Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Şenol Küçükyıldırım

> Risk, Cesaret, Misyon: Ses Üzerine "Tamamen Doğaçlama"

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Risk, Cesaret, Misyon: Ses Üzerine "Tamamen Doğaçlama"

13. Akbank Caz Festivali'nde birçok önemli ismi izleme fırsatı yakalayacak müzikseveler. Bunlardan biri de 19 Ekim'de gerçeleşek olan ve gerek mekanı gerekse konsepti açısından dikkatimizi çeken Şenol Küçükyıldırım liderliğindeki Mother Tongue. Geçtiğimiz dönem Soundness projesiyle Babylon'da bir konser veren ekibe bu defa bas klarinette Tim Hodgkinson da eklenecek ve Tophane-i Amire'de festivalin en ilginç akşamlardan biri yaşanacak.

Bu konser ve genel olarak yaptıkları müziğe dair Şenol Küçükyıldırım ve Onur Türkmen ile söyleştik:

Nasıl bir araya geldiniz, bu projenin oluşumu ve gelişimden bahseder misiniz ?

Onur Türkmen: Bizim müzikal anlamda Şenol'la Boston'dan gelen uzun bir birlikteliğimiz var. Türkiye'ye döndüğümüzde de devamlı çalalım edelim düşüncesi aklımızdaydı ama bizim konseptimize uygun olarak çalabilecek bir müzisyen gelmiyordu aklımıza. Acaba Berkelee'deki arkadaşlarımızdan biriyle mi Türkiye'de bir grup oluşturalım derken MIAM'da saksofoncu Robert Reigle ile tanıştık ve kendisi tam da bizim düşündüğümüz konsepte uyan bir kişiydi. O da free jazz'ı gayet iyi bilen, Cecil Taylor'un workshoplarında uzun süre çalmış, Dimitrescu gibi bestecilerle birliktelikleri de olmuş gerek çağdaş klasik müzik gerekse etnomüzikoloji konularında çok bilgili biri. Bir araya gelip çaldık, hoşumuza gitti, geçen dönem Babylon'daki "Soundness" da bizim üçlü olarak verdiğimiz ilk konserdi. O günden bu yana daha da olgunlaştı yaptığımız müzik. Ortada yazılı bir materyal yok ama çalarken şekilleniyor müzik.

Şenol Küçükyıldırım: Belli bir süre geçti ve herkes de birbirini tanıyor artık.

Tamamen doğaçlama denilince nasıl bir şey algılanıyor / algılanmalı ?

Türkmen: Kimi zaman tamamen doğaçlama dediğinizde çok rahat ve kolaymış gibi algılanabiliyor halbuki tam tersi. Çıkıp sahnede bir şey yaratma aslında çok riskli bir iş. Bu riske karşın hepimizin kafasında bir konsept oluştuğu için sırtımızı bu konsepte dayayabiliyoruz. Neyi yapıp neyi yapmayacağımız çok iyi biliyoruz, belki de background'larımızın birbiriyle çok uyumlu olmasından kaynaklanan bir durum bu. Sözle tam olarak ifade etmenin çok da mümkün olmadığı bu konsepti korumak için şimdi yeni bir müzisyen konusunda çok titiziz, bu trio formatını korumak istiyoruz.

Küçükyıldırım: Çekirdek trio böyle kalacak, eğer altta bir bas sesi istersek bunun için birini düşünebiliriz tabii. Bu da ancak müziğe uygun kişiyi bulursak olacak olan bir şey.

Şu an yaygın olarak dinlenen "caz" a karşın sizin yaptığınız müzikte öne çıkan temel fark ne ?

Türkmen: Bebop gibi bir tarzın metoda dökülmesi kolay, bir sürü kitap var. Ama örneğin Albert Ayler'ın yaptıkları için aynı şeyi söyleyemiyoruz. O yüzden bu tarz avant-garde müzik dışlanıyor, çoğu müzisyen bunun üstüne kafa yormuyor. Hatta çaktırmadan aşşalağayanlar bile var. Bizim yaptğımızla çok örtüşen bir şey de spektral müzik. 70'lerde Fransa'da çıkan bir müzik akımı ve bu sene MIAM'da da bir spektral müzik konferansı olacak. Spektral müzik armoniyi bir tarafa itip genel olarak tını üzerine yoğunlaşan bir şey. Ki bilgisayarların müziğe girmesi ve bilgisayarla farklı sesler elde eilmesiyle de oldukça ilginç sonuçları oluyor. Lafı açılmışken de söyleyelim, Türkiye'de bu spektral müzik konusunda Tolga Yayalar ve Tolga Tüzün uzman isimler.

