Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Joy Division

> Joy Division

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Joy Division

Ian Curtis 15 Temmuz 1956'da Nacclesfield, Cheshire' da dünyaya geldi. 1977 yılında okul arkadaşları Peter Hook ve Bernard Albrecht'le beraber kendisinin de söz yazarı ve solist olarak katıldığı Warsaw adlı grubu kurdu. 1978'de Manchester kökenli Factory Records'la anlaşma yapan grup, adını Joy Division olarak değiştirdi. Bir sonraki yıl, topluluk, çarpıcı ritmleri ve etkileyici şarkı sözleri ile büyük ilgi uyandıran ilk albümünü Unknown Pleasures'ı piyasaya sürdü. Şöhretleri gün geçtikçe büyüyordu ve önlerinde hazırlıkları hemen hemen tamamlanmış bir Amerika turnesi ve ikinci albümleri "Closer" vardı. Ancak, sara nöbetlerinin ve yıkılmaya yüz tutmuş bir evliliğin bunalımından kendini kurtaramayan Curtis, 18 Mayıs 1980 günü kendini asarak yaşamına son verdi.

Rock'un en belalı döneminin sonlarına doğru, Manchester'da ortaya çıkan bir topluluk yeni bir müzikal başlangıcı müjdeliyordu. Joy Division'un engin ses ve söz motifleri, insanların gönüllerinde pencereler açarak, Fall'dan Mark E. Smith'in "77 Shit-Pile" diye nitelendirdiği herşeyle alay eden ve insanlara tepeden bakan müzisyenlerin döneminin sonunun geldiğini kanıtlamıştı. Benzersiz ses örgüsü ve ters yüz edilmiş ritmlerin Curtis'in yazdığı sözlerle kaynaşmasıyla Joy Division müziği. Sex Pistols gibi grupların şiddet kattığı 70'lerin uçarı dünyasından oldukça uzaklardaydı. Diğerlerinin dikkate değmeyen kabalıklarından uzak kalan Joy Division, daha Warsaw safhasmdayken bile, gelecekte alternatif kültür olarak adlandırılacak birikim için ilk tohumları atmıştı. Üç akorlu desperados'u New Wave'e taşımaktaki başarıları eleştirmenleri ve dinleyicileri büyülemişti. Mayıs 1980'de, lan Curtis'in ölümüyle dağılmalarından sonra da Joy Division rock tarihinin unutulmayanları arasındaki saygın yerini korudu.

Joy Division dört genç adamdan oluşuyordu: Peter Hook, Stephen Morris, (sonradan Albrecht soyadını alan) Bernard Dicken ve lan Curtis. Birlikte, ayrılmaz bir bütündüler. Bascı Peter Hook ve gitarist Bernard Albrecht'i ilkokuldan beri tanıyan Curtis, grubun temelini daha o günlerde atmıştı. Davulcu Stephen Morris ise Curtis gibi bir
Macclesfield'lıydı ve gruba sonradan katılmıştı.

Uzun ve hayal kırıklıklarıyla dolu çıraklık dönemleri, yeni kurulan Factory plakçılık şirketiyle yaptıkları anlaşmayla sona erdi. 1978 Noel'inde Manchester'li şirket tarafından piyasaya sürülen A Factory Sampler'a iki parçayla katkıda bulundular. Bu iki parçadan özellikle 'Glass' grubun 1977'de kendi olanaklarıyla kaydettiği 'An Ideal For Living' adlı EP'den sonra kendini ne kadar çok geliştirdiğini gösteriyordu.

Yapımcı Martin Hannett'la gerçekleşen çalışmalar, Joy Division'ı kendi tarzına ulaştırabildi ve Ian Curtis, kendi imgesel melodilerini Hannett'in da yardımıyla, harikulade bir şekilde ifade etmeye başladı. Joy Division'ın Hannett ve Factory ile olan yakın ilişkisi ilk LP'nin Temmuz 1979' da piyasaya sürülmesini sağladı. Factory'nın patronu Tony Wilson kendi yatırımlarını ipotek ederek, debut albüm 'Unknown Pleasures' ın finansmanını sağladı. 'Unknown Pleasures' kimseyi hayal kırıklığına uğratmadı, güç ve melankolinin bir sentez halinde dinleyiciye sunulduğu çalışma, basının coşkun övgüleriyle başarısını kanıtladı. Joy Division'ın bu süratli yükselişinin ardında Kuzey ingiltere ve bir takım klüpler dışında kolay kolay duyulmayan müzikal öğeleri kullanmış olmaları yatıyordu.

