Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Hooverphonic

> Hafifin Ve Ağırın Ötesinde..

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Hafifin Ve Ağırın Ötesinde..

Milan Kundera'nın unutulmaz modern klasiği 'Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği'nin ilk bölümünün başlığıydı 'Ağırlık ve hafiflik'. "Yük ne kadar ağır olursa" diyordu Kundera, "Yaşamlarımız o denli yaklaşır yeryüzüne, daha gerçek, daha içten olur." Ekliyordu Kundera, "Bir yükten mutlak biçimde yoksun olmak insanoğlunu havadan daha hafif kılar, göklere doğru kanat açar insan." Ve soruyordu: "Hangisini seçmeli o halde? Ağırlığı mı, hafifliği mi?" (İletişim Yay., 1995, çev. Fatih Özgüven)
Pop, sadece ismi itibarıyla bile hafifliği çağrıştıran bir gösterge. Öte yandan popun ambient-pop, dream-pop gibi alt türleri orijinal bir müzikal yapı ve sofistike şarkı sözleriyle belirgindir. Alternatif popun Mazzy Star, Everything but the Girl, Lamb gibi ambient pop-dream pop gruplarının müziklerinde, içerikten sound'a, ağırla hafif arasında savrulup duran bir sarkacın varlığı hissettirir kendini. Rüya popu anlamına gelen dream-pop ifadesi, popun o kendine ait hafiflik çağrışımına uçuculuğu da net ve kesin biçimde ekler: Dream-pop, hafiflemiş, hafiflemiş ve sonunda tüy gibi havada uçmaya başlamış bir ağırlığın müziğidir.

Tatlı müzik

Belçikalı ambient pop grubu Hooverphonic'in son albümü 'No More Sweet Music', Kundera'nın "bütün karşıtlıkların en gizemlisi, en çift anlamlısı" dediği "hafiflik/ağırlık" karşıtlığının çerçevesinden okunmayı çağıran, derinlikli bir popüler kültür ürünü. Albüm birisi 'More Sweet Music' (Daha Fazla Tatlı Müzik) diğeri ise 'No More Sweet Music' (Daha Fazla Tatlı Müzik Yok) başlıklı iki CD'den oluşuyor. İkinci CD, ilk CD'deki ulaşılabilir, görece olarak hafif parçaların daha avangart, hani bir nevi daha ağır versiyonlarını içeriyor.
Hooverphonic'le ilk kez 1996'da, Bernardo Bertolucci'nin 'Stealing Beauty/Çalınmış Güzellik' filminin soundtrack'inde yer alan '2Wicky' adlı parçayla tanışmıştık. 1997'deki ilk albümleri 'New Stereophonic Sound Spectacular' 90'lar ortasında Batılı popüler müziği yepyeni bir dönemece taşımış olan elektronika, trip-hop türlerine deneysel bir yaklaşımla cesaretli bir çıkış albümüydü. Dikkat çekici synth kullanımlarıyla dream pop çizgisine daha da yaklaşan 'Blue Wonder Power Milk'ten (1998) iki yıl sonra gelen 'The Magnificent Tree', özellikle 'Mad About You' adlı single ile Hooverphonic'i uluslararası üne sahip bir grup yaptı. Sony'den çıkan 'Jackie Kane' (2002) ve 'Sit Down and Listen to Hooverphonic' (2004) albümlerinde özellikle Geike Arnaert'in vokalleriyle giderek oturan müzikleri, Hooverphonic'in kalıcı bir grup olmaya doğru ilerlediğini işaret ediyordu.

Tatlı müziğin ötesi

Albüm 'You Love Me to Death'in oryantal yaylılarıyla mistik bir atmosfer içinde açıldıktan sonra "hepimiz uçuyoruz, altın bulutların üstünde" diyen 'We All Float' rotamızı gösteriyor. 'Music Box' hüzün dolu dijitalliğiyle birleşen eski moda orkestrasyonla, Bristol sound'un eşsiz grubu Portishead'in büyüleyiciliğini çağrıştırıyor. Kemanlarla klavyenin müthiş uyumuyla 'You Hurt Me'de biraz yükselen tempo, albüme adını veren beşinci parçada yerini, 1950'lerin romantizmine bırakıyor. 'Tomorrow' yine Portishead'i, özellikle vokalist Beth Gibbons'ın Rustin Man'le yaptığı 'Out of Season'ı çağrıştırıyor. 'Dirty Lenses', 80'lere selam çakan harika bir synth-pop parça. "Kalp atışlarını hissetmeye çalıştım ama başaramadım, daha ikna edici olsaydım kalırdın" sözleri Arnaert'in tutku dolu sesinden yükselirken acapella'ya yaklaşan 'Heartbeat'in ardından gelen 'Wake Up' muhteşem orkestrasyonuyla ani bir geçiş yaratıyor. Hooverphonic onları dinlemiş midir bilinmez, ama bu parçanın melodisi bizim Vega'nın sevimli parçası 'Serzeniş'e çok benziyor. Pink Floyd göndermeli synth'leriyle 'My Child'ın ardından 'Ginger' tüm hüznüyle uygun biçimde yapıyor kapanışı.
İkinci CD, 'No More Good Music', 'You Love me to Death'in, döngüsel synth'ler ve saldırgan davul efektleriyle, Massive Attack'ı anımsatan karanlık bir versiyonuyla açılıyor. Adı üstünde bu CD'de tatlı müziğe yer yok. Ardından, 'We All Float'ın özellikle arka vokallerin etkisiyle çok başarılı, oryantal bir versiyonu geliyor. İsmiyle de bir gönderme taşıyan 'Music Box', bu versiyonunda dijitalize edilmiş vokalle Portishead'in 'Glory Box'ını çağrıştırıyor. Albüm zirve noktasına 'No More Sweet Music'in bu versiyonunda ulaşıyor, Arnaert'in hipnotize edici vokalleri piyanoyla adeta sevişirken. Şarkı trip-hop'la, drum'n bass arasında görünmez bir köprüde ileri geri gidip geldikten sonra, 'Tomorrow'un iyi bir ambient-pop versiyonu duyuluyor. Ve ardından, onca bekleyişten sonra albüm beklediğimiz dans parçasını sunuyor, 'Dirty Lenses'ın bu versiyonunda. 'Wake Up'ta dansa devam ettikten sonra, 'My Child'da bir ağırlık çöküyor üzerimize, synth hüzünleriyle. 'Ginger' bu ağırlığı vokallerin çocuksu neşesindeki tatlı hafiflikle bütünleştirerek tamamlıyor çemberi.
Kundera yanıtını vermediği bir soruyla başbaşa bırakırken, Parmanides'in hafifliği seçtiğini söylüyor, Descartes'ı keskince eleştiriyor ve Doğu'ya bakan Nietszche'yi işaret edip orada bırakıyordu okurunu. Onun sorusunun yanıtını Hooverphonic'in albümündeki Çin kemanında, ansızın beliriveren oryantal ezgilerde bulmak mümkün olabilir. Her şeyin ancak zıddı ile mümkün olabileceğini söyleyen Doğu felsefesinde, Yin Yang'ta, yani, hafifin içindeki ağırda, ağırın içindeki hafifte...
Hooverphonic/No More Sweet Music/Sony BMG

N.BUKET CENGİZ

Radikal Gazetesi - 26 Mart 2006



Gönderen: deathkiss  [18 Ocak 2008 12:13:32]
Okunma Sayısı: 30

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com