|
Yurtdışı Standartlarında Ama Yurtiçi Fiyatına
Ülkemizin Gothic Metal türünün en güçlü ismi Catafalque için geçtiğimiz 1,5 sene boyunca oldukça yoğundu. Önce konserler, sonra uzun bir kayıt aşaması, akabinde de solist Metehan'ın Survivor'a katılması.:) Sonuçta albüm tamamlandı. Albümü doğum yeri olan Jingle Jungle stüdyosunda grupla beraber dinledik ve yabancı benzerleri ile yarışabilecek hatta onları geçebilecek müzik kalitesi karşısında şapka çıkardık. Bunun üstüne bir de bize tost ısmarlamaları ve sorularımızı cevaplamayı kabul etmeleri ile de ortaya aşağıdaki söyleşi çıktı.
Albümü öncelikle sizin ağzınızdan bir tanıyalım...
Metehan: Albümümüzün adı "Dialectique". Haziran ayı içinde raflardaki yerini alacak. Bu 2005 yılında çıkardığımız "Unique" albümünden sonra ikinci stüdyo albümümüz.
Arın: Albümde 10 parça var. Bunlardan sekizi "Unique" piyasaya çıktığı zamanlar yazılmıştı. Daha sonra bunların üzerine 2 yeni parça eklendi. Akabinde de parçaların tümü son 1,5 sene içinde tekrar düzenlendi. Geçtiğimiz Ağustos ayında kayıtlar tamamlandı, miks ve mastering safhalarına geçildi ve şu an albüm bir bütün olarak hazır durumda.
Albümün sanırım ilk albüme göre en farklı yanı konsept bir yapıda olması. Bu nasıl gelişti?
Özge: Tamamen tesadüf eseri çıktı. Mete ile benim ayrı ayrı yazdığımız sözlerin benzer temalar üzerinde durduğunu fark ettik. İkimizin de anlattığı şey "kadın"dı. Ama o erkek bakış açısıyla, ben de kadın bakış açısıyla anlatıyordum. Daha sonra lirikler üzerinde çalıştıkça bunun sadece kadını değil, ilişkileri ele aldığından aslında erkeği de anlattığını gördük.
Metehan: Benim liriklerim ilişkiye özellikle karamsar bir yönden bakıyor. Özge'nin liriklerinde ise kadının çektiği acıya bir bakış var. Özge'nin de dediği gibi tamamen şans eseri böyle denk geldi. Benim yazdıklarımda toplumsal içerikli şeyler de vardı ama konsept oturdukça onları eledik. Aslında "konsept" dediğimiz şey parçalar birbirini takip etmiyor. Bir konu bağlılığı yok ama merkezde hep kadın var.
Özge: Sonuçta albümde hem Mete'nin hem de benim kadına bakış açılarımız mevcut. Kadının acı çekmesi de var, acı çektirmesi de, madalyonun iki yüzü gibi.
Arın: Müzikler yazılırken ise konsept söz konusu değildi ama müzikal açıdan da belli bir bütünlük mevcut. Mesela "Unique"de bu yoktu. Eski dönem ile yeni dönem gotik metal parçaları bir aradaydı. "Dialectique"de ise parçalar arasında sound farkı olmamasını istedik. "Unique" daha gitar temelli bir albümdü. Bu ise daha çok klavye temelli bir albüm. Önceki albümde olduğu gibi çok fazla tempo değişimi yok ama kendi içinde enerjik, dinamik bir yapıya sahip.
Albümde dikkatimi çeken şeylerden biri de sound açısından bunun ilk albüme göre farklı olması. Bence "Dialectique", "Unique"e göre daha gothic rock sound'lu ve modern bir albüm. 2 senelik süre içersinde sound'unuz nasıl bu kadar gelişti?
Arın: "Unique"i kaydettikten 2 sene sonra piyasaya sürebilmiştik. Albüm çıktığında grup oradaki noktayı çoktan aşmıştı, ki biz o an zaten şimdi olduğumuz yönde ilerlemek istiyorduk.
Peki "Unique"den ilk piyasaya çıktığı zamanlar memnun muydunuz?
Arın: Şöyle diyelim. İlk kaydettiğimiz zaman piyasaya çıkmış olmasını isterdik. Ama elimizde olmayan sebeplerden ötürü albümün çıkışı gecikti.
Neydi o sebepler?
Arın: Plak şirketi sorunu. "Unique"i yapmamızı sağlayan Aykut isimli bir arkadaşımız var. Kendisinin bir şirketi vardı, albümün kayıt masraflarını da karşılayıp yayınlamayı teklif etti. Sonra çeşitli mevzular oldu ve biz başka şirket aramak zorunda kaldık.
Metehan: O arada Alper askere gitti, o döndü, ben askere gittim. Askerliğimin bitimine 3 ay kala Poem Productions ile anlaşıldı ve albüm çıktı. O noktada bizim için artık önemli olan albümün çıkmasıydı. Yine de albüme çok iyi tepkiler geldi ki albümdeki bazı besteler gerçekten eskiydi. Hatta albümün genel sound'u için 1999 yılının gotik metal soundu diyebiliriz. Bu yüzden de dinleyicilerimize çok müteşekkiriz. "Dialectique"in şanslı yanı tazeyken piyasaya çıkacak olması. Modern bir soundu var ve günümüzde yapılan müziğe paralel.
