|
Başöğretmen
İki yıl önce 25 Eylül’de kaybettik Fikret Kızılok’u..O müzik dünyamızın başöğretmeniydi.Sanat uğruna,müzik uğruna diplomasını duvara asmış,”geri bıraktırılmış bu ülke insanına ne verebilirim”mücadelesine girmişti.Ara ara umutsuzluğa kapılsa da kalbinin durduğu ana kadar sürdürmüştü bu eğiticiliğini..
Fikret’i 70 li yılların başında tanıdım.Bir yandan okuyor,bir yandan da yerel bir gazetede magazin muhabirliği yapıyordum.Gazetede haftalık bir köşe vardı..”Sevdiğiniz sanatçı evinizde”..İzmir’e yolu düşen kalburüstü sanatçıları hayranlarıyla buluşturuyorduk.O sıralarda Fikret,”Yumma Gözün Kör Gibi”,”Söyle Sazım” ve “Vurulmuşum”gibi hit parçalarıyla listelerin ön sıralarındaydı.Bir turne nedeniyle kente yolu düşünce hemen teklifi yaptım.Cevabı “Neden olmasın”dı ancak bir şartı vardı.. Eve değil ,bir okula gitmek istiyordu.Lise öğrencileriyle birlikte olmak daha önemliydi onun için.Milli Eğitim’den zar zor izin koparılıp bir liseye gidildi.O gün en büyük fırçayı foto muhabirinden yemiştim.Meslekte kıdemli olan foto muhabiri harap olmuştu değişik kareler yakalamak için..Neyse ki Fikret cüsseli bir yapıdaydı.onca kalabalık arasında yine fotoğraflarda gözüküyordu.O gün gençlerin sorularını yanıtlayan sanatçı,istek üzerine Aşık Veysel’den “Uzun ince bir yoldayım”ı da canlı seslendirdi.
Aşık Veysel önemli bir isim Fikret Kızılok için..Anadolu Pop tarzı bestelerine onun yapıtlarıyla başladı.Sonra Ahmet Arif geldi..Nazım Hikmet geldi..Ve de kendi enteresan sözleri geldi..Ahmet Arif’in “Vurulmuşum”şiirinden yaptığı besteyle ülkemizi 1972 yılında Bulgaristan’da düzenlenen Altın Orfe Şarkı yarışmasında temsil etti.
Fikret Kızılok’un müzik serüveni daha ortaöğretim yıllarında bir okul arkadaşının babasının ona verdiği klarnet dersleriyle başlıyor.İlk sahne deneyimi 60 lı yılların ortasında..O yılların popüler yarışması Altın Mikrofon’a “Halime”adlı şarkıyla katılıyor.70 li yılların başında da Barış Manço’nun “Dağlar Dağlar”ını tahttan indirecek kadar tanınan parçalara imza atıyor..Aslında diş hekimi..Medyatik olmayı sevmiyor.En büyük tutkusu deniz..Bir Sürmene teknesinde uzun yıllar denizle haşır neşir olmuş.. Nazım Hikmet’in sözleriyle gerçekleştirdiği “Not defterimden”albümü yasaklanıp toplatıldıktan sonra müziğe küsüyor,”Eylül”adını verdiği bir tekne alıp Bodrum sevdalısı olup çıkıyor.Onu bizden ayıran kalp krizi de kendisini o teknede bulmuştu.Sivri dilli,dobra bir insan olan Fikret, 1980 darbesi sonrası ülkemizde yaşananlara isyan ederek tekrar müziğe dönüyor.Bülent Ortaçgil’le birlikte Çekirdek Sanat Evi’ni kuruyor. Ve yeni yapıtlarla çıkıyor sevenlerinin karşısına..
1998 de tekledi ilk kez kalbi..Pil falan takıldı o dönem..Kendisini en son hasta odasında görmüştüm..Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Servisinde yatıyordu.Bana” Mustafa Kemal/ Devrimcinin Güncesi “adını taşıyan kaset ve kitabını verdi..Medyadan yakındı bol bol..Bir de gerici iktidarlardan.Başöğretmen ünvanına yakışır deyişler vardı verdiği yapıtında..İşte birkaç örnek..”Sanata,bilime,söylediğin şarkıya ekmek kadar acıkıyorsan ne mutlu sana”..”Savaş aklı olmayanlara aittir,eğer savaşacak birşeyin varsa o olsa olsa özgürlüğündür” “Eğer bu milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa işte o artık millet olmuştur” Ve Bodrum’a davet etmişti beni.Çok iyi hamsi yapıyormuş..Kısmet olmadı..Sony Müzik’ten çıkan 20 parçasının yeraldığı “Dünden Bugüne Fikret Kızılok”-ki içinde Sertap’a verdiği “Kumsalda”nın fransızcası da var- CD sini dinliyorum her fırsatta..Ve kendi sözleriyle bir kez daha anıyorum sanatçıyı..Yıllar geçse de üstünden,.bu kalp seni unutur mu Fikret?
Hürriyet - 29 Eylül 2003
|