Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Gripin

> Bekleyiş Sona Erdi

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Bekleyiş Sona Erdi

BEKLEYİŞ SONA ERDİ
Gripin uzun süredir beklenen ikinci albümünü geçtiğimiz günlerde yayınladı. Albümün gecikmesinden dolayı iki ay önce yaptığımız röportajla grubun röportaj hakkını savmış olması içimize sinmedi ve grubu tekrar yakaladık.

GRİPİN

Albüm aylardır bekleniyor, neden oldu bu gecikme?

Birol (vokal): Mastering dahil Aralık sonunda bitti albüm, bizim elimizdeydi. Gerek GRGDN, gerek Sony BMG "Her şeyin daha iyisi olsun"diyerek işin üzerinde o kadar itinayla durdular, ki çok güzel bir şey, artwork ve klip epeyi geniş zaman aldı.

Arda (klavye): Şarkılar tamamlandıktan sonra kayda geçen Şubat'ta girdik ve o zamandan sonra hiç "Aman zamanımız kalmıyor, bunu olduğu gibi bırakalım" demedik. Her şeyi duymak istediğimiz hale getirene kadar bekledik. Öyle olunca sonraki aşamaların da öyle olmasını istedik.

Albümü hangi dönemde oluşturdunuz?

Birol: 2005 Nisan'da "kafamızdaki müzik budur" dedik ve kontak o zaman çevrildi. 2005 Eylül'de Arda'nın PC'sinde demo kayıtlarına başladık. 2006 Şubat'ta da GRGDN'ın stüdyolarına yerleştik, "nasıl olsa stüdyo da bizim" edasıyla. (gülüyor) Aralık'ta da tamamen bitmiş oldu.

2005 Eylül'den 2006 Aralık'a kadar birbuçuk yıl süre var neredeyse, Türkiye için bayağı lüks sayılır.

Birol: Tabii, büyük ayrıcalıktı.

Arda: GRGDN'ın stüdyosu olduğu için saatle çalışmıyorduk. "Bugün 10 saat çalışalım" gibi bir sınır yoktu.

Birol: Baya yaya yaya yaptık.

Albümün ismi önce "Olduğu Kadar" olarak açıklanmıştı, sonradan "Gripin"e döndü. Bunun sebebi nedir?

Birol: 2005'in sonuna doğru "Abi bu albüm 'Olduğu Kadar' olsun" dedik. Çünkü bizce bir tezat vardı işin içinde. "Olduğu Kadar" diyoruz ama aslında 'olduğu kadar' değil, hem müzikte hem de sözde. Sonra baktık ki müzik tam istediğimiz noktaya geldi, "Gripin" olsun ve bu da Gripin'in bugün yapmak istediği şeyi temsil etsin dedik. Yeni bir sıfır olsun bu, ama eskileri yok saymadan.

Murat (gitar): 'Olduğu Kadar'ın bir anlamı da bizim bu albüm için yaptığımız ilk beste olmasından.

'Olduğu Kadar' Gripin'in aşırı iddialı olmayan duruşunu açıklayan bir başlık gibi gelmişti aslında bana.

Arda: Biz oradaki ironiyi düşündük aslında.

Birol: Zengin bir müzik yapıyorduk ve pek "olduğu kadar" değil gibi geliyordu bize de aslında.

İki albüm arasında sizin için en önemli farklar neler?

Murat: Bir kere enerjileri çok farklı. Metronomlar daha yüksek, davullar, altyapılar daha hareketli.

Arda: Bakış açısı olarak da fark var. Biraz daha profesyonel olabildik gibime geliyor.

Birol: 2004'te böyle bir müziği hayal etsek bile yapabilecek durumda değildik, teknik açıdan, bilgi, tecrübe, bilinç açısından. Ama ilk albüm de kısa zamanda, o şartlarda öyle yapıldı. Sonra içimizden akustik yapmak geldi onu yaptık. Akustiği bitirir bitirmez böyle bir şey yapmak istediğimizi kararlaştırmıştık ve ona da çok yaklaştığımızı düşünüyoruz. Elektronik ağırlıklı değil, ama elektronik destek var. Altyapılar olsun, yaylılar olsun, bir zenginlik var. Biraz daha sert ama metronomu daha yüksek. Vokal melodileri de çok daha yukarıda geziyor. Ama vokal melodileri ve sözler çok da farklı değil.