Albümün yüreğiydi Ian Curtis. O'nun Insight gibi parçalarda giderek umutsuz çığlıklara, yalvarışlara dönüşen sesi... Bu tuhaf bir cazibeydi, samimi, içten, doğal ve coşkun... 'Farzet ki hayaller her zaman bir sona erişsin, diyordu şarkılarından birinde Curtis. "Onlar yükselmez, sadece düşüşe geçerler. Ama artık umursamıyorum, daha fazlasını arzulamak isteğimi kaybettim. Korkmuyorum, hepsi bu kadarla kalmıyor, diğerlerinin yıkılışını izliyorum. Ve kendi gençliğimi anımsıyorum."

lan Curtis'in küçük defterinde sakladığı lirikler didaktik değildiler. Disorder, Wilderness ve Shadowplay gibi parçalara hakim olan yalnızlık ve korku hisleri basit, kişisel duyumlardı. Buna rağmen sözler uyarıcıydı çünkü inanç doluydular;

"Kolaylıkla görülebilir, dolu bir silah seni özgür kılamaz"(New Dawn Fades) New Musical Express yazarlarından Paul Du Noyer bu konuda doğru bir yargıya varıyordu: "Yeteneksiz ve duyarsız insanlar, Curtis'in hayallerini komik bile bulabilirler."

Curtis'in farklılığı, tüm kuşakların bir dönem gömüldüğü romantik ve idealist duygularla bağlantılıydı. Joy Division'u saran bu kasvetli duygular sonucu, grup gotik ve karamsar olmakla suçlandı. Ama gerek bu suçlamalar, gerekse Doors'a benzetilmeleri bir önyargının ötesine gitmiyordu. Nitekim Unknown Pleasures grubun çevresindeki karanlığı mükemmel bir şekilde yansıtarak bu önyargıları çürüttü. Jim Morrison'ın bir kopyası olmaktan uzak olan Ian Curtis, İngitere'de 20. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan kent kültürünün ve yalnızlığının bir sözcüsüydü. Curtis'in yılgınlık ve umutsuzlukla beslenen düş dünyası, O'nun diğer söz yazarlarından farklı olarak, sadece bireysel duyumlarda yoğunlaşmasına neden olmuştu. Bütün bunlar bir yana, Joy Division, kimsenin vicdanını temsil etmiyordu.

'She's Lost Control' kuşkusuz albümün en kişisel parçasıydı. Kısa cevaplar ve çarelere yer verilmiyordu. Curtis için bu parça sara krizlerinde ortaya çıkan bir eksorsizmdi. "O geri döndü ve ellerimi tuttu: "Kontrolümü yine kaybettim" dedi ve yere boylu boyunca uzandı. Ben öldüğünü düşünürken, O "yine kontrolümü kaybettim" dedi."

19.yy da yaşayan Rus yazarı Dostoyevski, bu üçüncü kişi izlenimini, kendi sara nöbetlerine dayanarak, romanlarmdaki karakterlerde şöyle anlatıyordu: "Herşey bir kaç dakika içinde oluşuyor. Hüzün, ruhsal karartı ve depresyon içindeki beyni belli anlarda alev almış gibi oluyor ve hayati güçleri elinden alınıyor, kalbi ve zihni göz kamaştırıcı bir ışık içersinde yüzüyordu. Bütün savunmaları, bütün şüpheleri ve endişeleri huzur ve mutluluk hisleri içinde yatışıyordu..."

