|
Demir Leblebi Yumuşadı
Nazan Öncel Frida’ya selam çaktı !
Nazan Öncel yeni albümü “Yan Yana Fotoğraf Çektirelim” ile özleyenlerine dört başı mamur bir söz - müzik ziyafeti çekiyor.
Nazan Öncel’in yeni albümü “ Beraber Fotoğraf Çektirelim ” çıktığı günden itibaren Beyoğlu’ndaki müzik bombardımanında yerini aldı. Ankara ve İzmir’de de durum farklı değil. Özellikle Öncel’in Tarkan ile düet yaptığı “ Nereye Böyle ” müzik marketlerin favorisi şu aralar. Nazan Öncel, kendisini özleyenlerin ilaç niyetine dinleyebileceği albümün kapağında Frida Kahlovari görüntüsüyle dikkat çekiyor. Sert olmasa da duygu yoğunluğu alışık olduğumuz üzere oldukça yüksek bu sözlerin.
Son albümünüz “ Yan Yana Fotoğraf Çektirelim ”in kapağındaki Frida Kahlo pozu göze çarpıyor. Kahlo’nun sizi etkileyen yönleri neler?
Tablolarında neden kendisini çizdiğine dair söylentilere karşı; “Yaşamın acıklı bir öykü olduğunu, resim yapmanın da yaşamımdan pek farklı olmadığını söyleme cüretini gösterebilir miyim acaba? Bunlar benim maskelerim, ” dermiş. Ben de bu fotoğrafları Nazan Öncel’den ziyade Frida Kahlo resimlerinin tadı olsun istedim. Sanki tarafından resmedilmeye çalışılmış bir Frida görüntüsüydü yapmaya çalıştığım. Yaşamın sorumluluk derecesi ne diye soran, bedenine saplanan acılara rağmen inandığı doğruların peşinden giden bir insana selam çakmaktı burada altını çizdiğim. Yoksa, yaşasın tepeme bir gül takar, sırtıma da şöyle bir şal alırım değil.
Bu albümde şarkılarınızın sözleri, bu kez çok sert ve keskin değil. 1999 yılında çıkardığınız “ Demir Leblebi ”nin sözleri haddinden fazla tepki almıştı.O sözler 2004’te de aynı tepkiyle karşılanır mıydı sizce?
Üzerinden beş sene geçmesi sanırım bir şeyi değiştirmedi. Tabular yıkıldımı ki değişsin. Zaman akıp giderken doğru olmadığını bildiğiniz, sizi parçalayan, içinizi yakıp kavuran birçok şey oluyor dünyada. Olup bitenlerle eş zamanlı olarak durumun iyileşmesini ummak fazla iyimser bir yaklaşım olurdu kanımca.
Türkiye’nin ensest, taciz gibi tabularını açıkça yansıtmanız, dinleyicileri ikiye bölmüştü. Yeni albümünüzün size biraz uzak duran kitleye de ulaşacağını düşünüyor musunuz?
“Bir Hadise Var” da, “Ben Böyle Aşk Görmedim” de, “Sokak Kızı” da, büyük tirajlar yapmış albümlerdir. “Göç” ve “Demir Leblebi” albümleri de, ki bu ikisi satmamasına rağmen, çok sevilen çalışmalarım olmuşlardır. Bu iki duygunun tadını da bilen biri olarak yazdığım bu şarkıları herkes dinlesin istiyorum. “Demir Leblebi” ve “Göç” dinleyicileri benim için çok kıymetli.Yeni şarkılarımı çok sayıda insanla paylaşmak, onların olduğu kadar, benim de ortak arzumuz.Umarım öyle olur.
“Demir Leblebi”nin ardından büyük yaralar aldığınızı, sanki bir duvar yıkılıp altında kaldığınızı söylüyordunuz. O duvarın altından çıkmanızı sağlayan ne oldu?
