Ana Sayfa


















Text Reklamlar:

Yemek Tarifleri
Sağlık Kütüphanesi
Perde



Çilekeş

> Çilekeş

 Biyografi | Diskografi | Fotoğraflar | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basında | Forum
Çilekeş

Çilekeş olumsuz yönde eleştirilecek açığı olmayan çok nadir gruplardan bence. Evet olumsuz eleştiri yok belki ama bunun yerine genel bir kaygı hakim havaya; “Acaba Çilekeş de piyasa olacak mı ?” soruları gündemde. Piyasa olmak tanımı da çeşitli aslında; dinleyici kitlesini artırıp kral tv. de klibi dönen adama da piyasa oldu deniyor, dinleyici kitlesini artırmak için tarzını değiştirene de... Size göre nedir bu “piyasa olmak” dedikleri şey ?

Görkem: Türkiye’ de bugüne kadar rock prodüksiyonları hep daha az insana ulaştığı için öyle bir tavır var. İnsanlar bir grubu benimseyip, kendi keşfettiklerini düşündükleri için çok sahipleniyorlar. Daha sonra grup sesini biraz duyurduğu zaman, o güne kadar desteklemiş olan kemik kitle, grubu sonradan tanıyanların, kendilerinden daha fazla sahiplenecek olma ihtimalinden, korkuyor. Devamında ise; “Eskiden sadece biz dinlerdik, şimdi artık herkes dinliyor, biz dinlerken onlar neredeydi, onları buraya biz getirdik” gibi serzenişler geliyor. Piyasa olmak onlara göre böyle bir şey işte. Bize göre ise, daha fazla insana ulaşmak ya da daha fazla insana ulaşmak için kral tv. de klibimizin dönmesi piyasa olmak değil. Eğer biz Çilekeş' in çizgisinden çıkmadan daha fazla kişiye müziğimizi ulaştırabilirsek, bu yaptığımız müziğin amacına ulaşması ve daha fazla kişinin bizim gibi hissetmesi anlamına gelir. Dinlensin diye yapıyoruz neticede. Dinlenmesin diye yapılmaz ki müzik. Mümkün olduğunca fazla insanla paylaşmak istemek normal o yüzden. Bu durumu piyasa olmak şeklinde tanımlamıyoruz yani.

Ali: İnsan sevdiğini kıskanır tabi. Biz de çok sevdiğimiz yabancı grupları kendimize uygun görmediğimiz insanlar dinleyince rahatsızlık duyduk zaman zaman. Aynı şeyleri hissettiğimiz olmadı değil. Dolayısıyla eski kemik dinleyicinin bu tavrını anlayabiliyorum fakat çok da doğru bulmuyorum. Müzik bu, paylaşmak gerekir. Ha bir de farklı şekilde tanımlanan bir diğer “piyasa olmak” kavramından daha bahsettin. Kitleyi artırmak adına tarz değişikliğine gitmek yani. Öyle bir durumu kabul etmek mümkün değil zaten.

Görkem: Evet, bazı şeylere teslim oluyorsanız fazla satış yapabilmek adına, bu bizim çok desteklediğimiz bir durum değil. Tabii ki rock gruplarının fazla sayıda dinleyiciye ulaşması çok sevindirici birşey ama bu uğurda müziğinizden taviz vermek kabul edilebilir bir davranış olamaz ...

Sedat: Sorunun başına geldiğimizde; “Çilekeş piyasa olacak mı ?”
Biz bu albümde tamamen kendi istediklerimizi yaptık. Bir süre beklememizin, albümün çıkışını biraz geciktirmemizin sebebi de istediğimiz ortam ve şartlarda çalışmaktı zaten. Bundan sonra da bu çizgimizden taviz vermeyi asla düşünmüyoruz. Müzikal tavrımız değişmez. Dolayısı ile böyle bir kaygıya da gerek yok. Rahat olsun herkes.

Cumhur: Bundan sonra yapacağımız müzik de yine yapmak istediğimiz müzik olacak kesinlikle.

Ali: Öte yandan, bizim yaptığımız müziğin piyasa olmak gibi bir durumu da pek yok zaten ...

