Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Çilekeş

> Çilekeş Röportajı

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Çilekeş Röportajı

(?)Öncelikle albüm için tebrik etmek istiyorum.

-Çok teşekkürler...

Önce biraz geçmişten bahsedelim. 2002de kuruldunuz ve o günden beri birçok konserde sahne aldınız. 2003 yılında "Fanta Genç Yetenekler Aramızda" yarışmasını kazandınız. Bir de demo çalışmanız var. Bunlardan behseder misin? Tüm bunlar nasıl gelişti?

İlk olarak kendi imkanlarımızla bir takım ev kayıtları yaparak başladık herşeye. Daha sonra ürettiklerimizi rahatlıkla gürültü yapabileceğimiz bir stüdyo ortamında birlikte hayata geçirdik ve çaldığımız zamanlarda hissettiklerimiz bizi bu işe sımsıkı sarılmaya itti. İlk konserimizden giderek sayısı artan bir dinleyici kitlesine sahip olduk. O sıaralar çok az sayıda olan konserlerimize ve bar programlarımıza gelen, devamlı takip edenlerin sayısı arttıkça biz de daha çok platformda canlı performansımızı sergileyebilme şansı bulduk, deneyim kazanmaya çalıştık. Cover parçaların yanı sıra kendi bestelerimizinde ilgi gördüğünü fark ettik ve onlara yoğunlaşmaya başladık. O dönemde de Fanta genç Yetenekler Aramızda Yarışması çıktı karşımıza. Önce İç Anadolu Finalini kazandık ve sonrasında ParkOrman'daki finalde Türkiye Birincisi seçildik. Yarışmayı kazanmak tabi çok mutluluk verici bir olaydı ama bizi asıl sevindiren şey, İstanbul'daki finale Ankara'dan işlerini ,güçlerini hatta sınavlarını bırakıp bizi desteklemeye gelen bir otobüs dolusu dinleyicimiz, dostlarımızdı. O gün Parkorman'da gördüğümüz an "ne olursa olsun biz bu işi bir şekilde başarırız" demiştik... Öyle de oldu, onların desteğiyle önce yarışmayı kazandık, şimdi de albümümüz çıktı...
Fanta Genç Yetenekler Aramızda Yarışması bizim için önemli bir vitrin oldu ve büyük-küçük birçok plak şirketiyle görüşmelere başladık. Referans olması için de canlı çalınmış stüdyo kayıtlarından oluşan yepyeni bestelerimizin olduğu bir demo hazırladık o dönemde...

(?)Albüme dönelim. Oluşum sürecinden bahseder misin? (Anlaşma ve kayıtlar gibi)

-Aslında ülkemizde çıkan birçok rock albümü gibi bizimki de zaman zaman yılan hikayesine dönüştü . Bu karışıklaıkları doğuran şeylerde bizim tutumumuzla şirketlerin amaçları arasındaki bariz uyuşmazlıklardı. Tabi ki bizim gibi yeni ve o zamanlar çok fazla deneyimi olmayan bnir grupla ilgilenmeleri bizi çok sevindiriyordu fakat biz zaman geçtikçe hazır hale gelip kafamızdaki soundu, şarkıları iyi bir albüme dönüştüreceğimzden emindik. bunun için o kadar kısa bir geçmişe sahip olan bir gruba göre fazla şart koştuk. Zaman zaman ukalalık yapmış da olabiliriz . Ama ilk albüm çok önemliydi ve gösterilecek her tavır yapacağımız albümün içimize sinmesi için değerdi. Bu sebeple çok büyük şirketlerin tekliflerini bile teşekkür ederek geri çevirmek zorunda kaldık. En çok umutsuzluğa düştüğümüz sırada geride kalan herşeyi bir kenara bırakıp İstanbul'a taşındık. Herşey ters gidiyordu. ortada ne bir anlaşma ne bir ışık ne de bizdeki o eski şevk vardı. Basçımız çağrı gruptan ayrılmıştı, bir yandan hiç tanımadığımız bir şehirde basçı aramaya başladık....
Kısaca hepimiz "ne işimiz var bizim burda" deyip duruyorduk . Olmayacak gibiydi çünkü. Basçı olarak maNga'dan Cem'in bize eşlik ettiği Bronx konserinden sonra çok çok sevdiğimiz Tarkan Gözübüyük bizimle öyle bir konuşma yaptı ki belki de herşeyin tersine döndüğü, bizi yeniden gaza getiren andı o... PinUp grubundan Ayşegül bizi Seadt ile tanıştırdı vew basçı problemini çözmüş olduk. Hemen ardından da evde yepyeni şarkılardan oluşan ve eski şarkıların yeni aranjelerinden oluşan bir demo yaptık... Bu demoyla birlikte menajerimiz Tolga Avcil, serkan Fidan ve birçok kişinin inanılmaz çabası ile yepyeni kapılar açıldı önümüzde. Kfamızdaki albümü yapacak ve sonuna kadar destekçimiz olacak bir şirketle "On Air" ile anlaştık. Her zaman doğru adamolduğunu düşündüğümüz Volkan Başaran prodüktörümüz olmayı kabul etti ve zamanla adeta grubun bir elemanı kadar yakın oldu bize. Onun tecrübesi, müzik zevki ve Türkiye'de belkide en güzek sound yaratan insan olması sayesinde de prodüksiyondaki önemli ayrıntılar ortaya çıkmaya başladı. Elimizdeki bütün imkanları kayıt güzelliği ve prodüksiyonun orjinal olması için kullandık. Davullar Miam stüdyosunda, diğerleri de On Air da kaydedildi... Çıkan sonuçtan ise herkes fazlasıyla memnun kaldı. Çünkü; emeği geçen herkese göre bu "Çilekeş'in yapması gerektiği gibi bir albümdü. "Sert" bir albümdü.

