|
Ogün Sanlısoy İle Röportaj
Ben hala eski mahallede oturuyorum da onlar gittiler aslında...”
Aptulika: “Ogün” albümünden sonra en dikkat çeken şey İstanbul dışındaki konserlerinin yoğunluğuydu. Anadolu konserlerine böyle kapsamlı yer vermenin sebebi neydi?
Ogün Sanlısoy: Bundan önceki ilk soloalbümüm “Korkma”dan beri kafamda böyle bir düşünce vardı. Nerden geldi bilmiyorum ama buna hissetmek diyebiliriz. “Şu albümü çıkarayım, ardından da Bir Türkiyeturnesi yapayım” diyordum. İstanbul'da beni bilenler konsere geliyor ama Anadolu'da da ciddi ciddi bir potansiyal var. Bu hayalimi “Korkma”da gerçekleştiremedim. “Ogün” albümünü hazırlarken bu düşünce beni daha bir sardı.
Aslında böyle bir şeye kalkışmak oldukça külfetli... Ses tesisatından tut, sahne arkasında çalışanlara kadar bir sürü maliyet biniyor.Bunu Pentagram'dayken de Anadolu'da 4 ya da 5 konserlik bir ufak turne denemiştik. Bu kendi imkânlarımızla, cepteki paraları denkleştirip yapılan oldukça külfetli bir turneydi. Belki de o günlerdeki deneyim bana güç verdi. “O dönem yapabilmiştik, şimdi tek başımayım ama bir deneyeyim”dedim. Oturup hesap, kitap yapıyorsun ve görüyorsun ki zarardasın. Hele ki bir de sponsörün yoksa... Karar vermiştim bir kere ve derhal 'Fil Yapım'la görüştüm. İlk olarak 8 konserlik bir denemeyle başlayacaktık. Bu ilk etap Tekirdağ, Çanakkale, Edirne başta olmak üzere Marmara bölgesi kapsamında bir turneydi.
Bu ilk deneme beklediğimden de iyi olmuştu.Hem katılım yüksekti hem de gelenlerin enerjisi muhteşemdi. Bu beni hem duygulandırdı hem de yüreklendirdi. “Tamam olacak bu iş” dedim ve alanı biraz daha genişletmeye karar verdim. Hemen oturup Ankara, Diyarbakır, Adana ve Gaziantep gibi kentlere gitmenin planlarını yaptım.Aslında bu iş için şartların ne kadar ağır olduğu da ortadaydı ama başladık bir kez ve sonunda becerdik.
İSTANBUL'A KIRGIN VE ANADOLU'DA MUTLU
Aptulika: İstanbul'da da Sebastian Bach konserinin açılışında yer aldın. Senin eskiden beri sevdiğini bildiğim Skid Row'un elemanı ile aynı sahneyi paylaşmıştın. Dolayısıyla bu senin için önemli bir konserdi. Ancak seni bu konserdeen sonra da arkana bakmadan Anadolu konserlerine koşarken gördük. İstanbul'a biraz kırgınlık mı vardı?
Ogün Sanlısoy: O konserden sonra İstanbul Seyircisine biraz kırgın oldum diyebilirim. İnsanlarda “Hadi çal bakalım, göster maharetini” edaları vardı. Açılış grubu olarak çıkmaktan çok mutlu olduğum konser olmasına rağmen beklemediğim ve anlam veremediğim bir tepki aldım. Küçük bir kitleydi ama üzüldüm doğrusu.
Aptulika:Belki de bu “Ön Grup”, “Açılış Grubu” kavramının ülkemizde pek oturmamasından da kaynaklanıyor. İnsanlar asıl grubu beklerken, seyirciyi ısıtmakla görevli olan konuk grubun da canına okuyorlar ne dersin?
Ogün Sanlısoy: Sanırım afişlerdeki ibareden dolayı da bazı yanlış anlamalar olmuştu... Afişlere 'Ogün Cover Project' diye yazmışlardı. Bu benim bilgim dahilinde olan bir şey değildi. Bunun hangi akla hizmet yapıldığını da bilmiyorum. Belki o ibarenin de verdiği bir beklentiyle oldu.
Hatırlarsan 80'lerin sonu 90'ların başında ben herhalde Skid Row cover'ı yapan ilk adamlardan biriydim. O dönemlerde onların tarzı en sevdiğim tarzdı. Halen de öyle. Dolayısıyla böyle bir teklif geldiğinde çok sevindim. Bir de orgarizasyonu yapan arkadaşa da destek atalım düşüncesiyle kabul ettim. Tamamen “bir omuz atalım” mantığında oldu herşey. Profesyonel işleyiş sözkonusu olmadı yani. Ki orada da bir takım pürüzler olmasına rağmen onu da hoşgördüm.
Aslında konserin kayıtlarını sonra defalarca izledim çok da iyi bir konser olmuş. Sebastian Bach eskiden beri sevdiğim bir heriftir. Onunla aynı sahneyi paylaşmak bana fazlasıyla keyif vermiş olsa da bir yandan da, “Nooluyor yahu... Hiç olmazsa bu işe aç olan kitleyle müziğimi paylaşayım.”dedim ve bu konserden 10 gün sonra da ikinci turneye başladım. İlk gittiğimiz yer Gaziantep'di... Arkasından Sivas, Kayseri, Mersin, Ankara devam ettik. Bunların hepsinde şaşırtıcı şeyler oldu.katılımın çok yüksek olmasının yanısıra, herkes parçalara eşlik ediyor ve kafa sallıyorlardı. Kısacası elektrik acaipti.Gerçek rock kitlesini açıkcası Anadolu'da buldum. Bu beni fazlasıyla heyacanlandırdı... Ve konserlerin sonunda da çıkan seyircinin mutlu olduğunu gözlerinden okudum. Onların deşarj olduğunu ve terlediğini görmek bana doğru bir iş yaptığımı gösterdi. Bu biraz da eski tiyatro kumpanyalarının maceralarına benziyordu. Yollar katedip, her durakta konser verip devam etmek zevkliydi. Anadolu'da binlerce insanla beraber olduk. Şimdi onların e_postaları geliyor; “Bir daha ne zaman geliyorsun” diye soruyorlar.
Devamı gelecek... Aptulika
Noluyor Orda - 05 Mayıs 2005
|