|
Caz Müziğinin Ustası Kerem Görsev'den İlginç Bir Yorum
Piyanoyla aşk yaşayan Görsev "Müzik bir hayal kurma mekanizmasıdır. İnsanları etkilerseniz o müzik doğrudur. Bir Türk vatandaşı olarak elimden geleni yapmaya çalışıyorum" diyor...
Piyanoyla dans eden, parmakları tuşların üstünde dolaşırken, karizması ve elektriğiyle insanları büyüleyen bir adam! Kerem Görsev... Altı yıl önce kendisiyle yaptığım röportajda, ünlü piyanistin değerli çalışmalarını ve dünyaya yeni gelmiş bebeği Nisan'ı konuşmuştuk. Geçen yıllarda, ünlü caz piyanistini sık sık İzmir konserlerinde izledik.
Piyanoyla aşk yaşayan Görsev, Türkiye'de caz müziğinin tanınmasına ve sevilmesine büyük emek vermiş bir sanatçı. Kerem Görsev sizlerle...
- Ekim ayında çıkan son albümünüz "Orange" için, "taptaze sıkılmış bir portakal suyunun insana verdiği enerji dolu mutluluğu yansıtıyor" demiştiniz. Bu ilginç isim nasıl çıktı ortaya?
- Sabahları soğuk portakal suyu içmesini severim, gene bir sabah içerken kendimi iyi hissettim. Ondan sonra piyanonun başına gittim, çalarken bir anda, albümün isminin "Orange Juice" olmasını istedim.
BÜYÜK KAYIP
- Albümünüz içinde kızınız Nisan için yazdığınız; "Name of Love (Aşkın adı) anneniz için "Respect", kanaryanız için "Yellow" var
- Kenan Onuk'a yazdığım Sunday'ı unutmayın! Kenan benim çok iyi dostumdu, ona ithaf ettim. Türkiye için büyük kayıptır. NTV'de 8 yıl yaptığı programda, futbolun nasıl seviyeli tartışıldığını herkese kanıtladı. Allah rahmet eylesin, Kenan'ın evinde, 5000 tane klasik plak vardı. Caz yazıları yazardı, konserlerde görürdünüz, kritikler yapardı, yol gösterirdi. Zaten albümün kapağı "In Memory of Kenan Onuk".
- Bu albümü 6 saatte kayıt ettiğiniz doğru mu?
- Evet, caz albümlerinde dünyada olması gereken budur zaten. Volkan Hürsever, Cengiz Baysal ve ben stüdyoya girmeden haftalarca prova yaptık, günlerce konuştuk. 2007 Şubat ayında kaydedeceğim yeni albümün çalışmalarına başladım bile. New York'ta olacak kayıtlar.
- Türkiye'de caz müziğinin sevilmesine büyük katkınız oldu. Uluslararası pek çok caz festivaline katılıyorsunuz. Bir Türk sanatçısı olarak orada yaşadığınız duygular?
- Ne ekerseniz onu biçersiniz. Ben samimi olarak bu işe giriyorum. Öğrenciler ve üniversiteler benim en çok önemli. Anadolu'da pek çok üniversiteye konsere gittik. İzmir'e kaç kere geldiğimizi artık saymıyorum. Müziğinizi iyi bir şekilde sunarsanız, insanları etki altına alabilirsiniz. Müzik bir hayal kurma mekanizmasıdır. İnsanları etkilerseniz o müzik doğru müziktir. Bir Türk vatandaşı olarak elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Yurt dışındaki festivallerde bir Türk müzisyen olarak çalmak, kendi müziğimizi orada tanıtmak bana paranın satın alamayacağı bir zevk veriyor.
İZMİR VE İSTANBUL
- New Orleans'ta hiç çaldınız mı?
- New Orleans'a hiç gitmedim desem! Esasında dünyada cazın tek merkezi New York'tur. Benim ilgilendiğim müzisyenler, caz kulüpleri orada.
- Orada yaşamak ister miydiniz?
- Hayır, ben İstanbul'u çok seviyorum. Benim favori şehirlerim İstanbul ve İzmir. New York'ta iki üç ay kalmayı seviyorum ama benim burada bir düzenim var. Bir düzen kurmak insanın hayatının yarısını alıyor. Tırnaklarınızla kazıyıp bir şeyler yaptıktan sonra, gidip yeni bir yerde harcayacağınız enerjiyi bu ülke için harcamayı istiyorum. Ben buralıyım, burada daha rahat ediyorum. Daha gerçekleştirmediğim hayallerim var.
- Hayallerinizde neler var ?
- İnsanların hayalleri bittiği zaman yaşantısı biter! Hayal zaten sizin yakalayamayacağınız bir obje. Peşinde koştuğunuz zaman harcadığınız enerjiyle, yaptığınız şeyler müzisyenseniz CD oluyor, ressamsanız resim oluyor. Devamlı kaçan ve yakalamaya çalıştığınız bir şey. İnsanların hayalleri gerçekleşmez, arsız bir şey hayal.
MÜZİKLE ANLATIYORUM
- Şimdiye kadar 10 albüm yaptınız ve hiçbir bestenizde şarkı sözü yok. Neden?
- Bir albümümde var aslında. Amerikalı bir şarkı sözü yazarı, "For Murat" albümümdeki iki parçama söz yazmıştı. Benim bazı fikirlerim var. Nasıl bazı siyasetçiler "dün dündü, bugün bugündür" diyorsa, fikirleri değişiyorsa. Benim aksine, fikirlerim değişmedi. İlerde ne olur bilemem fakat ben müziği enstrümantal olarak parmaklarımla anlatmayı şarkı söylemekle eş değerde buluyorum. Hikayeleri müzikle anlatmak bana ayrı bir mutluluk veriyor.