(?)Albümde farklı isimlerle çalıştınız. Bunun soundunuza getirdiği farklılıklar var mı?

-Prodüktörümüz Volkan Başaran'ın etkisi çok büyük tabii ki. Bizler her ne kadar kendimize güvensek de, şarkılara dördümüzün dışında daha objektif yaklaşabilecek birinin olması çok önemli. Volkan çok iyi bir müzisyen ve kesinlikle bizim için doğru insan diye düşünüyoruz. Çok fazla karışmadı bize, çoğu zaman kendi halimize bıraktı. Şarkıların orjinal hallerini en az bizim kadar korumayı seviyordu. Çok ufak sihirli dokunuşlarda bulundu ve açıklarımızı tam tahmin ettiğimizgibi kapattı...
Albümde yer alan konuk sanatçılarla birlikte sürekli görüştüğümüz ve desteklerini sürekli yanımızda hissettiğimiz müzisyen arkadaşlarımızında soundumuza büyük etkisi var. Burak Gürpınar müzik zevki ve kişilği açısından çok sevdiğimiz, güvendiğimiz bir arkadaşımız. Kürar şarkısının demo halinden beri takipçisiydi ve şarkının sonunda yer almak istedğini söyledi, bizim de gözlerimiz açıldı tabii ki, her zaman başımızın üstünde yeri var kendisinin . Çok keyif aldık... Aynı şekilde Aylin Aslım süper bir müzisyen ve yetmiyor şarkısında sesi kesinlikle "cuk" oturdu. Şarkının atmosferini 2 kat daha derine sürükledi. Gözaltı şarkısında müziğimizde rap öğeleri olmamasına rağmen uzun zamandır takip ettiğimiz ve yaptığı işin kesinlikle 1 numarası olduğunu düşündüğümüz Fuat yer aldı. Biz rock ve rap sentezi yapan bir grup değiliz sadece rock grubuyuz, fakat Gözaltı öyle bir şarkı ki nakaratı dinlerken "Fuat gelsin de buraya rap yapsın" diye bir ses bağırıyordu hepimizin kulağına. Zaten şarkıyı çok seven ve geçen sene kaybettiğimiz sevgili dostumuz Adil rap tutkunuydu. Biz de onun için yapabileceğimiz en anlamlı şarkının Gözaltı'nın Fuat ile yapılmış düeti olacağını düşündük. Sounda etki etmek böyle birşey... Tabii ki Kurban'ın, Mor Ve Ötesi'nin, maNga'nın, Şebnem Ferah'ın, DejaVu'nun, tarkan Gözübüyük'ün, Metropolis'in ve şimdi aklıma gelmeyen birçok müzisyen arkadaşımızın soundumuza büyük etkisi vardır. Hepimiz aynı derdi paylaşıyoruz ne de olsa...

(?)Parçaların oluşumunda kimler hangi görevleri aldı?