Bütün bunlar, Joy Division performansları boyunca Curtis'in içinde yaşanıyordu. Curtis bir yandan dansederken, bir yandan da ıstırabıyla alay edercesine dudaklarını büzüştürüyordu. Transmission" BBC2 de çalarlarken, Curtis nemli, solgun gözleriyle ruhsal karmaşasını-istemeden-dışavurmuştu. Bu durum şarkının canlı ritmleriyle ters düşmüştü ve böyle bir parçaya vokal yapan birinden daha garip hareketler beklenemezdi

Joy Division'ı 1979 sonlarında izleyen herkes, tuhaf durumlara katlanmak zorundaydı. Bir keresinde Curtis aniden rahatsızlanarak sahneden indirilince, panik olan seyirciler küçük bir izdihama sebep olmuşlardı. Curtis'in sahneye çıkamayacak durumda olduğu bir konserde yerine çıkan A Certain Ratio'dan Simon Topping de, lan'in hasta olduğunu bilmeyen seyircinin şiddetli tepkisiyle karşılaşmıştı.

Ian Curtis, iddialı görüntüsü, derinden gelen sesi ile kendinden emin bir sanatçı imajı oluştururken, sahne dışındaki sakin, sessiz ve yumuşakbaşlı tavırlarını gizlemeye çalışıyordu. Sounds'ın yazarlarından Dave McCollough O'nu şöyle anlatıyordu: "Onunla ilk tanıştığımda, fısıltıyla konuşan biriydi. İnsan ruhunu fetheden, hipnotik bir konuşma tarzı vardı. Sözcükleri ustaca kullanarak, akıldan çıkmayacak cümleler kuruyor, tüm büyüsüne rağmen doğallığı elden bırakmıyordu. O, bunu şarkı söylerken de başarırdı".

Ancak, Ian Curtis, kuliste hararetli futbol sohbetlerine bayılıyor ve taşkın tavırlarla güncel konuları irdelemekten hoşlanıyordu.(Curtis koyu bir Manchester United taraftarıydı) Tabii bu tip noktalar topluluğun tarihçesi içinde gizemini koruyor. Grup bu şekilde giderek daha mistik bir kişiliğe büründü çünkü kendi aralarındaki birtakım ilişkiler diğer grupların aksine basın ve hayranlar ordusunun uzanamayacağı kadar saklı tutuluyordu. Joy Division'un somurtgan ve ulaşılmaz imajını yıkmak, daha insalcıl ve yakın göstermek amacıyla harcanan tüm çabalar, yine Joy Division elemanlarının kent görüntüleri ardında ya da karanlık, ürkütücü objelerin etrafında verdikleri hareketsiz pozlarla, boşa çıktı.

Şunu da belirtmek gerekir ki, Ian Curtis'in bir frontman olarak ön plana çıkışı kasıtlı değildi ancak kişiliği ve konumu itibariyle kaçınılmazdı. Bu nedenle, Joy Division tarihi daha çok lan Curtis'e dayanır ve bir şekilde lan Curtis'in geçmişidir.

Factory firması, Peter Saville'in kişisellik gözetmeksizin oluşturduğu muammalı tertibat ile topluluğun anonim imajını güçlendirmişti.

Joy Division ve Factory Records gösterişli numaraları sergileme işini başkalarına bıraktıkları için mutluydular. Bunu çok ciddi oldukları için değil, müzik piyasasının ticari oyunlarını gülünç ve yersiz buldukları için yapıyorlardı.
80'lere girerken, Joy Division rakipsiz ve durdurulmaz görünüyordu. Atmosphere ve Dead Souls gibi parçaları içeren ilk plakları çok iyi satmış ve büyük ilgi görmüştü. Topluluk yeni bir tarz yaratma yolundaydı. 1980 için öncelikli planları arasında ikinci bir LP ve önceki kadar başarılı geçmesini umdukları bir Avrupa turnesi vardı. lan Curtis özellikle baharda çıkmaları teklif edilen Amerika turnesine önem veriyor ve ABD'de İngiltere'den daha fazla tutulacaklarını düşünüyordu. O'nun bu düşüncesinden yola çıkan grup, Amerikan müzik piyasası için 'She's Lost Control' un remixini hazırlamaya başlamıştı.

