|
Nekrop Paşa Sokağına Hoş Geldiniz!
2007’de müzik dünyasında olanları göz önünde bulundurursak benim için ve birçok kişi için en önemli olaylardan biri Nekropsi’nin bir araya gelmesidir.
2001 yılında Alanis Morissette’nin ön grubu olduktan sonra grup, yollarına ayrı ayrı devam etti. Peyote’nin izbe odasında tam da buradan başladık röportaja. Aslında kendimi röportaj boyunca rahatsız hissettim. Aniden ayarlanmış bir röporajdı ve konser öncesinde grubun tüm enerjisini yok edecekmişim gibi bir endişenin içinde buldum kendimi.
Grubun 2001 yılında gerçekleşen yol ayrımı “haydi ara verelim” diyerek olmamış, biraz zamanın şartlarından kaynaklanmış. Cem’in ve Tolga’nın askere gidişi, Cevdet’in yurtdışına çıkışı grup elemanlarını müzik konusunda birbirinden uzaklaştırmış ya da bir türlü bir arada tutamamış. Aslında uzun zamandır birlikte olmanın, kendini pek göstermeyen sıkıcılığı da oluşmuş.
Cem: “Dört kişi ilişki içinde olduğu için dinamikleri iyice farklı oluyor. Bir şey sarpa sarınca toparlaması da güç oluyor. O yüzden ara vermek iyi oluyor. Buluştuğumuz zaman çok daha iyi çaldık. Çaldığınız andaki his çok önemli. Herkes belli bir zaman geçiriyor. Zamanını kullanıyor istediği gibi ve özleyip buluşuyor. 2005’in Mart’ına kadar beraber müzik yapmadık. Ayrı ayrı birşeyler yaptık ama Nekropsi olarak hiçbir şeye el sürmedik.”
2004’te bir araya gelmelerine arkadaşlarının kır düğünü ön ayak olmuş. Bu arıza şarkıların yaratıcılarını düğün sahnesinde gözümüzün önüne getirmek de zorlanabiliriz belki ama bu düğün grubun bugününün belirleyicisi oldu çünkü grup ilk defa o düğünde Kerem’le çaldı. 2005 yılında ise ODTÜ’den rock müzik şenliği için gelen yoğun ısrara karşı grup teslim olmuş, Hollanda’da olan Cevdet iki günlüğüne konser için Türkiye’ye gelmiş. Bu konserle de eski heyecan gruba geri dönmüş ve “biz bu işi ölene kadar yaparız” diye düşünmüşler.
Son albüm “Sayı:2 On Yılda Bir Çıkar”, aslında kısa zamanda ortaya çıkmış bir albüm değil. İnişli çıkışlı, gidip gelmeli uzun bir sürecin ürünü denebilir. Çünkü bu arada da yurt dışına çıkmalar, albümle uğraşmalar, ara vermeler olmuş. Kayıtlardan çok, albümün son haliyle uğraşılmış. Albümün post prodüksiyonu gruba hayli stresli anlar yaşatmış.
Cevdet : “EMI şirketine acil demo yapmamız lazımdı. Ben hemen bir mix yaptım, şimdiki sound çıktı. Mi Kubbesi’ni bilenler şarkıların bazılarını hatırlayacaklardır. Papa, Baba gibi yeni parçalar var. Papa dışında hiç vokalli parça yoktu. Tolga ile bir söz okuduk, gaza gelip başka sözler yazdık. Bu albümün en büyük sürprizi de bu.”
Cem: “Albüm üç defa yapılmış gibi oldu. Kayıtların bitmesiyle, albümün çıkması arasında çok büyük zaman var. 98’den beri yapılıyor aslında bu albüm. “
Nekropsi yurt dışında olsaydı, tozu dumana katardı gibi söylemler için Cevdet, “şuan burada bizim çok benzerimiz olmadığı için Nekropsi , Nekropsi oldu. Belki yurtdışında karışıp gidecektik. Bu müziğin orda yapılması imkansız çünkü buradaki müzikten de etkiler var. 97 yılında kafayı bozup Londra’ya gitmek gibi bir düşüncemiz oldu Tolga’yla.”
Cem: “Gittik yurtdışına birkaç konser falan verdik ama grup buralı olmaktan mutlu. Şurada olsaydık, şöyle olurdu gibi muhabbetler yapmadık hiç.”