Tim Hodgkinson'ın sizin çekirdek trio'nuza katılma fikri nasıl ortaya çıktı ?

Türkmen: Bu bahsettiğim spektral müzik konferansı dolayısıyla Robert Reigle, Tim Hodgkinson'ın geleceğini söyledi. Biz de onu hem New York underground'undan hem de etnomüzikolog olarak tanıyoduk, 2-3 sene önce de Roxy'de de oldukça konuşulan bir performansı olmuştu. Bu şekilde Tim Hodgkinson bizim Akbank'taki konserimizdeki kadroya dahil oldu.

Küçükyıldırım: Biz kendi çalışmalarımızı kaydediyoruz devamlı, bundan dolayı Tim Hodgkinson bizim çaldıklarımı dinlemiş olacak konserden önce. Ayrıca konseptimiz belli ve kendisi de bu konsepti bileceği için bir endişemiz yok. Heyecanlı bir şey olacağını düşünüyoruz.

Konserde Tim Hodgkinson grupta klavye mi çalacak ?

Küçükyıldırım: O konuda dinleycileri uyarmak istiyorum, Akbank Caz sitesindeki programa yanlış girilmiş durumda, Tim Hodgkinson konserde bas klarinet çalacak. Kendisi klavye de çalıyor ama dediğim gibi bizimle olan konserde bas klarinet çalacak.

Geçen süre içerisinde bir olgunlaşma olduğunu söylüyorsunuz ama fazla konser vermiyorsunuz. Bunun nedeni ne ?

Küçükyıldırım: Biz kendi içimizde çalıyoruz, konser vermememizin farklı nedenleri var. Müzik endüstrisinin istediklerine karşın biz kendi ilkelerimizi korumak istiyoruz. Bizimki klasik anlamda bir bar müziği değil.

Türkmen: Dinleyicinin gerçekten konsantre olduğu zaman zevk alabileceği bir müzik. O yüzden diğerlerine göre daha zor. Normal caz konseri gibi biraz konuşalım biraz dinleyelim şeklinde yaklaşılırsa anlaşılabilecek bir müzik değil açıkçası yaptığımız.

Küçükyıldırım: Ben şunu söylemek isterim ki, Türkiye'de bu müziği kimse yapmıyor. Kendi adıma hakikaten bu yaptığımı bir misyon olarak görüyorum. Yerleşik kalıpları kırıp farklı bir bakış açısının da olabileceğini göstermek için elimizden geleni yapıyoruz. Buna cesaret eden birileri olması gerekli çünkü.

Türkmen: Cesaretten çok küçümseniyor müzisyenler tarafından, "ne olacak çıkar çalarız" tarzı bir yaklaşım var. "Tamamen doğaçlama" İçine girmeyip dışarından bakılınca böyle algılanabiliyor...

Dünya'da da bebop, cool gibi mainstream akımlar avanat-garde yaklaşımlara göre hep daha çok dinleyiciyi çekiyor. Bunda temel faktör müzik piyasasının dayatması mı yoksa bu tarz müziği algılayıp zevk almak gerçekten bu kadar zor mu ?

Küçükyıldırım: Hayır canım, biz bu tarz müziğe zor diyoruz falan ama aslında öyle değil. Yeter ki açık kafayla oturup dinle. Bu kadar da basit algılanmalı. Şu ana kadar kafalara kazınmış o müzik kalıpları bir tarafa bırakıldığı anda güzellik görülecek.

Türkmen: Ben de şöyle bir ekleme yapayım, bu tarz yaptığımız müzikte ruhani (spiritual) bir yön var. Çünkü cazda ister istemez bir ego savaşı yaşanıyor müzisyenler arasında. Örneğin bir gitariste iltifat ederken "John Scofield gibi çalıyorsun" dediğiniz zaman gerçekten bu bir iltifat olarak alınır, ancak çok kötü bir şey aslında. Yani ortaya bir şey koymamışsınız aslında, varacağın en ileri nokta Scofield gibi çalabilmek! Bizim grupça yapmaya çalıştığımız müzikte ise artık egolardan kurtularak bir şeyin ortaya çıkması söz konusu. Kalıplar, melodi, akorlar; bunlar yok, hiç bir şey yok, saf müzik yapabilme uğraşı söz konusu olan.

Madem yazılı bir materyal yok, provalarda yaptığınız şey konser sırasında nasıl bir hissin verileceğini üzerine çalışmak mı? Bu nasıl gelişiyor ?