-Buna kesin bir cevap verebilmek sanırım mümkün değil, çünkü bu bir grup müziği ve her kafadan bir ses çıkması üzerime kurulan bir yapısı var. Genellikle ilk sesler Görkem ve Ali'den çıktı, devamını ise bir grup olarak bütünlük içinde topladık, her an herşeyin olabildeceği bir tarza sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Bu yüzden bir görev dağılımına gitmektense, içimizden gelen herşeyi değerlendirmeye özen gösteriyoruz. Bu albümdeki şarkıların öncelikle alt yapısı ortaya çıktı, sözler de bu alt yapının hissettirdikleriyle alakalı olarak yazıldı. "Yetmiyor" hariç tabi ki o şarkı önce hissettirdi, daha sonra çaldırttı kendisini...

(?)Mümkünse herr parçayı tematik olarak anlatabilir misin?

-Mümkün olduğu kadar anlatabilirim ama uzun sürebilir .Kendimden Geriye sözleri itibariyle albümün en mutlu şarkısıdır. Ölüm teması karamsar bir şekilde değil, daha pozitif bir yan konu olarak işlendi. Parçanın başından sonuna kadar çok sevilen bir kişiye olan minnettarlığı ve yaşanan mutluluğu anlatıyoruz. Ancak bu şarkıyı tek başına değil de albümün sonundaki "Kendimden Geriye II" ile ele alırsak bir anda işlerin b.ka sardığını görebilirsiniz. "Kendimden Geriye II" nin orta bölümünden itibaren o ana kadar yaşanan güzel şeyler bir anda tersine dönüyor ve ilkinin devamı olarak bambaşka bir hikayeye, karamsar bir atmosfere bürünüyor. Şarkının ilk versiyonunun sonundaki "Sonsuzluk önümdeydi hep ama gidemedim senden uzağa" cümlesi bu kez farklı bir eyleme dönüşüyor ve sonsuzluğa kucak açılıyor "Kendimden geriye kalan tek şey sen"...
Y.O.K bizim ilk bestelediğimiz şarkı. Yalnızlığa olan nefret ve hiç bir çabanın sonuç vermemesi, çaresiz kalma anı anlatılıyor. "Hiç kimse yok!"
Çilekeş(ardıma hiç bakmadan) Y.O.K ile aynı dönemde yazıldı ve yine aynı hikayenin bir adım sonrası. Mutlu olma ümitlerinin tamamen tükendiğini anlatan, çileçeken birinin ağzından dile getirilen bir şarkı.
Ancak; bu kez çözüm kaçmak olarak bulunmuş...
"Siyah şarkısında daha sonra buna tavsiyeler var.
"Gözaltı", bireysel silahlanma ile ilgili bizim ve Fuat'ın düşünceleri içeriyor. Gerek sokakta yürürken hiç tanımadığımız birileri tarafından bir hiç uğruna öldürülme ihtimalimiz, gerekse masum fakat güçsüz, ya da silahsız(!) olduğumuz için özgür bir platformda bile haklarımızı arayamamız ile ilgili. Yaşadığımız şehirden Ankara, İstanbul gibi büyük ve çağdaş şehirler, olarak anılmasına rağmen çıkıp rahatça yürüyebilmekten bile aciz olmamız, sürekli göz hapsinde olmamız ile ilgili...
Kürar; 2004 yaz aylarında Amerika'nın Irak'ı işgalinden sonra yazıldı. Politika ile ilgilenen veya ilgilenmeyen herkesin savunması gereken bir konu işledik. kesinlikle politika yaptığımızı düşünmüyoruz, böyle bir iddiamız kesinlikle yok. Sözler gayet basit ve çok küçük yaşta bir çocuğunda rahatlıkla anlayabileceği türden. Hangi tarihte neresi bombalanmış, neyi elde etmek için veya herhangi bir soruyu gündeme getirmek değil amaç. Burada savunduğumuz tek birşey var; "Hiçbir şey masum insanların öldürülmesi için sebep olamaz! Bu yüzden yapılan hiç bir açıklamayı bahane olarak kabul etmiyoruz!" Doğrudan Bush'a söylenen sözler... "yenemezsin onları kıyamete kadar çeker vurur seni insanlık adına"...
"Yetmiyor" Bu şarkıyı anlatmaya gerek yok sanırım sözleri bir defa okuyunca problemin ne olduğu hemen anlaşılıyor . Ayrılık...
"Körpe" isimli şarkıda yetmiyor ile hemen hemen aynı derdi anlatıyor, ikisinde de ayrılık teması işlendi. Körpede daha umutlu bir yaklaşım var, hala bir beklenti var. Ama sonunda bir sürpriz var, bu da beklentinin bitmesi gerektiğiyle ilgili. Yine de gülümseyerek anlatılıyor herşey. Hüzün olmasına rağmen...
"Sorma" bir aşk şarkısı. Sancılı bir dönemi ve bu dönemde herşeyin anlatılmadığını dile getiriyor. Bazı şeyleri anlamak için kelimelerden daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu anlatıyor.
"Siyah" bizim İstanbul'da yaptığımız ilk şarkı. Grupça ve kişisel olarak geçirdiğimiz kötü bir dönemin ortaya çıkardığı melodiler var bu şarkıda. Sözler ne bulunduğu durumdan kendini hoşnut sanan, fakat sadece kendini kandıran, herhangi bir kişiye yazıldı. Etrafındaki yanlış işleyen olayları, kötüye giden durumu ve kenidisinden uzaklaşıp bambaşka bir kişiliğe dönüşüp hayatını eskisinden çok daha beter bir şekilde yaşadığını kabul etmek istemeyen birine, bir umut ışığı doğurabilme çabası anlatılıyor. Karanlıktan kurtulmak gerekliliğini, tek düze hayatın insanı körelttiğini ve daha fazlasını istemenin gerçekçilik çizgisinde mantıksız olmadığını, aksine şart olduğunu dile getiriyor.

