|
Habbecik: Hissedişin Müziği
“An Meselesi”, Habbecik’in ilk albümü. Onları ad olarak tanımıyorsanız da, dinlediğiniz çok değerli albümlerde tek tek imzalarına rastlamışsınızdır. Altı kafadar müzisyen bir araya gelerek çıkarttıkları “Türk- caz” formundaki bu albüm Türk müzik piyasasında bir ilke imza atıyor.
Grupta neden hiç kadın yok?
Levent Altındağ: Sanırım bu soruyla epey çok karşılaşacağız. Bu tarzda müzik yapan, enstrüman çalan kadın yok aslında. Şana dayalı kadın şarkıcılar var ama enstrüman çalan kadına ben rastlamadım.
Grup fikri nereden doğdu, nasıl biraraya geldiniz?
Eylem Pelit: Önce çok küçük gruplaşmalarla başladık. Bu parçaları çalmıyorduk ama bu tarza gebe şeyler çalıyorduk. Başkalarının albümlerinde, tabii.
Yine Türk-rock çalışmalar mı yapıyordunuz?
Volkan Öktem: Hayır daha önce hiç bu tarz bir çalışma yapmadık. Başka müzisyenlerin parçalarını çalıyorduk. Böyle bir grup fikri doğduğunda zaten beste çalmanın doğru olduğuna karar verdik. Kalıcı olmak için. Hepimizin çalışmaları tek tek olarak vardı. Ama neticede stüdyodaki diğer kişilere hitap etti. Kendimize yapılmış hiçbir çalışmamız yoktu. Ama piyasada hepimiz de değerli sanatçılara ve albümlere imza attık. Kendimize ait kalıcı bir şey yoktu. Neden bugüne kadar yapmadık, dedik ve grup kararı bu şekilde alınmış oldu.
Hepiniz alanında çok başarılı sanatçılarsınız, bu güne kadar hiç solo albüm neden yapmadınız?
Levent Altındağ: Sürekli hepimize teklifler vardı. Herkese ayrı ayrı albüm teklifi geldi aslında. Ama o bizler için ticari bir çalışma olurdu. Ben böyle bir şeye katılmak istemedim. Güzelliği yansıtmak için de böyle bir grup biraraya geldi. Ben büyük keyif aldığım için grubun içerisindeyim. Neticede kalıcı bir şey yapabilmek için bu adımı attık.
“Habbecik”in anlamı nedir?
Levent Altındağ: Habbecik’in isim babası benim, ama ben ismin anlamını yanlış tanıyormuşum. Doğrusunu Beco biliyor.
Beco: Habbecik, hava kabarcıkları olan bir takım sıvıların havayla teması halinde, ortaya çıkmasıdır. Oksijenin ve diğer gazların sıvının içerisinden kurtulup, yukarı doğru çıkan hava kabarcıklarına deniyor. Yaptığımız müzikle bu olayın bir felsefi bağı yok. Sadece biz kelime olarak anlam olarak da değil, kulağımıza hoş geldiği için seçtik. Yoksa müzikle bir bağlantısı yok.
Habbecik
Müziğinizde hem etnik özellikler yer alıyor, hem de caz sound’u var. Habbecik”in yapmış olduğu müzik nasıl bir sentez?
Volkan Öktem: Pop-caz altyapısı taşıyan etnik öğelerle karışmış bir sentez çalışma var ortada. Daha aslında bunun ismini tam olarak koymuş değiliz. Bazıları pop-caz diyor ama biz daha çok dinleyenlere bırakıyoruz. Her kesime de hitap edeceğini düşünüyoruz. Geniş bir perspektif var.
Peki altı elamanın müziğe bakış açısıyla Habbecik”in yapmış olduğu müzik nasıl kaynaştı?
