Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Kazım Koyuncu

> Koyverdun Gittun Bizi

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Koyverdun Gittun Bizi

İnsan hayatının hiçe sayıldığı, kendinden olmayanın değersiz görüldüğü, barışın ve kardeşliğin önemsiz sözcükler, insanın en değersiz şey olduğu ülkede yok olan sen, yok olan ben, yok olan sevgi, yok olan zaman, yok olan insan, yok olan……YAŞAM!”

Bunları söyleyen sendin. Artvin ve Bergama’da siyanürle altın arama, Akkuyu’ya nükleer santral, Gökova’ya termik santral, Fırtına Vadisi’ne hidrolik santral derken Samsun-Sarp Sahil Yolu projesinde yok olup gidecek sahiller canını sıkınca Viya albümünün iç yazılarına “Nereye????” diye başlayıp kocaman gerçekleri sığdırdığın yukarıdaki tek cümleyle devam etmiştin. Her zamanki gibi, devasa yüreğinle söylediğin doğru, şimdi can acıtıyor. İnsanın en değersiz şey olduğu bu ülke, bu kez “yok olan sen” ve “yok olan yaşam”ından ötesini hatırlatmıyor. Ve biz seni o kadar sevdik ve sen bizi tüm sevdiklerimize inat o kadar hayal kırıklığına uğratmadın ki artık “yok olan ben”lerle dolu buralar. Eyvallah, her ölüm erken ölüm de bu biraz fazla erken mi oldu ne! Hoş, isminin geçtiği cümlelerde ölüm sözcüğünü kullanmak da bir o kadar aykırı geliyor ki eşyanın tabiatına.Dilimizin dönmediğine dilimizin dönmediğiyle sözcülük yapıyordun ne güzel, şimdi yalnızız üstüne üstlük.

Zuğaşi Berepe günlerinden tanırdık ya biz seni ilk Barışarock’ın olanca ateşini taşıdığımız günlerdeki ilk basın toplantısında sen de bizle müşerref olmuştun. Türk bayrağına sarılıyken şarkı geveleyen figürü hatırlattığından ötürü çok fazla sarf etmezdik ya o sözcüğü sen orada söyleyiverip pek de şaşkın gülümsetmiştin bizi. Çoğumuzun gözündeki taraflarınca ötekileştirildiklerimiz için ötekileştiklerimize karşı taşıdığımız öfke sende birlikteliğimizin hoşnutluğuyla ışıltılı bir coşkuya dönüşmüştü. Hepimize samimiyetinden bir saniye bile şüpheye düşürmeksizin “ ne zaman istersen ara” diyordun. Sonra senli benli olmanın rahatlığıyla hemen hemen her gün karşılaştığımız İstiklal Caddesi’nde elimizi anlımıza götürdüğümüz selamlaşmalardan da mutluyduk. Bu arada konserler veriyordun, biz de severek bunları duyururken fonda “didou nana” çalıyorduk.Gel zaman git zaman evden çıkıp da didou nana çalınca tırıs tırıs dönüp parçayı sonuna dek dinlemeyi işe geç gitmeye bile tercih ettik. Kalan en sevdiğimiz radyocu dostumuz müziğinle ilgili sohbet etmek için seni davet ettiği gün dünyanın öbür ucunda olsa koşa koşa kalkıp geleceğini bildiğimiz kardeşimizi aradık:”Oya gel çabuk, Kazım burada!” Yıllardan 2004 günlerden 24 Nisan. Cumartesi. Parça aralarında camın arkasında bir o kadar neşeli ve utangaç gülüşler fırlattın, program bitiminde sigaran var mı diye sorduğunda sigara ne kelime çakmağım bile var’ı sağ elimi dost dost sıvazlamasan da söylerdik ve çevik bir manevrayla o sigarayı yoktan var eder, ettiğimiz noktada gerekirse elleri birbirine sürtülür yine yakardık.

Seninle ilgili iki satır yazabileceğimize ikna olduğumuz ilk yazı iyileştiğinde gelecekti, ilk paragraf, kim bilir, belki de “kardeşimizin odasında ve ortak bilgisayarımızda ne de güzel duvar kağıdıydın be uşağım” gibi bir cümleyle başlayacaktı. Sendin neticede kanımızdaki Karadenizliliği güle oynaya hatırlatan, o toprakları haritada bir nokta olmaktan kurtaran. Belki de Yeni Melek konserinde anlattığın rüyayı refere edip neyse ki geride kaldı diyecektik. Sonra nükleer bir santralin dünyayı yerinden oynattığı felaketi televizyonda “bakın ben çay içiyorum bir şey olmuyor siz de için”den ibaret sanat politikacıdan da geç, devlet adamı diye tepemize gelenlerle kavga edecektik, sazlı sözlü eylemlerde yalnız olmadığımızı kanıtlayan imzalarla yargıya intikal ederdik. ‘Barış içinde özgür bir dünya’ dilekleriyle albümlerini imzalayacaktın o arada. Olmadı, oysa ki hep doğru oluyordu be uşağım!

Evet yıkıcıydın ama kendini bilmez değildin, kendi savaşların uğrunda yaşamak istiyordun sadece bir de sen olmak. Zaman ışık hızıyla geçerken meğer ne kadar haklıymışsın geçmiş ve gelecekten korkmakta.

Konser çok güzeldi, keşke hiç bitmeseydi....

Polifoni.net - 26 Haziran 2005



Gönderen: tuana_tirej  [21 Temmuz 2007 00:46:17]
Okunma Sayısı: 427

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com