(?)Kürar ne demek? Ve o parça kime yazıldı?

-Amazon yerlilerinin silah olarak kullandıkları borular var, ok atıyor onlarla. Bu okların ucuna sürdükleri zehirin adı "kürar". Az önce söylediğim gibi şarkı Bush'a yazıldı. Şarkı sözlerinde asıl zehirin Bush'un kendisi olduğundan bahsediyoruz. Parçalara bakınca genel hatlarıyla aşk, acı, kayıp ve dönüş ya da dönme istekleriyle dolu. Ayrıca müzikal yapılarmajör olsa da hüzünlü bir yapı hakim. Bu hüzün ve duygusallığın nedeni. Sadece aşk mı?
Hayır, tabii ki sadece aşk değil. Şarkıların hepsi farklı dertler anlatıyor. Bizi ve etrafımızda bizim gibi kendisini eleştirmesi, aşk, savaşi ölüm, özgürlük, ayrılık, yalnızlık ve can sıkıntısına kadar birçok farklı problemden ve zaman zaman çözümlerinden bahsediyoruz. Müzikal yapılar major değil, bütün şarkılarımız minör tonalitelere sahip. Parçalar içinde ufak alterasyonlar ve modülasyonlar olsa da genellikle minör tonaliteleri seviyoruz. Bence minör akorlarla huzurlu şarkılar yapılabileceği gibi, major akorlarla da hüzünlü şarkılar yapılabilir. Mesela Queen, bohemian rhapsody, love of my life gibi... Major fakat hüzünlü şarkılardır...

(?)Güzel bir albüm kapağınız var. Tasarımı kime ait? Seçimi grupça mı yaptınız yoksa tasarlayana mı bıraktınız?

-Kapaktaki "çilekeş" adamı Fatih Uysal isimli bir arkadaşımız yarattı. "Görür görmez kapak bu olsun" dedik, öyle de oldu. Artwork'u Özlem Ölçer'e bıraktık. Tasarımı Tarık Özbalkan yaptı, son kararı her zaman birlikte verdik. "Çilekeş" yazısı da Burak Gürpınar'ın el yazısı. Tamamen doğal...

(?)Resmi sitenize girişte albüm kapağı çıkıyor ve girmek için kalbe tıklanıyor. Çok hoşbir fikir gerçekten... O kalpteki şekil tam olarak ne?

-O kalpte özellikle odaklanılması gereken birşekil yok . Sadece kalp o. Ama oradaki karakterin duruşuna baktığınızda aslında kırık bir kalp olduğunu farkedersiniz...

(?)Herkes çok iyi bilir ki sizin Ankara'da bir Limon Bar döneminiz vardı. Limon Barla ilgili trajik olayı hatırlamak hoş olmayabilir. Fakat sizden o olaylarla ve o tayfayla ilgili bir kaç cümlede olsa görüş/düşünce alabilirmiyim?

