Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Nazan Öncel

> Acı İnsana Sadece Aşktan Bulaşmaz…

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Acı İnsana Sadece Aşktan Bulaşmaz…

Ağır aşk şarkılarıyla tanınıyor Nazan Öncel; öfkesi,kederi,hüznü dinleyeni de içine çekiyor. Yeni albümü “7'n Bitirdin”de de uykusuz geceleri, Sibirya'dan beter yatağı anlatıyor! Bu hayatın diğer acılarına sırt çevirdiği manasına gelmiyor, eşitsizlik, adaletsizlik, savaş da dertleri arasında. “Paranın olduğu yerde kirlenme vardır” diyor. Hissetmek ve farkındalık, Öncel'in farkı bu.

Aşk bu, yer, yutar, bitirir, laf işlemez olur
Şarkılarında kalbin halleri var, korku, hayal kırıklığı, acı, biraz da sevinç… Son albümünde neşenin payı daha da az, “Ağlayan yanım ağır bastı sanırım” diyor. Sokağın adaletsizliğini biliyor, evi de mayından arındırılmış yer olarak görmüyor. Aşkı tanımlamaya, “Önce gözüne bir perde iner” diye başlıyor… Sonrası mı? İnsanı hiç rahat bırakmıyor…
Daha dingin; hüznü bol, neşesi-bu sefer- az, hatta sevinci sanki zorlama melodiler. Çünkü içindeki odalar boş, şu sıralar çok yalnız, kendisiyle konuşuyor, hüzünlü kitaplar okuyup hüzünleniyor, Sibirya'dan beter bir yatakta yatıyor, panik atağı başlıyor, uykusuz duraksız bir aşk kırıp geçiriyor onu, her gece her gece ölüyor… Bunları ben söylemiyorum. Nazan Öncel “7'n bitirdin” in, albüme adını veren şarkısında bunlardan söz ediyor. Sonra annesini özlediğini, öfkesini bastırdığını, aşk grevinden ölebileceğini, arabaların üstüne doğru yürüdüğünü, bir komadan çıkıp başka bir komaya girdiğini, kızları hoş tutmayanların yalnız kalacağını, sokakları, evleri, hayatı anlatıyor. Bir uzun mektup gibi. İç döküş daha çok. Dinleyicisiyle içki masasında karşılıklı dertleşme de diyebiliriz. Kural bozan, hayatla tersinden sevişen biri o.

İçimizdeki diğer sesin sahibi Nazan Öncel:
Hay hay, of of, ah, ay, hey gibi ünlemleri oldukça yoğun kullanıyorsunuz şarkılarınızda. Ünlem dilimizdeki kelime türlerinden ayrıcalıklı bir yeri var. En kişilikli ifadelerden biri bana göre. Sevinç ve korkularımız, heyecanlarımız, öfkemiz hep orada saklı. Aynı zamanda gerilimi de ifade ediyor. Sanırım sizin haykırışlarınızın, isyanınızın en belirgin vurguları bu sözcükler? Ne dersiniz…

*İşaret etmek istediğim konunun anahtar kelimeleridir diye düşünüyorum. İç güdüsel bir yaklaşım. Tabiatım itibariyle duygusal hallerimi, ahvalimi, kalp hallerimi, içeri dışarı her bir şeyi anlatıyorum işte. Ama dilim döndüğünce becerebildiğim kadarıyla. Bir derdim varsa ki o korku da olabilir, hayal kırıklığı da olabilir. Söylemeden kurtulunmuyor içindekinden. Farklı söyleme biçimleri vardır biliyorsunuz; kapıyı çarpıp gidebilir, telefonları kapatabilir, duymazdan gelebilirsiniz mesela. Ya da tam tersi gece sıcak yatağınızdan kalkıp patates kızartabilirsiniz biri için. Üç bin kilometre yol tepmeyi de göze alabilirsiniz. Yakınabilir, heyecan duyabilir, batabilirsiniz, Her şey olur hayatta. İşte bunları müzikale dönüştürülmüş halleridir sözler biraz da. Davranış bir sözdür, söz de davranış. Bu ikisinin toplamındaki sözcüklerin hayattaki gücü zaten buradan gelmektedir kanımca, ama öncelik hakkı duruma göre değişebilir. Her durumun bir hikâyesi olabilir. Uzun ve ya kısa…
Genel olarak şarkılarınıza baktığımda hem fırlama bir delikanlı – ya da babayiğit- duruşu, ironik bir ifade hem de hüzünlerden, acılardan süzülüp gelmiş olgun bir kadın görüyorum. Kadın ve erkek rolleri birbiriyle çarpışıyor mu? Yoksa egemen olan erkek dünyasına -kadın kimliğini de muhafaza ederek- onların diliyle ve pozisyonuyla mı cevap veriyorsunuz?

* Valla kalbin diliyle konuşuyorum. Kalbime kuvvet. İnsan gözüyle, empatiyle bakmaya çalışıyorum hayat ve olan bitene. Mümkün mertebe tarafsız bir gözle bakabildiğim oranda kendimi iyi hissedebiliyorum.Ama gardımızı almadan da olmuyor. Amma velakin bir savaş var kadınla erkek arasında, yaşamla ölüm arası gibi..


EV VE SOKAK … MAYIN TARLASI…
Bu duruşta sokak jargonu da var.Ancak -sözcüklerinizde olmasa bile- tavrınızda sokaklardan eve doğru bir yöneliş de görülüyor. Bir zaman sonra eve dönmek mi gerekir? Ev ve sokak arasındaki farkı sorsam size.

