Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Baba Zula

> Biz Biraz Da İstanbul'uz

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Biz Biraz Da İstanbul'uz

Baba Zula, 4. albümü "Duble Oryantal"le bir kez daha karşımızda. Bu albümde de kara mizah, elektronik tınılar ve dinleyenin kanını kaynatan melodiler var. Onların müziğinden karasevdalar, kalleş kadın ve erkek öyküleri beklemeyin. Çünkü yaşadıkları kentin duygusuyla besleniyorlar, yani onlar İstanbul'lar...

Oyun havalarını yeniden yaratıyor Baba Zula, içine kentin seslerini de katarak. "Oriental dub" ismini verdikleri tarzları ile yalnızca Türkiye'de değil Avrupa'da da büyük ilgi gören grup, bu albümünde de ünlü İngiliz prodüktör "Mad Professor" ile çalıştı. Grubun bu seferki konukları ise Alexander Hacke, Özkan Uğur, Hüsnü Şenlendirici, Mehmet Güreli, Brenna Maccrimonn ve Jamaika'dan Sly&Robbie. Biz de grubun kurucuları Murat Ertel ve Levent Akman ile yeni albümlerini ve müziği konuştuk.

-"Baba Zula" nasıl bir araya geldi?

Murat Ertel: Baba Zula, Derviş Zaim sayesinde kuruldu. Kendisi bizden "Tabutta Rövaşata" filmine müzik yapmamızı istedi. Bizim o sıralarda "Zen" diye bir grubumuz vardı. Filmi seyrettik. İki arkadaşımız filmi sevmedikleri ve müzik yapmak istemediklerini söylediler. Geri kalanlar yani bizler, filmi sevdik ve müzik yapma kararı aldık, ama bu çalışmayı "Zen" değil de başka bir grup adı altında yapmayı düşündük. Sonuçta filmin müziklerini yaptık. Aslında Baba Zula bu çalışma sonrası bitecekti, ama ilgi artıp konser, film ve tiyatro teklifleri gelince "Baba Zula" kendi yolunu çizdi.

DOĞU-BATI SENTEZİ

-Tiyatro ile film müzikleri ve albümler yaptınız. Bu çalışmalar arasında müzikal açıdan nasıl bir fark vardı?

M. Ertel: Kendi müzikleriniz sizin hayatınızdan parçalar taşıyor. Diğerinde ise kaynak hazır. Bu sebeple tiyatro veya sinemaya müzik yapmak daha kolay. Kısıtlamalar ve sınırlamalar sizi yönlendiriyor. Mecburiyet bazen işinizi kolaylaştırabiliyor. Kendi müziğinizi yaptığınızda ise çok daha derinlere inmeniz gerekli.

-Siz müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Levent Akman: Bizim müziğimiz yaşadığımız yerin ve duygularımızın müziği, İstanbul'un müziği. İstanbul'da ne varsa bizde de var. Bir bakıma, o çok söylenen doğu-batı sentezi. Günümüz popüler müziğinde olduğu gibi sadece aşk, karasevda, kalleş hatun, kalleş erkek teması değil. Yaşamdan olan tüm duyguları müziğe yansıtmaya çalışıyoruz. Bunu İstanbul açısından düşünürsek, bu albüm farklı birçok milletin yaşadığı bir şehrin anlatımı.

-Peki eleştiriler geliyor mu?

M. Ertel: Bir önceki albüm "Ruhani Oyun Havaları" için "Bunlar oyun havası yapıyorlar, ama bunun neresi ruhani" diyenler olmuştu. Bir kere biz mizah yüklü bir müzik yapıyoruz. Bu Anadolu kültürünün özünde var. İnsanların gülmeye, pozitif enerjiye, dans etmeye, sevişmeye ihtiyaçları var. Biz bu gibi duyguların üstüne gidiyoruz. İnsanların bizi eleştirmeden önce bizi çok iyi dinlemeleri ve bazı kalıpları kırmaları gerekir. Kara mizahla da olsa, politik mesajların illaki marş şeklinde veya sloganlarla verilmesi gerekmez. Bu şekilde de içlerinde direnişi, onurlu bir yükselişi taşıyabilirler.

AYİN GİBİ KONSER

-Aslında sizi sahnede dinlemeden yorum yapmamalı, ne dersiniz?

L. Akman: Günümüz konserlerinde sahnedeki kişi genelde kendini dinleyenlerden soyutluyor. Aralarına bir duvar koyuyor. Biz ise baştan beri konserlerimizi birer ayin, birer tören gibi görüp, bunun bilinci ile sahneye çıktık. Bunu sağlamak için de görsel elemanlardan yararlandık. Şu anda konserlerimizde canlı çizim yapan bir arkadaşımız var, bazen diaları kullanıyoruz, bazen de filmleri. Dansçılara büyük önem veriyoruz. Artık insanlar eğlenirken dans etmekten korkuyor, çekiniyorlar. Müziğin ruhuna katılmıyorlar. Bizim burada yapmak istediğimiz seyircinin tepinmesi, dans etmesi ve müziğe kapılması. Eğer biz sahneden bu dalgalanmayı görebiliyorsak o bize yetiyor.

-"Duble Oryantal" sizin için neyi ifade ediyor?

M. Ertel: Bu albüm "Baba Zula"nın karakterine daha yaklaştığı bir olgunluk albümü. İlk defa sekiz tane sözlü şarkı var. Kendimizi daha net ifade ediyor. Hem Türk müziği ritimleri hem modern enstrümanlarla dolu. Ayrıca Jamaika esintileri var. Reggae de kendini hissettiriyor.

-Yurtdışında da konserler verip festivallere katıldınız, oradaki ilgi nasıldı?

M. Ertel: Yurtdışında bir dalgalanma var ama biz bu dalgalanmayı Türkiye'de İstanbul dışında fazla göremiyoruz, bu da bizi çok üzüyor. Çünkü biz Anadolu'da çalmayı çok istiyoruz. Geçen aylarda Kars'ta, sonra da Isparta ve Antalya'da çaldık ve bu, bizi çok heyecanlandırdı. Avrupa'da çalıyoruz, ama esas önemli olan buradaki tüm insanlara ulaşabilmek. Çünkü bu müziği en iyi anlayabilecekler onlar.

-"Baba Zula" bundan sonra neler yapacak?

M. Ertel-L. Akman: Yakında gösterime girecek olan Fatih Akın'ın İstanbul hakkındaki belgeselinde yer alıyoruz. Biz müziğimizin dünyaya açılmasını arzuluyoruz ve bunu bir misyon olarak benimsiyoruz. Bu noktada da Fatih Akın'ın filminin çok yararlı olacağını düşünüyoruz. Ayrıca bu yaz İspanya'da bir konserimiz olacak.

Cumhuriyet Dergi - 11 Şubat 2005



Gönderen: kargoman22  [12 Eylül 2007 11:21:46]
Okunma Sayısı: 164

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com