|
"Şarkı Yapmak İçin Yaralı Olmak Lazım"
Yıllar önceki Göksel'le şimdikini kıyaslarsak; şu anki Göksel çok daha olgun bir kadın. Çocukluktan kadınlığa geçişimi, olgunlaştığımı en çok hissettiğim albüm bu. Beni en çok tatmin eden çalışmam bu oldu. Ona baktığımda her şeyiyle kendimi görüyorum, duyuyorum" diyor Göksel beşinci albümü "Ay'da Yürüdüm" için. Sony Bmg imzalı albümdeki 10 şarkının sözleri ve müziği de Göksel'e ait.
"Şarkı yapmak için yaralı bir tarafınızın olması lazım" diyen Göksel'le röportaj için randevulaşıyoruz. Albüm kapağındaki gibi rengarenk kıyafetlerle -sarı bir elbise ve yeşil bir tayt- çıkıyor karşımıza. Saat 12.30'u gösteriyor. Ama o kahvaltısını yeni yapıyor. Bir yandan kepek ekmekli sandviçinden ısırıyor, bir yandan sorularımızı cevaplıyor.
Albümünüzün basın bülteninde şarkı yapmakla ilgili söylediklerinizden bir alıntı var: "Beni acıtan şeyleri unutmak için şarkı söyledim." Sizi şarkı yapmaya iten genelde acılarınız mı?
Müzik yapanların, sanatı meslek edinenlerin hepsinin çıkış noktası bu aslında. Belli ki bir derdimiz var. Bazen onu kamufle etmek için bazen de deşarj olmak için üretiyoruz. Yaralı bir tarafının olması lazım şarkı yapmak için. Demek ki benim de yaralı bir tarafım var.
Şarkı sözlerinizin bir bölümü dokunaklı, acıklı görünse de, çoğunun arasına bir espri sıkıştırmışsınız.
Aklına koyduğunu yapan, hayallerinin peşinde koşan, aşkı uğruna savaşabilen tarafımı gösteriyor yeni şarkılarım. Kırılgan yanımı da sergiliyorum dinleyicilere ama kırılganlığıma, üzüntülerime de muzipçe yaklaşıyorum. Tüm sözlerimin muzip bir tarafı var. Bir yandan yaşananlara üzülen bir yandan da onlarla hafifçe dalga geçen sözler.
"Taş Bebek" şarkısında size Teoman ve Manga'dan Ferman Akgül eşlik ediyor.
Şarkıda bahsettiğimiz, kadınlara dayatılan "Bütün kadınlar kusursuz olmalı, taş bebek gibi görünmeli" baskısını diğer kadınlar gibi ben de üzerimde hissediyorum.
Aklım bunların önemli olmadığını söylerken içimde bir ses beğenilmek istediğini haykırıyor. Bunları anlatan bir şarkı oldu "Taş Bebek". İyi bir takım işi çıkardık, parçada herkes kendi söylediği bölümün sözlerini yazdı.
"Parçayı çıkarana kadar etraf feci şekilde dağılıyor"
Albüm kayıtları sırasında müziklerin nostaljik bir havası olsun diye Hong Kong'dan eski bir kayıt masası getirtilmiş.
Eski şarkılarda duyduğumuz lezzeti yakalayabilmek için sesleri eski bir kayıt masasından geçirdik. 20-25 yıllık bu cihazın Hong Kong'dan gelmesi altı ay kadar sürdü. Gümrüğe takıldı falan. Onsuz başlayamazdık, inatla bekledik. Onun sayesinde günümüz teknolojisiyle eskiyi bir araya getirerek hem retro hem de geleceğe ait bir tarz yakaladık.
"Ay'da Yürüdüm"deki şarkıların hepsinin sözü sizin imzanızı taşıyor. Nasıl bir ortamda söz yazar, müzik yaparsınız?
Ben söz yazarken evde çıt çıkmasın istiyorum. Evde kimsenin olmadığı veya dolaşmadığı zamanları kolluyorum. Çoğunlukla sabaha karşı şarkı yapıyorum. Parçayı çıkarana kadar etraf feci şekilde dağılıyor. Kağıtlar, notlar, eşyalar... Her şey her yerde.
Albüm hazırlığına giriştiğim dönemde bütün algılarım açık durumda geziyorum. Yaşadıklarımı hortum gibi topluyorum. O dönemde çevremdeki her şey bir şarkı sözü olarak dönebilir bana. Mesela bir arkadaşımla sohbetimiz, seyrettiğim bir film, dinlediğim müzik... Hepsi bana bir şeyi çağrıştırıyor. Öyle bir an geliyor ki kafamda kurduğum söz, elime gitarı aldığımda melodiyle birlikte çıkıyor ortaya.