Albümün ilk parçası Harf Devrimi Fransa’da kaydedilmiş. EMI ve Sony’nin menajerleriyle görüşmeler olmuş fakat depremin olmasıyla apar topar buraya dönmüşler. Bir anlamda basiretleri bağlanmış ve herşey yok olmuş.
Kerem: “Çok eskiden Moğolların Fransa’ya gidişi ve albümlerinin orada yayınlanması var. Nekropsi’nin Fransaya gidişi de Türkiye’den o tip bir çıkışın ikinci dalgası olabilirdi.”
Peyote Konseri Öncesi Konser Muhabbeti
Cevdet: “Eskiden sadece üniversitelerde çalıyorduk. Zamanında albümle ilgili bir borcu ödemek için dört hafta barda çaldık. Onun dışında hiç bir barda çalmadık. Fikirsel olarak da kabul ettiğimiz birşey. O zaman yaptığımız müziğin şöyle bir imajı vardı, “bunu yapan adam nasıl bir kafadır acaba?” diye. Açıkçası biz güzel bir konser yaptığımız zaman, bunu kutlamak için birer bira içiyorduk, sahile inip. Yaptığımız işle alakası yoktu. Arkadaşlarımızla çıkıp eğleniyorduk ama bizim için konser ayrı bir etkilinkti; ayrı bir mekanı olcak,sahnesi olcak.”
Cem: Oturarak dinleyen seyirciden de sıkılıyorsun. İstiyorsunki beraber hareket edelim, dans etsinler.
Cem: “Peyote başka bir yerdeydi eskiden. O zaman biz çok fazla zaman geçiyorduk. Yine Replikas, Babazula çalardı. Arada çaldık da, hiç Nekropsi olarak çalmadık. Bu mekan açılınca tekrar gruplar çalmaya başladı. Burada bir rahatlık var. Müzisyenlerin hepsi buraya geliyor. Burada güzel bir underground var aslında biz çocukken de olan ama mekanda olmayan bir yer altı durumu var.
Kerem : “Peyote sahnesindeki aletleri herhangi başka bir yerde görsem, “biz bunlarla mı çalacağız?” derim. Burada oluyor ama. Ev durumu var.
Cem: “Peyote bizim gibi gruplar için önemli. Ne olursa olsun sığınak gibi. Her zaman çalınabilecek bir yer. Şuan içimizden biri herhangi bir proje çıkarsa buranın kapısı açık olur. Başka bir sahne yok gibi aslında.”
Gökhan: “Peyote açılana kadar grupların kendi şarkılarını çalacağı yer yoktu.”
Cevdet: 4.5 saat çaldığımız bir konser vardı. Bir kere bahar şenliklerinde 10 günde 7 konser verdik İstanbul’da. Sınırsız bira falan. Parmaklarım dağıldı trampetin kenarlarından. Tolga bagetlerle duvarda ritim çalıyordu. ODTÜ konserlerinde birkaç kez bis yaptık millet çıldırdı. Okul kapandı. Seyirciye “boşaltın” dediler. Şişeler falan uçuştu etrafta, polisler karıştı. Çanakkale’de İhtiyaç Molası’yla konser vermeye gittik ve orada 5 saat çaldık tuvalete bile gitmedim. Hani derler ya “neyi ispatlamaya çalışıyorsunuz?” öyle bir durumdu.
Kerem: “Ağustos’ta Replikas’la Köln’de konser verdik. Essen’e geçtik ve oarada halk festivali gibi bir ortamda çaldık. Bizden önce kim çalıyor diye baktığımda bir kilise korosu sahnedeydi. Şunu hatırlıyorum; Die neue papa ist deutsch dediğimizde onlar da biralarını kaldırarak devamını getiriyorlardı. 70 yaşlarında iki Alman bizimle aynı duyguları paylaştı.”
Son Söz:
Kasetin çözümü bitmiş, sabaha karşı 04.00 suları ve yollar bomboş. Araç tam gaz giderken kulağımda Nekropsi albümü, müziğin bitmesini ve yolun sonunun gelmesini istemiyorum. Nekropsi için de yolun sonu gelmesin, devam etsin Nekrop Paşa tam gaz.
Röportajı yapan: Şehnaz Aygül - İpek Arıbaş - Özgen Kaybaki
Radioeksen.com - 02 Ocak 2008
|