Küçükyıldırım: Açıkça konuşulan bir şey yok ama kavramlar var üstünde düşündüğümüz şeyler var. Sonuçta Onur'un dediğine geliyor olay, bütün her şeyi bir kenara bırakıp kendi içimizdekini ortaya çıkarabilmek.

Türkmen: Müzisyenler arasında çok fazla konuşulmayan ama müziğin temelini oluşturan şeyler var. Mesela şöyle bir şey olabilir: çok uzayan seslerden hiç uzamayan seslere doğru çalacaksın. Bu bizim bir parçamız olabilir. Veya çok sessizden gürültüye doğru gitmek. Ya da çalabildiğinin en sessizini çalabilmek. Bu bir müzisyen için oldukça meydan okuyucu bir şey. Bu tarz konseptler bir müzisyen için çok çok önemli. Ama müzisyenler Charlie Parker kalıplarına odaklandıkları için söylediğimiz bu hayati şeyler ikinci planda kalıyor ve ne kadar önemli oldukları da anlaşılamamış oluyor.

Önceden belli bir parça, materyal olmadığı halde (ve soloların nerede biteceği de belli olmadığı halde) çalarken birinizin kaldığı yerden soloya girip duyguyu sürüklüyor ya da değiştirebiliyorsunuz. Nasıl oluyor da bu şekilde birbirinizi algılamayı başarıyorsunuz ?

Küçükyıldırım: İşte olay o. Güzelliği orada zaten... Dinliyoruz tabii, herkes çok konsantre olarak birbirini dinliyor. Çalınan cümlenin tamamladığını hissediyorum. Mesela Onur'un gitar girşinden sonra ben duyguyu başka bir yöne çekmek istiyorum ve o şekilde çalıyorum.

Tam o sırada saksofonda Reigle de başka bir yöne çekmek istese ?

Küçükyıldırım: Çekebilr, çok da güzel olur. Yani üç el ama sanki tek bir el gibi hareket ediyor.

Peki geleceği nasıl görüyorsunuz ? Örneğin yeni jenerasyon, öğrencileriniz... ?

Küçükyıldırım: Ben zaman içinde bir şekilde bu müziğin yaygınlaşacağını biliyorum. Bunun için uğraşıyoruz.

Türkmen: Şu an bizim yaptıklarımıza merakla bakanlara gerçekten bir şey vermeliyiz. Yeni gelen kuşağı gözlemek gerçekten heyecan verici. Bu konuda uğraşan, bir şey aktarabilen sadece Şenol'la ben de değiliz. Uğraşan pek çok müzisyen var ve şöyle bir özelliğimiz var: gerçekten bağımsızız, içteniz ve yaptığımızı sadece müzik için yapıyoruz. O yüzden de genç insanlara güzel şeyler verebileceğimizi düşünüyorum.

Küçükyılıdırım: Şöyle bir örnek vereyim, iki senedir çalıştığım öğrencilerimde görüyorum, konuştuğumuzda bana "meğer ben müzik dinlemeyi bilmiyormuşum ya" diyor. Bu iyi bir şey. Sonra o kişi albüm seçiminde farklı davranıyor, belki farklı müzikleri hemen anlamıyor ama artık zamanı gelince neye bakacağını biliyor. Öğrenciler arasında gözlemlediğim bu durumda da giderek artıyor.

Bir albüm yapma projesi var mı ?

Küçükyıldırım: Elimizde materyal var aslında, çaldıklarımızı kaydediyoruz. Babylon'daki "Soundness" konserinin kaydı da var örneğin. Ben şahsen albüm yapma konusuna sıcak bakıyorum.

Türkmen: En azından albüme yönelik bir kayıt yapacağız. Bakalım nasıl bir şey çıkacak ortaya. Ama bir kayıda girmeyi çok istiyoruz.

Akbank Caz Festivali'nden sonraki konserlerinize dair şu an belli olan bir program var mı ?

Küçükyıldırım: Gelecek Ankara Müzik Festivali'nde çalacağız. Bir de henüz netleşmedi ama Polonya'da caz festivalinden aldığımız bir teklif var.

Bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz.

Küçükyıldırım: Bir de son olarak şunu eklemek istiyorum, bu konserimizi Pakistan'da kaçırılıp öldürülen ve aynı zamanda müzisyen de olan gazeteci Daniel Pearl'e de ithaf ediyoruz.

Www.cazci.com - 05 Ekim 2003



Gönderen: Rocker12  [09 Nisan 2007 00:14:34]
Okunma Sayısı: 80

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com