"Arabesk, rock ve elektronik müziğe ufak ufak dokunurum"
Şarkılarınızı başkalarıyla paylaşmayı sevmiyorsunuz. Söz veya bestelerinizi kendinizden başkasına vermediniz. Kıyamıyor musunuz?
Belki ilerideki yıllarda veririm. Mesela bir 10 yıl sonra. Ama şu sıralar sadece kendisi için şarkı yazan biriyim ben. Tüm şarkılarım iç dünyamdan çıktığı için en çok bana yakışıyorlar gibi geliyor. Bu yüzden daha çok kendimi düşünüyorum, kendime çalışıyorum.
Göksel'in müziği hangi türleri içine alıyor? Şarkılarınızda en çok hissedilen tür pop. Ama kimi parçalarınız rock'a da kayıyor. Bazıları arabeski bile andırıyor.
İstanbul'un ve kendimin renklerini müziğime taşımaya çalışıyorum. İçine biraz Doğu biraz da Batı'yı alıyor. Göksel popla alternatif arasında bir yerde duruyor. Her yere ufak ufak dokunuyorum. Rock'a, arabeske, popa, elektronik müziğe...
Arabesk demişken, albümlerinizde Kibariye'den "Kim Bilir?"i, Neşe Karaböcek'ten "Günün Birinde"yi kendi tarzınızda yorumlamıştınız. Arabeski seviyorsunuz sanırım.
Arabeski çok seviyorum. Kimileri gibi Doğulu tarafımı reddetmiyorum. Saydığınız şarkıları tamamen arabesk tarzda okumadım, değiştirdim ama açıkçası arabeski sesime yakıştırıyorum.
"Çocukluktan kadınlığa geçişimi anlatan bir albüm bu"
Albüm kapağındaki fotoğrafları Yağmur Kızılok çekmiş. Kıyafetinize ve saçınıza bakılırsa en çok yeni albümünüzde görselliği önemsemişe benziyorsunuz.
Önceki albümlerde kıyafetlerimi kendim seçmiştim. Bu sefer her şeye ekstra özen gösterdim. Bu albüm benim için çok özel çünkü. Hem bu albümde sadece şarkılarımı söylemek istedim. "Görselliğe kafa yormayayım" dedim. Kıyafetler Arzu Kaprol'den. Stil danışmanlığımı moda editörü Esra Başıbüyük üstlendi. Saçım ve makyaj-ım Kemal Doğulu imzalı.
Neden "çok özel"?
Beşinci albümüm. Daha tecrübeliyim. Artık ne istediğimi çok daha iyi biliyorum. Yıllar önceki Göksel'le şimdikini kıyaslarsak; şu anki Göksel çok daha olgun bir kadın. Sanki çocukluktan kadınlığa geçişimi, olgunlaştığımı en çok hissettiğim dönem ve albüm bu. İlk albüme bakıp kendime çok gülüyorum. Epey saftirikmişim o zamanlar. Şimdiyse kendimi eskisine göre çok daha güçlü hissediyorum. Tüm enerjimi bu albüme verebildim. Beni en çok tatmin eden albüm bu oldu. Ona baktığımda kendimi görüyorum.
"Kocam ve ben birlikte güzel tınlıyoruz"
Kocanız Alper Erinç, albümün prodüktörü. Tüm şarkıların düzenlemeleri ona ait. "Sanatçıların egoları çatışır" denir. Sizin ego savaşınızdan kim galip çıkıyor?
Dengeler değişiyor. Egolar çatışıyor ama evlilik de bir şekilde yürüyor. Çok şiddetli kavgalar ettiğimiz de oluyor. Ama sonrasında mutlaka tatlıya bağlanıyor. Bu işin içinde olup da evlilik yapmak zor. Hele iki müzisyenin evliliğini yürütmek çok güç. Yıllarca evli kalmış çiftleri görünce onlara hayranlık duyuyorum. Mümkünse Alper'le öyle bir hayat yaşamak istiyorum. Alper'le birlikte gerçekleştirdiğimiz işlerin sonucu başarılı oluyor. Kocam ve ben birlikte güzel tınlıyoruz.
Her müzisyen birbirine yeni şeyler öğretir. Siz kocanıza ne öğrettiniz, o size ne kazandırdı?
Bazen aşırı detaycı davranıp bütünü kaçırabiliyorum. Alper bana bunu engellememi öğretiyor yavaş yavaş. Alper başka şarkıcılarla da çalışıyor. Ben de ona bir şarkıcının ruh halinin nasıl olduğunu öğretiyorum. Bilmiyor ki hayat bizim için de zor. Sadece kendi tarafından bakmamasını söylüyorum ona.
Milliyet Gazetesi - 21 Nisan 2007
|