|
Niye Ses?
Algının çizgisel olduğuna ikna olmak üzereyim.
Her zaman taş üstüne taş koyarak, adım adım oluşturuluyor hayal dünyası. Aynen bu makalede olduğu gibi. İlk cümleyi bir daha okuyun. Ne demek bu? Bana anlattığı ile size anlattığının aynı olması mümkün mü? Şimdi sırasıyla rezalet sorular zinciri;
Bu yazıyı okuma sebebiniz ne? Belki canınız sıkılıyor ve benim baygın muhabbetime denk geldiniz. Belki de Almanya'daki dayımsınız ve "bizim yeğen ne halt ediyor?" diye meraktan okuyorsunuz. Ya da sevgilimsiniz ve mecburen okuyor, dahası da beğenmek zorunda bırakılıyorsunuz... Bu liste gider de gider.
"Algı" sizin ilgi alanınıza giriyor mu? Sizi siz yapan şeydir kendisi. Umrunuzda mı?
"Çizgisel" de ne demek? Zaten "çizgi" ne demek? Nedir bu entel komplolar?
Yazar ikna olmak üzere olduğundan bahsediyor. Yani şimdiye kadar hiç ikna olmamış, boşlukta kalmış olduğunu mu vurgulamaya çalışıyor? Ne dediğinin farkında mı? Üstelik "ikna olmak üzereyim" nasıl bir zaman dilimini tanımlıyor? Ne zaman ikna olacak? Olsa ne olacak?
Dedim ya taş üstüne taş koymak diye (yok Masonluktan bahsetmiyorum : ) daha makalenin ilk taşında çuvalladık sanki. Ama yine de derme çatma bina bir takım cümlelerin peşpeşe gelmesiyle kendiliğinden oluşmaya başladı bile. Ve şu anda 27. cümleyle başbaşa kaldınız işte. Gecikmiş olmakla beraber artık sizi meraklandırmak ve yazının devamını okumanız için bir "sebep" oluşturmam gerekli. Ve 29. cümle...
Melodi nedir bilir misiniz? Ben bildiğime inandırılmış bir insanım. Benden beklenen de bu "bilgi"ye ölümüne sahip çıkmamdır. Hakikaten ölümüne... yoksa aç kalırım : ) Şu andaki durumum pek o kadar da farklı olmasa bile daha yıkılmadım. Demek ki inancı sağlam bir müzisyenim hala. Melodi çizgiseldir. Notaların (-ki bunlar subjektif olarak tespit edilmiş frekanslardır) zaman içinde (zaman da ne?) peşpeşe gelmeleriyle birlikte insanın algısı üzerinde bir etki yarattığı varsayılan (ampirik olarak mevcut olduğuna kani olduğumuz) bir hayal dünyasıdır. İşte melodi budur. Fena bir tanım olmadı galiba. Melodi ilgi alanınıza giriyor mu? Duygularınızı şekillendiren kavramlardan biridir kendisi. Umrunuzda mı? Melodi başka bir kavramla karşılaştırıldığında yüzeysel kaçar. O kavram da ritmdir. Şaka değil... o da çizgiseldir.
Kalbinizin atışıdır ritm. Başarılı seksin ilk kuralıdır. Sağlıklı beslenmenin temeli, öğrenmenin yegane unsurudur. Ve nefes almaktır. Durduramazsınız. Nefesinizi tutup kendinizi öldüremezsiniz. Kontrol sizin değildir. Vücudunuzu benliğiniz mi yönetiyor gerçekten? Yapabileceğiniz tek şey hem nefesinizin hem de kalbinizin ritminde belli limitler içinde değişiklik yaratmak olabilir. Vücudun temel çalışma prensibi de çizgiseldir desek abartmış mı oluruz?
Batı yüzyıllardan beri 3 temel müziğe inanışını sürdürdü;
Musica Universalis; Ya da kürelerin müziğin. Evrendeki objelerin (güneş, ay, gezegenler vs.) müziği. Ritm içindeki davranışları, salınımları, hareketleri...
Musica Humana; İnsan vücudunun müziği
Musica Instrumentalis; alet edavat sayesinde yapılan müzik. Yani bizim şimdi müzik dediğimiz ses organizasyonları.
Bu temel anlayış sadece Pisagorcularda görülmez elbette. Sufi dervişleri de ayinlerindeki danslarında evrenin müziğini simgelerler. Hindistan'da da aynı temayı görürsünüz. Hayatın akışının işitilebileceğinden bahsederler. Çinliler de enstrümanlarını evrendeki temel sese göre akort ederler.
Ses ve ritm içiçedir. İnsanın işitme mekanizmasında da ses ve denge içiçedir.
Ses teknik olarak bir salınımdır. Ritme sahiptir. Daha doğrusu sesin oluşması "zaman içinde tanımlanan" bir ritme bağlıdır.
Ritm çizgiseldir.
Ses "algınan" bir olgudur.
Demek ki "algı çizgiseldir".
İkna olmak üzereyim.
Tüm varoluş çizgisel olabilir. Herşey tek bir temel parçacığın inanılmaz süratiyle oluşturuluyor olabilir. O halde yaratım çizgisel olarak sürekli devam eden bir durum olabilir.
Tüm bunlar ilgi alanıma giriyor mu? Cevaplanmayı bekleyen temel sorular bunlar değil mi? Üstelik umrumda mı?
Ses diyorum canım... müzik diyorum. Şu anda albümlerden bahsetmiyorum, satışlardan konuşmuyorum. Ben ne diyorum?
İyisiyle, kötüsüyle taş üstüne taş kondu ve bu gecekondu kılıklı makale peydah oldu. Hangi cümlede yakaladım seni? Hangisinde kaybettim?
Ya dünyaya gelişimizin tek sebebi dinlemeyi öğrenmekse? O zaman susmaktan mı başlamalı işe?
Bilmek başka, bilmek başka...
Http://www.demirhanbaylan.com/demi_makaleler.html - 15 Ağustos 2006
|