Yine o kemik kitlenin bu noktada ileri süreceği gerekçe de şu olacaktır belki; “ Tamam evet çok sayıda insan dinlesin, paylaşalım ama dinleyen insanın niteliği, vermek istediğiniz şeyi alabilmesi de önemli bir yerde” Size dönecek olursak eğer, nicelik kadar nitelik de önemli değil mi dinleyici söz konusu olunca ?

Görkem: Hayatımızın belirli kısımlarını onlarla birebir diyaloglar içinde paylaşmadığımız, ya da hepsiyle bir arkadaşlık ilişkisi içinde olmadığımız için nitelikleri bizi çok da ilgilendirmiyor açıkçası. Sonuçta biz onlara bir hizmet sunuyoruz, birşeyler yapıyoruz ve ortaya koyuyoruz. Müzik bir ihtiyaçtır ve bizim için yapmak ne kadar büyük bir ihtiyaçsa onlar için de dinlemek öyle birşey. Evet herkesi ayrı ayrı eleştirebilirsiniz ama bizim “sen şöylesin, bizi dinlemeye hakkın yok” demek gibi bir lüksümüz yok. Herkes hayatının sonuna kadar kendi istediği gibi yaşayıp tercih ettiği niteliklere sahip olabilir. Müzik dinlemek konusunda öyle bir ayrım yapabilmemiz mümkün değil. Yapmamalıyız da zaten. Sonuçta Çilekeş’in müziğinden ve gerçekten anlatmak istediği şeyden hiçbir şey anlamayan biri bu müziği gerçekten sevecek ve anlayacak birinin Çilekeş’ le tanışmasına vesile de olabilir. Bir de bizim istediğimiz müziği yapmaya devam edebilmemiz, aynı oranda güzel işler sunabilmemiz için çok da tercih edilmeyen o adamlara da ihtiyacımız var.

Şu anda çok fazla üretim yapılıyor olması sağlam temelleri olan bir rock müzik sektörü olduğu anlamına gelir mi peki ?

Ali: Daha birşey yok ortada rock müzik sektörü adına. Bir oluşum var sadece. Sağlam temelleri olan bir rock müzik sektörü adına ise hiçbir şey yok zaten.

Ne gerekiyor bu anlamda sağlıklı bir yapılanmaya gitmek için o zaman ?

Ali: Şu anda insanlar rock müzik furyası diye birşeyden bahseder oldular oysa Rock bir kültür. Çok uzun zamandan beri ortada olan bir gerçek, bu ülkede gündemde değildi sadece. Bir rock müzik sektörünün oluşabilmesi ise; çeşitlilik ve ciddi yatırımla mümkün. Yurt dışındaki rock müzik ürünleri nasıl çeşitli ise Türkiye’ de de bu çeşitlenecek, alternatifler artacak ve prodüksiyonlar büyüyecek. Bizim albümümüzün farklı olmasının, istediğimiz soundu yakalamamızın sebebi biraz da bu sanırım, ciddi anlamda müzikal değerlere önem veren bir prodüktör ile çalışmış olmamız yani. Bugüne kadar genelde şirketler taviz vermenizi istiyorlardı yaptığınız işten, biz de böyle tekliflerle karşılaştık zamanında, anlaşamadan masadan kalktığımız çok oldu. Şirket değil orada büyük olan, sensin. Yapmak istediklerinden taviz vermemen lazım. Buna önem verilmeye başlandı yavaş yavaş. Bu hızla giderse, birkaç sene içinde kaliteli bir rock müzik piyasasına sahip olabiliriz sanırım.

Görkem: Yeter ki insanlar rock müziğin kazandığı bu ivmeyi görüp aslında hiç alakası olmayan, o hissi vermeyen ama rock müzik adı altında sunulan prodüksiyonlara para yatırmasınlar.

Ali: Bir de tabi bu sadece müzisyenlerin ya da şirketlerin uğraşıyla da olmuyor. Dinleyicilerin de bazı noktalarda özenli olması gerekiyor. Mesela korsan sağlıklı bir rock müzik sektörünün oluşması önünde çok büyük bir engel. Çünkü zaten herkes de biliyor ki, çok zor şartlar altında ortaya çıkıyor bir prodüksiyon. Bu kadar büyük yatırımlar destek görmezse eğer, yatırımın daha da büyümesi için sebep de kalmıyor ortada. Yani bu durum, sağlam bir duruşa sahip idealist müzisyen ve yapımcıların olması kadar dinleyenlerin gruplara verdiği destekle de çok alakalı.