ELLİLİ YILLAR
- Anneniz sizi 50'li yıllarda doğurmadı diye kızıyormuşsunuz! Siyah- beyaz yıllara bu özlem niye?
-Çocukken akranlarım oynarken, ben siyah-beyaz filmler seyrederdim. O filmlerin içindeki müzikler beni çok etkilerdi. Amerikalıların ilahi caz müzisyenlerinin yaşadığı, dünyada caz ve klasik müzikten başka bir müzik türünün olmadığı o yıllardan daha güzel bir dönem var mı?
SPOR ÖNEMLİ
- Çok fit bir görünüşünüz var, herhalde sıkı bir şekilde spor yapıyorsunuz?
Evet, Hillside'a gidiyorum. Çok ciddi ağırlık değil ama kardiyomu, yer jimnastiğimi yapıyorum, karın ve omuz çalışıyorum. Sıhhatli olmam lazım ki, iyi piyano çalayım. Sigara ve içki içmiyorum. Sağlıklı besleniyorum.
- Dr. Osman Müftüoğlu nasıl buluyor sizi?
- Geçen gün beraberdik. Tabii biz sanatçıların çok stresli bir hayatı var. En büyük hastalıklar stresle geliyor. "Stresten uzak dur, iyi yaşıyorsun" dedi.
- Stresle başa çıkabiliyor musunuz?
- Fazla kafaya takmamaya çalışıyorum. Yengeç burcuyum, çok hassasım. Mesela bu aylar benim aylarım değil, kıştan nefret ederim. Sonbahar ve ilkbahar benim aylarım, çok severim. Bu mevsimlerde dünyanın ekolojik dengesinin değişimini görebilirsiniz. Benim beste yaptığım, üretken olduğum aylar da bu aylardır.
- Geceleri uyanıp, piyanonuzun başına geçtiğiniz anlar olur mu?
- Olur. Piyano insanın iyi bir dostudur. Siz piyanoya kötü davranmazsanız piyano size hiçbir zaman kötü davranmaz. Piyano vahşi bir at gibidir. Piyanodan tırsarsanız, hiçbir zaman çaldırmaz kendisini size. Canım istediği her an çalarım. Piyanoya dokunmadan yaşayamam. Piyano her gün okşanmak ister.
- Çok bakımlı, güzel parmaklarınız var
- Kendim bakıyorum. Nasırları görüyor musunuz? Çalmaktan ötürü nasır oluyor, bir de damarlar genişliyor.
ANTİKA MERAKI
- Antika araba merakınız sürüyor mu?
- 63 model bir pembe Cadillac'ım vardı, sattım. Artık onlarla uğraşacak vaktim hiç yok, çünkü dünyanın en büyük ve en iyi caz kulübünü Türkiye'de açmış durumdayız. İstanbul Ortaköy'deki bu kulübümüze, dünyaca ünlü çok enteresan insanlar gelecek. Ve Türkiye'nin en iyi ahçıları bizde. Şu anda böyle bir caz kulübü dünyada yok. Düşünün şimdiden, dünya starları bu kulüpte çıkmak üzere sıraya girdiler. Bizim tüm aktivitelerimizi; www.istanbulcaz' dan öğrenebilirsiniz. Sizleri bekleriz.
Teknolojiyle arası kötü
- Eşiniz Türk Net'in kurucularından, teknolojiyle ilgili bir hanım. Sizin teknolojiyle aranız nasıl?
- Hiç aram yok. İnanın, ben bir bilgisayarı açıp kapayamam! Gerçi, web sayfam var, e-mail'lerim geliyor. Eşim şimdi Türk Net'i sattı, daha ileri teknolojide "Fono Klik" isimli bir şirket kurdu. Akbank'ın son reklamı var ya; telefon ediyorsunuz kredi kartınızla kredi alıyorsunuz. Onun alt yapısını, sistemlerini eşim Pınar kurdu. Beni de o şirketin bütün nimetlerinden faydalandırıyor. Ama diyorum; ben internet falan kullanmıyorum!
- Cep telefonunuzla aranız nasıl?
- Bir tane cep telefonum var, bugün ayakkabı boyacıları ve simitçilerde bile benim cep telefonumdan daha iyi bir telefon vardır. Satsanız üç beş milyon eder mi bilmiyorum. Arada sırada mesajlar falan geliyor.
- Mesaj'da mı çekemiyorsunuz?
- Yok onu öğrendim, çekiyorum. Biraz zor oldu ama (gülerek).
Çocuk, 'ben'den ailenin 'biz'e geçişini sağlıyor
- Nisan doğduktan sonra hayatınızda neler değişti?
- Eşim Pınar'ı 1986'dan beri tanıyorum. Çocuk olunca, ben bitiyor biz başlıyor. Benim hiç düşünmediğim bir olaydı, evlenmeyi de düşünmüyordum. Çocuk olunca, onun geleceği ile ilgili hayaller kuruyorsunuz. Topluma faydalı bir birey yetiştirmek istiyorum, zıpır bir şey olsun istemiyorum. Çocukların yarış atı olmadığını düşünüyorum. Aman benim kızım her şeyde birinci olsun zihniyetinden nefret ediyorum. Çocuklarını yarış atı gibi daldan dala konduran insanlardan hiç haz almıyorum. Bırakın ne olursa olsunlar ama adam olsunlar.
Rockox - 03 Şubat 2006
|