Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Erkin Koray

> Baba Buraya Eller Havaya

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Baba Buraya Eller Havaya

Deep Purple ekolünü kendime daha yakın bulurum, ama bir rocksever olarak Led Zeppelin konserini kaçıramazdım. 68 kuşağı, Turgut Özal'cılar ve 90'ların Seattle bebeleri güzel bir mozaik oluşturmuşlardı. Gecenin yıldızı ise, halkın da desteğiyle bodyguard'ı haklayan Erkin Koray babamızdı.

Bu ülkede futbol maçları ve geniş kitlelere hitap eden konserler arasında inanılmaz üç benzerlik var. Birincisi köfte - ekmek korosu, ikincisi maç veya konser sonrası "Bakırköy yolcusu kalmasın" edebiyatı ve üçüncüsü de "yumruk havaya" seromonisi.

Aslına bakarsanız ben Deep Purple ekolünü kendime daha yakın bulurum. Blackmore'u Page'e, Gillan'ı Plant'e tercih etmişimdir hep. Ancak bir rocksever olarak Robert Plant - Jimmy Page konserini kaçıracak kadar lüksüm olmadığını da biliyorum. Biletimi alıp sahilden Bostancı'nın yolunu tuttum.

68 kuşağı, Turgut Özal imzalı dönemin temsilcileri ve 90'ların Seattle bebeleri çok güzel bir mozaik oluşturmuşlardı. Hatta ailecek gelenler bile vardı. Ben ailemle bir kez Caddebostan Maksim'e Muazzez Ersoy dinlemeye gitmiştim. Bir kez de zamanında Kadıköy yakasının en pop yeri olan Taçspor Tesisleri'nde "Müdür beyin yeşil kürkü" adlı hitiyle anımsayacağınız Seyfettin Tomakin'i alkışlamıştım. İnsanın içi burkuluyor böyle uyumlu aileler görünce.

Hiçbir şeyden geri kalmayan yuppie'lere de rastlamak mümkündü bu konser gecesinde. Motosikletlerinin hacimleriyle birbirlerine hava atarken, narin ayakları ayakta beklemekten yorgun düştü. Cherokee'lerini özlemişlerdi.

Açlığın bedene geldiğini farkettiğim an köfte - ekmekçiler imdadıma yetişti. Son on yılda gelişmeye başlayan servis sektörümüzün büyükbabalığını yapan köfte - ekmekçiler sadece beni doyurmakla kalmadılar; bir anda tüm Bostancı'da kesilen elektriğe ve bölgeyi kaplayan zifiri karanlığa, piknik tüpleriyle ışık tuttular. Onların sayesinde Merve İldeniz'in de geceye onur verdiğini farkettim.

Bodyguard'ı hakladık
Artık içeri girmenin vakti gelmişti. Cılız kuyruğun sonuna yamanıp kendimi içeri attım. İnanılmaz kalabalık, "Fordçular"a, "Oxfordçular"a ve "dayamacılar"a elverişli bir çalışma ortamı hazırlamıştı.

Sahneyi rahat görebileceğim en uygun yeri ararken bir kavga gürültü patladı. Erkin Koray babamızın bir bodyguard'a dünyanın en galiz küfürlerini savurduğuna tanıklık ettim. Bir anda tüm kitlenin ilgi alanı kavga noktası olmuştu. Bodyguard, Erkin Koray'ın neredeyse iki misli. Ancak yediği küfürler karşısında çaresizdi. Bir anda halk desteğini de arkasına alan "baba," bodyguard'ı kozlarını paylaşmak üzere dışarı çağırdı. Dev adam ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette sırıtırken, Erkin Baba işi şova döküp tribüne oynamaya başladı. Güneş yüzü görmemiş küfürler hâlâ kulaklarımda çınlıyor. "Baba yapma," "Erkin Baba affet onu" sloganları bir anda "Baba buraya, yumruk havaya" şeklini alınca, Oleyyy, Oleyyy, Oleyyy, Oleyyy hadisesi gerçekleşti.

Page - Plant konserinde Erkin Baba'nın gövde gösterisi beni derinden etkilerken, siyasi partilerimizin Baba'ya milletvekilliği teklifi götürmeleri gerektiğini düşündüm. Tercihli oy verme sistemi uygulanırsa Erkin Koray, rahmetli Adnan Kahveci'nin Kartal'da kırdığı rekoru egale edebilecek bir oy potansiyeline sahip gibi gözüktü. Üstelik halktan aldığı güçle ülkenin çete sorununu halledebilir. Baba ne bodyguard dinler, ne Page, ne de Plant. Mevzuyu anında çözer.

Mevzuya uzak kaldım
Gecikmeli de olsa konser başladı. İlk saniyeler ışık ve ses oyunlarıyla gaza gelip tüyleriniz diken diken oluyor ama biraz vakit geçince işin o büyüsü kalmıyor. Ne yalan söyleyeyim, mevzu biraz eski kaşar kokmaya başlıyor. Ancak ensemin dibindeki "rocker" pek öyle düşünmüyordu. Lavuk, bütün şarkıları ezberlemiş; her şarkının sonunda böğürüyor. Böğürmeden mütevellid verdiği nefesten Mutuk Şarabı koleksiyonu yaptığını anlıyorum. Bu konser böyle geçmez derken, herif fenalaşıyor ve sessiz sedasız yere çöküyor. Bir ara gözlüğümü çıkarınca, Robert Plant'ın, Harun Kolçak'ın eski uzun saçlı halinden pek farklı olmadığını keşfediyorum. Hareketleri, dans edişi de neredeyse aynı.

Zeppelin mevzuuna benim gibi biraz uzak kalanlar aç kaldı. Zira bildiğimiz yegâne şarkıları "Stairway To Heaven"i çalmadılar. Özellikle bir şarkılarında çok yıprandım. Bütün salon tek bir ağızdan şarkıyı söylerken sadece ben literatüre uzaktım. Yabancı futbolcuların "Korkma Sönmez"i söylerken ağızlarını oynattıkları gibi ben de yakaladığım bir - iki kelimenin dışındakileri ağız oynatarak idare ettim. Utanmadan bir de bağırdım. Kimse uyanmadı.

Kalabalığa takılmamak için erken dışarı çıkınca, köfte - ekmek fiyatlarının dampinge girdiğini ve şehrin muhtelif noktalarına hareket eden minibüslerin etrafı istila ettiğini gördüm. "Abi otobandan Topkapı..."

ELALEM / MANSUR FOROUTAN

Aktuel Dergisi - 12 Mart 1998



Gönderen: Admin  [31 Temmuz 2006 15:58:33]
Okunma Sayısı: 404

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com