|
Müziklerin Efendsi
Yarabbim ben ne kadar kötü bir insanım. 'Şakacı zihniyetimin ve espritüel yaşantım'ın bana kurduğu tuzaklara düşmeye devam ediyorum. Geçtiğimiz haftaki yazılarımla yine insanları üzdüm, yine sanatçıların hayranlarını isyan ettirdim ve maalesef kulağa gelenlere inanmam gerekirse Sevda Demirel gibi 'güzel' bir hanımı ağlattım. İnanmayacaksınız ama şu 'espri yapma tutkum'un yol açtığı arızalardan dolayı, çevreme verdiğim rahatsızlıklardan dolayı ben de çok üzülüyorum. Bilgisayarın başına geçip yazmaya başladığımda insanların benim sözlerimi ciddiye alıp, laflarıma ehemmiyet göstereceklerini hiç gelmiyor aklıma. Geçtiğimiz hafta bugün bu köşede 'Yabancı Damat' Özgür'le ilgili güzel şeyler yazayım derken lafın kuyruğu Akademi Türkiye'nin birincisi Barış Akarsu'ya dokunmuş. Bir haftadır hem Özgür severlerden, hem de Barış taraftarlarının mail'leri dolduruyor mektup kutumu. Gerçi aynı kişilerden gelen mail sayısı bir hayli fazla, ama olsun neden üzülsün bu gencecik insanlar, benim yüzümden. Özgür'ün web sitesindeki forum bir haftadır bana teşekkür mesajlarıyla dolup taşıyor. Bunlar arasında hikmetini anlamadığım bir mesaj var ki; Şiva nick'li bir arkadaş benim Özgür'le ilgili böyle bir yazı yazacağımdan önceden haberliymiş ve bu nedenle pek şaşırmamış. Eğer bu arkadaşımız Akşam'da çalışıp da baskıyı önceden görmemişse hakikaten merak ediyorum nereden haber almıştır... Çünkü ben o yazıyı yazmaya o yazıyı yazmadan beş dakika kadar önce karar verdim. Ayrıca benim Özgür'e dair yazdığım ilk güzel şeyler değildi o satırlar, her halde gözlerinden kaçmış. Kaldı ki ben yazacağım hiçbir konuyu Yazı İşleri dahil önceden kimseye zikretmem. Barışseverlere gelince... (Fanatik ve hayran kelimesine bozulanlar olduğu için böyle hitap etmeye özen gösteriyorum.) Ona 'semaver' dediğimi düşündükleri için beni bir yakalasalar silgiyle silecekler alimallah (Karikatür adamım ya...) Bu mail'lerde dikkatimi çeken bir ayrıntı var. Barışseverlerin dediğine göre Barış yarışmayı kazanmasına rağmen ona verilen sözler yerine getirilmemiş ve yarışmanın ödülü olan albüm yapma şansı Barış'a tanınmamış. Islak Islak adıyla yayınlanan albüm Barış'ın kendi olanaklarını zorlamasıyla gerçekleşmiş. Bu konuda yarışmanın yapımcı firmasından bir açıklama beklemek izleyicilerin hakkıdır sanırım. Bu arada ben Barış'ın albümü hakkında çıkışının akabinde Cumartesi ekindeki köşemde yazmıştım. İçeriğinde herhangi bir dokundurma bulunmayınca sanatçıların hayranları pek tepki göstermiyor anlaşılan. Ben yine de Barışseverler daha fazla üzülmesin diye onlar için bir Müziklerin Efendisi Barış posteri hazırladım. Artık bunun da altında buzağı ararlarsa diyecek lafım tükendi, bu da böyle biline!
Ağlama değmez hayat
Sayın Sevda Demirel,
Cumartesi günkü ekteki Dalga Boyu köşesinde yer alan ve çıkarmış olduğunuz 'Sus' CD'nize dair yazdığım satırların sizi çok üzdüğünü, hatta ağlattığını çok sevdiğim arkadaşım, gazetemizin İdare Müdürü Recep Türkmen'den öğrenmiş bulunmaktayım. Hiç bir şey için bir insanı ağlatmaya değmez, hele sizin gibi güzel bir bayanı ağlatmak gibi bir art niyetimin olmadığını bilmenizi isterim. Lütfen siz benim sözlerimi ciddiye alıp üzülmeyiniz. O sayfanın adı zaten belli: Dalga Boyu. Yani her şeye biraz nüktedan bir yaklaşım söz konusu. Siz beni ciddiye alıp üzülüyorsunuz ama ben size söyleyeyim; eminim başka bir gazetede CD'nizi benim gibi ciddiye alıp bu kadar geniş yer ayıracak başka bir yazar da olmayacaktır. Acaba diyorum benim de sizi ciddiye almamam, albümünüze dair hiç yazı yazmamam daha mı iyi olurdu? Ama şimdi eğri oturup doğru konuşalım: Benim dört şarkıdan müteşekkil yapıtınızı dinleyip 'Harika olmuş' demem hiç de inandırıcı olmazdı ki... Ekşisözlük'te benim ismim başlığında yer alan yazılara bir göz atarsanız göreceksiniz, benim adım 'Radiohead'den başka herkese burun kıvıran adam'a çıkmıştır. Kaldı ki Radiohead'in de bazı albümlerine de dokundurmuşluğum mevcuttur. Yani sonuçta ne desem bilmem ki; Ya ikimiz de birbirimizi ciddiye almayacak ve bu nedenle üzülmeyeceğiz, ya da yaptığımız işlere, yazdığımız yazılara bakıp hüngür hüngür ağlayacağız. Son bir not; Benim yazımı okuyup sizin CD'nizi almaktan vazgeçecek insan sayısı, o yazıyı okuyup CD'nizin çıktığını öğrenen insan sayısından çok daha az olacaktır, emin olun.
Akşam Gazatesi - 20 Nisan 2005
|