Hem bayan hem erkek vokal kullanan gruplara her zaman sormak istediğim bir sorudur bu. Lirik yazarları olarak büyük ölçüde kendi karakterlerinizi önde tutarak kendi duygularınızı ortaya döküyorsunuz. Sizin de bahsettiğiniz gibi iki farklı lirik yazarının iki farklı bakış açısı var albümde, doğal olarak iki farklı kişilik. Ama parçaların içlerinde tek bir kişinin duygularına iki kişi birden ses veriyorsunuz. Örneğin Metehan'ın cümlelerine Özge, Özge'nin cümlelerine de Metehan can veriyor. Peki bayan ve erkek vokalin karşılıklı kendi hislerini vurguladıkları parçalar yok mu?
Özge: Albümün genelinde böyle bir sınırlama yok. Sadece 'Red Lights' parçasında bu dediğine benzer bir yöntem kullanıldı. İlginç bir örnek verelim. 'Bringer Of The Night' parçasında nakarat ve öncesindeki sözler birbirine çok benzer ama iki farklı solistin söylemesi farklı his veriyor. Yani aynı sözcüklerin farklı iki karakter tarafından farklı hisler ile seslendirilmesi gibi. Biz daha çok bunun üzerinde yoğunlaştık. Albümde lirikler konusunda hem işleniş, hem de yapı bakımından başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. İnsanların derinlemesine inceleyebileceği lirikler olmalarının yanısıra, günümüze yakın, ağdalı sözcük kullanımlarından kaçınılmış, sade bir yapı söz konusu.
Albümü kendi şirketinizden yayınlamak istemenizin sebebi ne?
Metehan: Piyasada zaten 3-5 şirket mevcut. Anlaşma yapmak problem değil, karşılığını alıp alamayacak olmamız sorun. Yani CD basımı, merchandise, websitesi, flyer, afiş vs... bunların tümünü birden maalesef kimse yerine getirmiyor. Mesela Türkiye'de bizim gibi grupların çıkabileceği belirli sayıda festival var. Bunlara baktığımız zaman, "gruplar buralarda şirketlerin desteği ile mi çalıyorlar?" sorusu karşımıza çıkıyor. Buradan da "o şirketin bana gerçekten getirdiği bir kazanç var mı?" sorusu ortaya çıkıyor. Gitaristimiz Arın, grubumuzun kurucu elemanlarından olan ve şimdi Amerika'da yaşayan Gökhan ve menajerimiz Aycan CTF Records adı altında kendileri bir şirket kurdular. Biz bu şirket aracılığı ile birçok diğer şirketin bize vaat ettiği şeyleri kendimiz karşılayabiliyoruz. Sonuçta dediğim gibi Gökhan Amerika'da yaşıyor ve işin Amerika kısmı ile birebir o ilgilenecek.
Arın: Sonuçta "kendi çocuğuna kendin mi daha iyi bakarsın yoksa bakıcı mı?" durumu söz konusu. En azından attığımız adımları kendimiz hesaplamış olacağız. Dahası, grup kendi kendine kazık atamayacağından o riski de atlatmış oluyoruz otomatikman.
Metehan şimdi sana özel bir soru geliyor. Sen belki bizler için hala "Catafalque Metehan"sın, ama sokaktaki insanlar için artık "Survivor Metehan"sın. Belki abes gelebilir ama bu yarışmanın grubun adının duyulmasına yardımcı olabileceğini düşünüyor musun?
Metehan: Yalan söylemeyeceğim, umarım olur. Ha yanlış anlaşılmasın, magazin programlarında şurada burada çıkıp da tanıtımımız olsun istemiyorum. Sadece bizi sevebilecek insanlara bu vesile ile ulaşırsak ulaşalım istiyorum. Yarışma konseylerinde bu yüzden giydim grup t-shirt'ünü. Yoksa bu müziği bu ülkede dinleyecek insan sayısı belli. Ama ulaşabileceğimiz her noktaya ulaşmak istiyoruz.
Özge: Diğer bir deyişle, ölü pelikan yediğine değsin yani.:)
Dinleyicilerinize son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Metehan: Bizim için çok tatmin edici bir albüm oldu "Dialectique". Gerek müzik, gerek lirik, gerek de sound bakımından. İlk albümde yaşadığımız sound sıkıntılarını bu albümde yaşamadık, ortaya gerçekten kaliteli bir iş çıkardık ama çok da emek verdik. İnsanlar bu albümü kendi başımıza bastığımızı düşünerek alsınlar. Gerçekler belli, internetten bunun alışverişini engelleyemeyiz ama en azından gerçek Catafalque dinleyicilerinin desteğini bekliyoruz.
Özge: "Yurtdışı standartlarında ama yurtiçi fiyatına". Metehan: Ayrıca herkesi yazın konserlerimize bekliyoruz.
Blue Jean Dergisi - 01 Haziran 2007
|