*Adalet kavramıyla sokağı yan yana koyamıyorsunuz. Sokağa derinlemesine bir yürekle bakıldığında eşitlikten söz edemezsiniz.. Sokak ne kadar dikenli bir mayın tarlasıysa ev de sanıldığı kadar güvenli bir yerdir diyemem. Sokakta başınıza her şey gelebilir de evde gelmez mi. Ummadığınız bir anda hiç de hak etmediğimiz bir şeyi yaşamaz mıyız? Hayat kötülük duvarlarıyla örülmüşse kaçacak yer yoktur.
Siz hiç çıt kırıldım bir kadın imajı çizmediniz. Evinizin damı aksa da ıslanmayı göze alırsınız gibi... Göze alamadığınız şeyler mutlaka vardır, onları merak ettim..

* Çok değer verdiğim bir şeyi bir çekmeceye koymuşumdur, ya orda değilse korkusuyla o çekmeceyi açmaya korkarım. Bu bir kurşun kalem de olabilir, kalbe en yakın biri de, E bir işe yaramama duygusu da tabii korkutucu geliyor.
Aşk üzerine de bu albümde -diğerlerinde de olduğu gibi- birçok söylem var. Sevdiğine hakim olma gibi bir çaba da gözleniyor. “Benimsin, benim omzumda ağla, beni düşün, sev” gibi ifadeler var. Bir yerde okumuştum. Acı aşkın kendisinde değil, sahiplenme duygusundadır diye. Ne dersiniz?

*Kalbinde koca bir kara delik varsa bunu düşünemiyor insan ama aşkın özünde insanı her koşulda rahatsız eden, hiç rahat vermeyen bir şey var. Aşk çok karmaşık bir şey. İnsan karnı acıktığında yemek yer, ya da ne bileyim midesi ağrıdığında doktora gideceğini bilir, ama âşık olduğunda ne halt edeceğini bilemez.
Ya da Yedin Bitirdin adlı şarkınızdaki gibi aşk insanı yiyip bitirir mi? Yoksa asıl insanın kendisi mi kendini yok ediyor bir ilişkide? Erkekler çok mu talepkâr? Aşk sizin kırılma noktanız mı? Ya da kırılma noktalarınız nelerdir?

*Evet yer yutar ve bitirir. Önce gözüne perde iner, sonra bir duvar örer, sonra laf işlemez olur. Alma ağacında büyüyen insanlardan olamadım. Yani verdikçe bitenlerden olabildim. Yaradılış işte. Herkes talepkâr olabilir, kontrolü elinde tutmak isteyebilir. Yaşadıklarına ve o ilişkideki gidişata bağlı olarak. Belki işler kötü gittiğinde, raydan çıktığında defans için yapılıyoruzdur bunu. Riya ve “ama” ların arkasına sığınarak yaşanılan süreç o noktaya getirebiliyor insanı. Öte yandan insanın hayattaki tek derdi aşk olmasa gerek. Acı insana sadece aşktan bulaşmaz. Eşitliğin ve adaletin olmadığı yerde haksızlık vardır. Savaşın olduğu yerde haksızlık vardır. Paranın olduğu yerde kirlenme vardır. Bir insanın cüzdanı ne kadar doluysa kalbi o kadar boştur diyebilirim. Bunlar dert edinilesi şeylerdir benim için. Hissetmek ve hayatın içinde olup bitenlerin farkında olmak da acı verir bana.
Evet, haksızlık ve kirlenme tarih boyunca olmuş, tıpkı ihanet gibi.Şarkılarınızda ihanetten söz ediyorsunuz, ancak karşılığında itirazdan çok bir kabullenme, belki de umursamama hissediliyor.

*Hayat beni güzel ağırlamadı diyen biri ihanete de hazırdır, sırtından kurşun yemeye de. Sürpriz değildir yani. Umarsız görünmeye çalışıyordur belki, kim bilir? Belki de son çırpınışlarıdır.
Bu albümde yer yer türkü formatında melodiler var. Bu format size çok uzak değil, birçok albümünüzde bu tarz melodileri kullandınız. Ancak bu albümde daha yumuşak geçişlerle kullanılmış bu melodiler. Aynı zamanda balad tadında şarkılar da var. İronisi kırılmış şarkılar bunlar. Kendi kendine sayıklamalar da var sanki. Hayata karşı büyük bir yorgunluk hissettim şarkılarınızı dinlerken. Niye bu keyifsizlik…

*Göz yaşlarıyla bezeli bir albüm bu. Çok göz yaşı döktüm bu şarkıların yazıldığı süreçte. Böyle bir hissiyatın ürünü. Ağlayan yanım ağır bastı sanırım.
Bırak Konuşsunlar adlı şarkınızda “bizim sonumuz var mış yok muş yoksa da kime ne” diyorsunuz ya, sizin sonunuz, yolunuz kent ozanlığından geçiyor artık…

Teşekkür ederim, ne diyebilirim ki?
Cesur söylemlerinizle tanınıyorsunuz. O cesaretin altında korkularınız gizli gibi… öyle mi?
Zaten hayata gelmekle bir kaza gelmiş başıma diye düşünüyorum. Hayatın kendisi kaza olamaz mı acaba? Ne dersiniz?



DENİZ DURUKAN

Cumhuriyet Dergi - 03 Aralık 2006



Gönderen: tuana_tirej  [17 Mayıs 2007 18:07:01]
Okunma Sayısı: 183

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com