Bireysel silahlanmadan bahsettik az önce. Bununla ilişkili olan Adil Soydan ve Cem Demirsaran olayına da bir açıklık getirelim... “Gözaltı” diye bir şarkı yaptınız ve insanlar bu şarkının neden bu iki kişiye atfedildiğini merak ediyor ?

Görkem: Evet, 2 arkadaşımızı bu yüzden kaybettik . Adil Soydan bizim Limon Bar’da çaldığımız dönemde çok sevdiğimiz yakın bir arkadaşımızdı. Ünlü Sakarya Caddesi Limon Bar cinayetinde kaybettik onu. Bizim çaldığımız gece, ki Limon’ un son gecesi olmuştur, çok talihsiz bir şekilde olayla hiç alakası bile yokken bıçaklanarak öldürüldü. Cem Demirsaran da yapımcımız Burak Demirsaran’ ın kardeşi. Albümün gitar kayıtlarının devam ettiği dönemde, evine giderken 2 bira için tek kurşunla öldürüldü, hiçbir suçu yokken. Hiçbirimizin güvencesi yok bu konuda. Sokata yürüken sürekli göz hapsinde olduğumuzu ve birşeylerin etkisinde kendimizi değiştirme yoluna gittiğimizi hissediyoruz. Kılık kıyafetimiz de dahil buna. Genel bir tedirginlik hakim havaya yani... Gözaltı bunu anlatıyor işte...Tekrar altını çizmek gerekirse eğer, kesinlikle politik bir mesajı yok.

Ali: Bu arada hep bireysel silahlanma diyoruz ama bu kitlesel silahlanmaya kayıtsız kaldığımız anlamına gelmesin. O da çok rahatsız ediyor bizi. “Gözaltı” bireysel silahlanmaya “ Kürar” ise kitlesel silahlanmaya karşı yapılmış şarkılar ...

Konser trafiğinize baktığımızda hepimizi çok şaşırtan bir “Honduras” durağı var. O konseri nasıl ayarladığınızı merak ediyor herkes...

Ali: Tam da biraz önce konuştuğumuz CocaCola konusu ile alakalı bir konser aslında. Aynı firmanın düzenlediği bir organizasyon. Honduras Güney Amarika’nın en fakir 2. ülkesi. Organizasyonun amacı Honduras’ ta özellikle gençler arasında fazlaca yaygınlaşmış olan uyuşturucu kullanımı ve kriminal suçlara karşı bir duruş sergilemek. Teklif CocaCola’ dan geldi ve biz de tereddütsüz kabul ettik.11 Kasım’ da konser. Oraya varışımız 2 gün süreceği için 8’ inde yola çıkıyoruz.

Heyecanlı mısınız peki ? :)

Görkem: Gidip de dönmemek var :) Şaka bir yana şimdiye kadar verdiğimiz konserlerden çok daha farklı bir deneyim olacağı kesin. İlk defa kendi dinleyicimiz dışında birilerine çalacağız. Ne olacak bilmiyoruz. Honduras’ da ülkemizi futbolu dışında bir de rock grubu ile tanıtacağız. Güzel olacak...

Cumhur: Ben ne olursa olsun çok eğleneceğimize eminim.

09 Ekim 2005



Gönderen: SEREEN  [11 Eylül 2006 13:09:16]
Okunma Sayısı: 887

 

Forum | Aktif Üyeler | Sohbet | Mesaj Merkezi | Müzik Dinle | Müzik Listelerim | Video İzle

Yerli Gruplar | Yabancı Gruplar | Amatör Gruplar | Demolar

Biyografiler | Diskografiler | Sanatçı Fotoğrafları | Şarkı Sözleri | Akorlar ve Tablar | Basın Bilgileri

Üyelik | Ayarlar | Üye Ara | İletişim | Reklam



Site içerisindeki materyallerin kaynak gösterilmeden kopyalanması ve yayınlanması yasaktır.
Copyright © 2007 Anatolianrock.com