O dönem bütün düşlerimin tasfiye edildiği, kabuslu günlerdi.Ruhum sonsuz incinmişti. O albüm dinleyicisi benim derdimi kendilerine dert edindi ve hep birlikte sardık yaraları.Ben de onlara “ Mesele acı yok, ağrı yok, sızı yok, sözde neş’e yok, hadi gel gidelim, yaraları saralım,” dedim. Dördüncü şarkıdan söz ediyorum “Beyoğlu’ndan yani. Yoksa Nazan Öncel’i onlar sırtlamasa müzik de sözler de susardı.Biliyorum ki müzik sevgiyle yapılır.
Orhan Gencebay’ın müziğine her zaman rock müziği olarak dinlemişimdir. Elektro gitarlar olmasa da...sonra, Erkin Koray’ın “Krallar” isimli şarkısı rock’tı da “Fesuphanallah”ı daha mı az rock’tı? Hayır. “Yan Yana Fotoğraf Çektirelim”de bu örneklerden biridir.
Özellikle “Göç”ten sonra her albümünüzde rock öğesi belirgindi. Bu, “Yan Yana Fotoğraf Çektirelim”de fazla göze çarpmıyor, neden?
Orhan Gencebay'ın müziğini her zaman rock müziği olarak dinlemişimdir. Bas bas bağıran elektro gitarlar olmasa da… Sonra, Erkin Koray'ın “Krallar” isimli şarkısı rock'dı da “Fesuphanallah”ı daha mı az rock'tu? Hayır. Bana göre her ikisi de rock'dı pekala. “Yan Yana Fotoğraf Çektirelim” de bu örneklerden biridir.Daha şimdiden çok seveni var. Bu da müziğimi doğruluyor düşüncesindeyim.
Sizin için müzik mi daha ağır basıyor, şarkı sözü yazmak mı?
Şarkı deyince akla ilk gelen sözdür. O yüzden adı şarkıdır ve o yüzden bana şarkı yazarı deniliyor. Beste anlamında Mozart kadar yetenekli olmayı isterdim. Ama hiçbir zaman bir virtüoz olmayı düşledim. Jan Garbarek gibi çalabilmeyi amaçlamadım. Kendi şarkılarıma eşlik edebilecek kadar gitar çalabilmek bana yetti. Asıl peşine düştüğüm ‘ söz ’dür. Müzik de meramımı anlatmama yardımcı oluyor, Allah’tan daha ne istenir ki?
“Ruh Hali” nin sözlerinde toplumu teşhis koyar gibisiniz.Sözler ikili ilişkiden yola çıksa da ‘boş vermeme hali’ni eleştiriyor. İşleri kolaylaştırabilceği halde neden boş veremiyor insan?
Dün haberlerde bir çocuk gördüm ayağında değil pabuç, çorap bile yoktu; çöpleri karıştırıyordu. Ekmek derdindeydi yani. Şimdi buna nasıl boş verdiğinize bağlı bir durum sözünü ettiğiniz. Bir tarafta deprem olurken, dur şimdi kafamı karışıtırma diyebilir mi insan?
İki şarkınızda Tarkan ile düet yapıyorsunuz. Tarkan ile çalışmaktan memnun musunuz, bu işbirliği ileride de sürecek mi?
İşte az önce uzun uzun sözüne ettiğimiz konulardan sonra “Yan Yana Fotoğraf Çektirmek”te birlikte düet yapmak, videosunu çekmek bize hakikatten iyi geldi. Üç sene gibi uzun bir süreçten söz ediyorum. “Karma” dönemi, “Dudu” dönemi, “Yan Yana Fotoğraf Çektirelim” dönemi. Bu kadar zaman içerisinde insan leb demeden lebleniyi anlamaya başlıyor. Şarkıların kardeşliğinde müzikal anlamda; sözlerin susup, yerini gözlere bırakması gibi öyle anlar oldu ki, aynı anda, aynı şeyleri düşünürken yakalıyorduk birbirimizi. Bazen hepimize olur. Biri gelir kanınıza girer, bir daha çıkmaz. Bize de öyle oldu galiba. Kısaca bu şarkılar gözümüz, kulağımız ve kalbimiz oldu. Sonrası hayat. Belli mi olur?
ASLI ONAT
Milliyet Rehber - 08 Mayıs 2004
|