İngiltere'deki Joy Division etkisi zirveye ulaşmıştı. Topluluk; Cure, Echo and The Bunnymen ve Bauhaus gibi gruplara ilham kaynağı oluyor ve genç dinleyicilerin övgüsüyle karşılaşıyordu. Bu arada ne yazık ki Factory, Joy Division'ı taklitçilere karşı koruyamamıştı. Zaten Joy Division müziğinin büyüsü henüz gerçek anlamda anlaşılmış değildi.

'Closer' adlı ikinci LP çıkmadan verdikleri konserde grubun nereye ulaştığını gözlemek mümkündü. 'Love Will Tear Us Apart','Twentyfour Hours' ve 'Isolation' gibi etkin bir synthesizen gücü hissediliyordu.

Curtis'in sesi ancak ölümünden sonra yayınlanan Closer1 da, duyarlılığın sınırsızlığını
zorlayan bir enstrümana dönüşmüş durumdaydı:

'Şimdi herşeyin nasıl kötü gittiğini farkediyorum, terapiye ihtiyacım var. Bu tedavi çok uzun sürecek, sevginin hükmettiği kalplerde ruhumu bulmalıyım, çok geç olmadan önce" (24Hours)

1980 Nisan'ının sonuna doğru Joy Division, 'Love Will Tear Us Apart' için özenli bir videoklip hazırlattı. Bunun sonucu olarak büyük bir ticari başarıya ulaştılar. Herşey yolunda gidiyordu. Dört gün sonra, 2 Mayıs'ta Birmingham Üniversitesi'nde son konserlerine çıktılar. Bu konserin kayıtları, daha sonra İngiltere listelerinde 5 numaraya kadar yükselecek double albüm Still'in bir yüzünü dolduracaktı.

Ian Curtis için, yaşamın baskıları, taşıyabileceğinin çok üzerindeydi.

Artık katlanamıyordu. 18 Mayıs 1980 Pazar sabahı erken saatlerde kendini asarak hayatına son verdi. Henüz 24 yaşını, doldurmamıştı... Bıraktığı nottan bir alıntı O'nun hislerini en iyi şekilde yansıtıyor; "Şu anda çoktan ölmüş olmayı isterdim. Artık hiçbir şeyin üstesinden gelemiyorum."

Curtis'e yakın olan kimseler Ondaki ruhsal ve fiziksel rahatsızlıkları farketmişlerdi. O'nun çok hassas biri olduğunu ve depresyon içinde kıvrandığını biliyorlardı ama daha önceden kendini öldürmeyi denemiş olmasına rağmen, hiç kimse yeni bir intihar teşebbüsünden şüphelenmemişti. "O tuhaf biri değildi" diyor Bernard Albrecht. "Normal bir insandı fakat çok coşkulu biriydi, insanlar coşkularını belli ederken, O genelde içinde gizlerdi."

Curtis'in ölümü, ortak pek az noktası olan Sid Vicious ve Ruts'dan Malcom Owen'in uyuşturucu yoluyla ölmelerinden daha trajikti. John Peel bile ölümü gece şovunda dinleyicilere duyururken şaşkın ve kederliydi. O gece Curtis'in anısına Atmosphere ve Don't Walk Away in Silence'i çaldı.

Ian Curtis'in ölümünün Joy Division üzerindeki etkisi şimdi daha rahat görülebiliyor. Grup güngeçtikçe daha iyi anlaşılarak değerlendiriliyor. Joy Division Curtis'in ölümüyle dağılmış kabul edilince geride kalan elemanlar keyboardçu gitarist Gillian Gilbert'in de katılımıyla New Order'ı kurdular ve Joy Division myth'inden günümüze çağrışımlar taşıdılar. Ancak şunu söylemek gerekir ki Joy Division'un boşluğu dolmadı ve lan Curtis'in yokluğuyla aynen yoluna devam etmiş bir Joy Division bile tamamen farklı bir grup olurdu.




Brian Edge / Çeviren: Gamze Tabakoğlu

Çalıntı Dergisi - 01 Haziran 1994



Gönderen: bolobolo  [06 Ocak 2008 23:00:10]
Okunma Sayısı: 131

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com