Aslında aynı müzik kültürüne sahibiz. Bir karışım var. Birbirimizin müziğe bakış açısı çok da farklı değil. Çok ayrı olsa zaten bu uyumu gösteremezdik
Cem Erman: Aslında aynı müzik kültürüne sahibiz. Bir karışım var. Birbirimizin müziğe bakış açısı çok da farklı değil. Çok ayrı olsa zaten bu uyumu gösteremezdik. Bu grubu özel kılan bence altı ayrı hissedişin, bir ayaya gelip ortak bir nokta da buluşması. Ayrıca bunlar kendi müziğimiz kendi şarkılarımız. Tarz olarak şu tarz veya bu tarz diyemeyiz. Bu Habbecik tarzı.
Cengiz Özdemir: Halk müziği formunda bir takım ezgiler etnik cazlar, pop-caz bir altyapı, hepsinin kaynaşması söz konusu. Her tarzdan herkesin katabileceği bir şey var. Hepsini bir karışımı var bu albümde. Bu bizim müziğimiz.
Eylem Pelit: Bizim en büyük avantajımız herkesin halk müziği ile, isteyerek veya istemeyerek hala uğraşıyor olması. Şimdi bence insanlar biraz kolayına kaçıyorlar işin. Çünkü o tarz prim yapıyor. Bir tane Hint çalgısı çaldırıyorlar pop müziğin altına ve etnik oluyor. Marketinde de yerini alıyor. Bizim müziğimizde en önemli şey, melodi. Melodide var bu, ıslıkla da çalsanız o melodiyi yakalıyorsunuz.
Berco: Salt folklorik sazlarla ve salt folklorik formlarla çalınan eserler çok kıymetli. Bunlar birer cevher. Fakat bu tip sergilemeler, sadece turistlerin gezi hatırası mantığıyla aldığı, dinlediği müzik ve obje olarak kalabilir. Biz başka sentezlerle birleştirip ülkenin ihracat ekonomisi mantığıyla da bir gerçek görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti hükümeti bunu bilsin ve kale alsın.
Levent Altındağ: Hepimiz çok profesyoneliz ama bu albümde bir o kadar da amatörüz. Heyecanımız çok amatör.
Şimdiye kadar albümlerinde çaldığınız müzisyenler nasıl değerlendiriyor bu albümü?
Cengiz Özdemir: Sanatçılardan ve diğer müzisyen arkadaşlardan inanılmaz bir destek alıyoruz. Hepsi aylardır bu albümü bekliyordu zaten. Nerede karşılaşsak ne zaman çıkıyor albüm, diye soruyorlardı.
Volkan Öktem: Aslında bu 98 kayıtlı bir çalışma. Biz bu iki yıl içerisinde, ilk kayıtları yaptıktan sonra bir takım insanlara dinlettik bu kayıtları. Hepsinden olumlu şeyler geldi.
Cem Erman: Habbecik’in müziğinde şöyle bir şey var: Çok uç noktalarda çok bağnaz bir şekilde müziğe bakan, bu cazdır, bu etniktir diyen, karışımı olmaz diyen, uçlarda yaşayan insanların bile ortak bir yerde buluştuğuna şahit olduk.
Bir de albüme ismini veren parçanın çok hüzünlü bir öyküsü var. Onu bizimle paylaşır mısınız?
Cengiz Özdemiroğlu: Ben konservatuarı yatılı okudum. Konservatuarın yatılı kısmı birbirine inanılmaz bağlıdır. Abilik-kardeşlik ilişkisi çok yoğundur. Konservatuardaki kardeşlerimizden bir tanesi, bir mekanda çalışırken bir yangın çıkıyor. Bu, bir şekilde kendi kurtarıp dışarı atıyor. Sonra büyük emeklerle paralar biriktirerek, öğrenci parasıyla sahip olduğu sazını unuttuğunu fark edip tekrar yangının içine dalıyor ve bir daha çıkamıyor. Ben bundan çok etkilendim. Bütün konservatuar etkilendi. Bu etkilenme benim “An Meselesi”ni bestelememe neden oldu.
Ntvmsnbc.com - 23 Ocak 2001
|