Arda: Altyapılarda elektronik var ama Gripin müziğini bozmamaya da gayret ettik hep.

İlk albümde Gripin müziği Türkiye'den bazı grupları anımsatıyordu ama sizin dinlediğiniz grupların aslında çok daha başka olduğunu biliyorum. Bu albümde sizin favorilerinize daha yakın bir müzik var.

Arda: Albümün adının "Gripin" olmasının bir sebebi de o. Bu albümde dinlemekten hoşlandığımız şeylere daha yakın bir şey yaptık.

Birol: Bunda vaktimiz daha fazlaydı, onu 17 günde kaydetmiştik, bunu birbuçuk yılda kaydettik. Aletlerimizi yeniledik, bir de bilincimiz de gelişti sonuçta. Bütün bunların etkisi vardır.

Murat: Bunda da eksikler vardır şüphesiz. Ama şimdi dinlediğimizde yapmak istediğimiz şeye en yakın gelen müzik bu.

Albümde Arda'nın performansı dikkat çekici. İki albümü dışarıdan birisi dinlese "Klavyeci değişmiş" diyebilir.

Arda: Update diyebilirim. (kahkahalar) Kendimi geliştirmemle, geliştirmek istememle alakalı.

Birol: Daha cesurdu bu albümde.

İlker (davul): Zamanla da alakalı, çok fazla şey deneme fırsatı bulduk.

Birol: Yapılan partisyonların dörtte biri kullanıldı albümde, o kadar fazla materyal vardı elimizde. Arda'nın değişimde büyük etkisi var evet, ama böyle bir değişimi de yalnızca Arda yaratabilirdi. O da çok emek verdi. İlker’in de öyle.

İlker: Benimki fasulye ya. (gülüyor)

Birol: Artı mikslerde, editlerde falan da payı var. Arda'nın albümü oldu ya. (gülüyor)

"Cesaret" dediniz, sadece Arda'da değil, bütün grup üyelerinde görülüyor bu. Mesela 'Baba Mesleği' başladığı an "Manga şarkılarından daha sert bu" dedim. (gülüşmeler) Veya 'Sana Ne Bundan'daki ritm değişiklikleri ilk albümde rastlamadığımız şeylerdi. Bunlar da en başından konuştuğunuz şeyler miydi?

Birol: 2005'te konuşmuştuk bunları, daha o zaman space rock tabir edilen şey yoktu. Zaten bu albüm space rock değil de, en azından belli bir atmosfere kadar çıkıyor. (gülüyor) Dediğin gibi dinlediklerimizin etkileri vardı. Kemopetrol'ü, Beady Belle'i dinlerken "Acaba elektronik bir şeyler mi kullansak?" derken, diğer yandan da sahnede enerji verecek şarkılar yapmak istiyorduk. Çünkü konserlerde seyirciler balladlarda ağlıyorlar, 'Elalem'de, 'Çok Kısa'da zıplıyorlar ama mid-tempolarda şarkıları yaşasalar da biz onu hissedemiyorduk.

Murat: İnsanların şarkılarını dinlemesi söylemesi güzel bir şey ama sahnedeyken insanlar zıplasın eğlensin istiyorsun.

Birol: Dedik ki metronomu yükseltelim.

Bir röportajınızda Muse'un müziğinden çok etkilendiğinizi belirtmişsiniz ama "Burada bu müzik çok zor, üç dakika intro yapsak bizi topa dikerler" demişsiniz.

Birol: İşte o en uç noktası.

Arda: Heriflerin düzenlemelerini dinliyorum da, yok yani böyle bir şey. İstesek de yapamayız.

Birol: Ama birazını bile yapabildik gibi hissediyoruz, kendimiz için de, memleket müziği için de güzel bir şey. Yine de bir arkadaşla dinliyorduk albümü, "Lan bak siz de 1.40’ta girmişsiniz vokale" dedi. % 50'sini yapabilmişiz işte. (gülüyor)

Peki tamamını yapmaya ne engel oluyor, bir şekilde bir baskı oluyor mu üzerinizde?

Murat: O istemsiz olarak var galiba. Bir yerde "fazla uzadı galiba"yı hissediyorsun, ama nedenini söyleyemem sana.

Birol: Çıkış şarkısı olabilecek şarkılarda otokontrol giriyor devreye. Amacın insanlara ulaşmak olduğu için radyolar açısından düşünüyorsun.
Müziğiniz Muse dışında Depeche Mode ve U2'yu anımsatan sound'ları da anımsattı bana, büyük sound'lu gruplar yani.

