimizden alıyor. Bizi yeni bir çalışmaya başlatan temel motivasyonu genellikle yapım surecinde görmeye başlıyoruz. Dile getirme ihtiyacı duyduğumuz şeyler parçalarla birlikte ortaya çıkıyor. Hatta bazı ifadeler, albüm yayınlandıktan yıllar sonra anlamını buluyor.

Pentagram'in yurtdışındaki potansiyeli ne durumda? Yabancı fanlar 20. yıl hakkında forumlarda neler konuşuyor; gelişmeleri takip edebiliyor musunuz?
Metin: Maalesef ben takip edemiyorum.
Tarkan: Türkiye dışında son yayınlanan albüm Unspoken ve onun da tarihi 2001. Hareketsiz gecen bu kadar zamandan sonra hala canlı bir ilginin devam ettiğini zannetmiyorum. Arada bir dergilerin 'metal detektörü' veya 'kayıp hazineler' gibi retrospektif köşelerinde tanıtım yazıları çıkıyor. Internet forumlarındaki son durumu ise hiç bilmiyorum ama yeni bir albüm yayınladığımızda, her albümde olduğu gibi yine birçok ülkeden karşılık bulacağını düşünüyorum.
Cenk: Bu yaz yapılacak festivallerden gelen ilgi bunu daha net gösterecek.
Hakan: Google'da Mezarkabul yazıp arattığınızda (şimdi baktım) 73.300 sonuç çıkıyor. 2001'de, bu ismi ilk koyduğumuz zaman sonuç sıfırdı. Bazı forumlarda veya sitelerde de rastlıyoruz. Mesela; www.roadrunnerrecords.com/blabbermouth.net/news.aspx?mode=Article&newsitemID=64730.

Mütevazılığı bir kenara bırakırlarsa, Pentagram Türkiye'de alternatif-rock-metal müziğin gelişiminde nasıl bir rol oynadı?
Metin: En azından figüranlık yapmadı diyebilirim.
Hakan: İster istemez tevazuyu bırakamıyorsun bir kenara ama kimilerinden duyduklarıma göre kilometre taşı olduğumuz kısmına katılabilirim.
Cenk: 20 yıl öncesi ile bugünkü şartlar arasında büyük fark var. O zamanlar yaşadığımız sıkıntılardan söz edince genç müzisyenler ne kadar şanslı olduklarını görüp motive oluyorlar.
Tarkan: Çizgi dışı bir müzik tarzı olmasına rağmen mevcut koşullarda varlığını sürdürebilmesi önemli bir örnek sayılır. Grubun tornasından özenli işler çıkması ve özellikle yurtdışında da ilgi görmesi de müzikle uğraşanlara cesaret vermiş olabilir. Ayrıca diğer grup ve sanatçılarla yapılan ortak çalışmalar ve grup içinden yetişen müzisyenlerin ayrıldıktan sonra yaptığı albümler de bir araya toplanınca ortaya renkli bir tablo çıkıyor. Öte yandan, Cenk'in Beşiktaş'taki ve Hakan'ın Kadıköy'deki dükkânları da Türkiye'deki rock müzik ortamına büyük katkıda bulundular bence.

Pentagram, 10. yaşını Anatolia ile kutlamıştı. Bu, geçen yıllarda yapılan diğer çalışmalara nazaran Türk çalgı ve ezgilerini kullanan bir Anadolu Metal albümüydü. 20 yıl albümünde bizleri neler bekliyor?
Tarkan: Yirminci yıl albümünü, 4 Şubat Pazar günü izleyicilerle beraber kaydedilen bir konser albümü olarak planladık. İçerisinde, bugüne kadar yayınlanan albümlerden seçerek hazırladığımız bir repertuar olacak. Yeni parçalarla ilgili hepimizin kafasında bir takım tilkiler dolaşıyor fakat henüz bunları ortaya dökmedik. İşler yolunda gider ve konserler devam ederse, bu süre içinde bazı ipuçları da ortaya çıkmaya başlar her halde.
Cenk: Bir sonraki stüdyo albümü, bu kaydın yapılacağı zamanda yaşadıklarımızı ve duygularımızı yansıtacaktır diye düşünüyorum.
Hakan: Yeni bir albüm çalışması için şu an bir tık erken. Öncelikle hedefimiz, 2008'e kadar bahsettiğimiz projeleri hayata geçirmek.

AKMAR ÇOK DEĞİŞTİ

Akmar'da şimdi ÖSS kitapçısı olan eski dükkânın önünden geçerken neler hissediyorsunuz?
Hakan: Açıkça, hiç geçmedim. Kafe ya da yeni bir müzik dükkânı olmasındansa kitapçı olması iyidir. ÖSS'mi?! Hımmmm!
Cenk: Akmar'da uğramam gereken bir yer olduğunda bile önünden geçmemeye özen gösteriyorum.
Metin: Çok uzun zamandan sonra, geçenlerde annemle geçtik. Pasaj o kadar çok değişmiş ki, dükkânın yerini bile kavramam zaman aldı. Hatırlayınca da içeride Erhan'la Uğur'u aradı gözlerim.
Murat: Dükkan kapandıktan sonra hiç gitmedim Akmar'a.
Tarkan: Benim de yolum düşmedi ama gerçekten. O dükkandan kalan unutamayacağımız hatıralar var.


MURAT BEŞER

Sayı: 9

Rolling Stone Dergisi - 01 Mart 2007



Gönderen: rockmaximum  [10 Nisan 2007 11:10:20]
Okunma Sayısı: 1078

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com