O olay hepimizi çok üzdü, çok sevdiğimiz bir dostumuzu, birhiç uğruna kaybettik. O güne kadar Limon Bar bizim ve o tayfanın her gittiğinde mutlu olduğu, vazgeçemeyeceğibir yerdi. Benimsemişti herkes orayı. Hiç bir zaman aklımızdan silinmeyecek anılarımız kaldı orada. Bize, maNga'ya, DejaVu'ya, 84'e ve birçok gruba grup olmayı öğreten yerdir limon bar. En kalabalık olduğu günden, en boş olduğu güne kadar her dakikası ayrı önemlidir bizim için. Bar programlarının konser gibi geçtiği, bizim ilk kitlemizi kazandığımız yerdir orası. Zamanında Metropolisi, John Doe'yu izlemek için sıraya girerdik, can atardık her hafta cuma gecesi olsun diye... O olaydan sonra kapandı tabii bizim çaldığımız gece... Duyduğum kadarıyla Ankara'nın rock bar hayatı da bitmiş... Limon müşterisi için başka barlar zevk vermez olmuş, gidilmez olmuş... Tek kalan şey o güzel anılar ve Ankara'ya gidildiğinde artık barlarda değil, sokaklarda, cafelerde ve Tınalı'da karşılaşılan "tayfa"... Ankara'ya konsere gittiğimizde konser mekanının yarısını hala onlar dolduruyor ve Y.O.K çalarken hepimizin gözleri doluyor, o anılar geliyor aklımıza...

(?)Kimleri dinliyorsunuz? Ya da şöyle sorayım: Sizi müzik yapmaya yönelten grup ya da sanatçı kim?

-Hepimiz birbirimizden gayet alakasız, farklı müzik zevkleri olan insanlarız. Ama ortak zevklerimizden bahsedersek, hepimiz çocukluğumuzda Queen, Pinick Cnk Floyd dinledik. Galiba bunlar en çok bizi müzik yapmaya yöneltenlerdir. Şu an evlerde odalardan dışarıya süzülen müzikler arasında klasik, jazz, funk, trip hop ve birçok birbirinden alakasız şey var. Björk, Portishead, Eric Truffaz, Nick Cave, Jimpster, Laço Tayfa, Aphex Twin, Soffa Survers . Ama grup olarak soundlarından etkilendiğimiz isimler; Tool, Rgae Against The Machine, A perfect circle, Deftones, Dredg, Korn, Faith No More, Incubus, Machine Head ve daha böyle gider... Yerli gruplardan da Kurban, Ünlü, The Climb gibi isimlerden çok etkilendik...

(?)İlerisi için hayalleriniz, planlarınız neler?

-Öncelikle ilk albümümüzdeki tutum bize zaten hangi yoldan gitmek istediğimizi gösteriyor. Bir grubun koca birmüzik hayatında yapabileceği, her şeyi bir senede tüketmek, kendimizi doyurmak istemiyoruz,aksine bu işin bizi giderek daha da fazla hırslandırmasını ve müzik yapmaya her geçen gün daha da fazla acıktırmasını istiyoruz. Aşamalarını zevkini çıkararak geçmeyi seviyoruz, ilk albümden itibaren, bundan sonra yapacağımız tüm albümlerde giderek daha iyisini üretebilmek, dünya standartlarına her seferinde daha çok yaklaşıp bir süre sonra bu platformda çıtayı yükseltecek isimlerden biri olmak için çaba gösteriyoruz. Günü kurtarmaktansa, daha yapılacak birsürü albüm, konser ve değiştirilecek birsürü kafa olduğunu düşünüyoruz. Bunun için her albümde daha iyi sonuç elde etmek, her birinin "olması gerektiği gibi" yapılması için elimizden gelen çabayı göstermek en büyük amacımız...

(?)Soruları cevapladığın için teşekkürler. Son söz senin...

-Korsan çok şirin bir kelimedir. Yapılan hırsızlığın ne kadar ciddi boyutta olduğunu insanlara anlatmak için fazla sempatik bir kelimedir. Bu yüzden artık şuna Korsan değil de "Çalıntı Mal" dersek, insanlar belki o zaman ne kadar kötü bir şey olduğunun farkına varabilir...

Rock Station - 01 Ekim 2005



Gönderen: seboist_dLn  [08 Ağustos 2007 09:14:44]
Okunma Sayısı: 756

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com