Birol: Doğrudur, ama burada etkinin birebir olduğunu düşünmüyorum 'Elalem'de hakikaten çok bariz etkilenme duyulabiliyordu. Ama burada bir şarkıyı duyunca U2 diyorsun, Editors da diyorsun, ama yine de "Başka bir şeyler de var" diyebiliyorsun.

Arda: Benim albümün yapım sürecinde en çok dinlediğim iki albüm de Depeche Mode, "Playing the Angel" ve U2, "Pop" yani. Bilinçaltında vardır bir etkilenme.

Sözler de ilk albüme göre çok daha "damardan". Orada yine 'Çok Kısa' ve 'Elalem' vardı mola gibi, burada onlar da yok.

Murat: Birol yerde sürünüyordu çünkü bu albümde. (kahkahalar)

Birol: Önceden daha dolambaçlı anlatıyorduk ama burada sözler daha direkt. Benzer metafor şekilleri belki ama dan diye söylüyoruz bu sefer.

Emre Aydın düeti 'Sensiz İstanbul'a Düşmanım' albümün en çok dinlenecek şarkılarından birisi olacak gibi. O düetin hikayesi nedir?

Birol: Albümün son şarkısıydı 'Sensiz İstanbul'a Düşmanım', ben yorulmuştum, kitlendik. Nakaratı yazılmış ama eksikler var. Emre de o sırada albümü bitirmiş stüdyoda takılıyor sürekli. Gripin'in söz yazım stiliyle Emre'nin stilinin belli noktalarda örtüştüğünü düşünüyorduk, hakikaten de ilk dörtlüğü yazdı, "Tamamdır" dedik.

'Zor Geliyor'da Pamela'nın yer alması nasıl oldu?

Birol: Evren'le yazarken şarkıyı bir kadın ve bir erkek olarak iki tarafın anlatması gerektiğini düşünüyorduk. O sırada Hadi (Elazzi) birisiyle telefonda konuşuyordu, "Kim olabilir?" derken öğrendik ki telefondaki Pamela'ymış. O zaman düşündük, bir konser sonrasında geldi söyledi, çok da güzel oldu.

Gripin müziğinin sadece acı çeken erkekleri anlatmadığına bir işaret gibi sanki o şarkı.

Birol: Hah! Nihayet "kadın da acı çekebiliyor" diyoruz gibi.

Sizin için öne çıkan veya dikkat edileceğini düşündüğünüz şarkılar hangileri?

Arda: Benim için 'Olduğu Kadar'. Sound'u açısından çok zengin ve dolu bir müzik bence.

İlker: Söz olarak da, müzik olarak da 'Zor Geliyor'. Sözler ağlıyor, müzik coşuyor gibi, Gripin'de sevdiğimiz şeydir bu.

Birol: Klasik pesimist Gripin. 'Zor Geliyor' ve 'Sustukların Büyür İçimde'de amaç insanları zıplatırken gözlerinden de bir damla yaş düşürmek gibi zaten.

Murat: 'Baba Mesleği'ni sahnede çalmayı bekliyorum ben. Onun sonunu sahnede uzatacağız zaten iyice, orada bitecek yani olay. 'Sustukların Büyür İçimde' ve 'Hiç Gelme Gideceksen' de diğer favorilerim.

Birol: 'Böyle Kahpedir Dünya' beni çok etkileyen bir şarkı mesela, onun gideceği yer başkadır. İlk albümden 'Üç'ü sevenler burada 'Dört'ü ve 'Sustukların Büyür İçimde'yi seveceklerdir gibime geliyor. Biraz daha sert düşünenler 'Olduğu Kadar'ı, 'Baba Mesleği'ni beğenirler. 'Karışmasın Kimseler' tadını sevenler 'Hiç Gelme Gideceksen'i sevecekler. Ama 'Sana Ne Bundan'ı bir yere koyamadım.

Murat: Daha İngiliz.

İlker: Değil ya.

Birol: Nakaratı da daha memleketim havalarında.

Murat: O da sert Hande Yener sevenlere! (kahkahalar)

Blue Jean - 04 Haziran 2007



Gönderen: placebomusty  [06 Haziran 2007 10:34:31]
Okunma Sayısı: 813

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com